Memleketimden futbol manzaraları…

Memleketimden futbol manzaraları…

Uzaklardan…

O Arjantinli yıldız futbola bizim ülkemizde başlasaydı…

Türk futbolunun duayen başkanlarından 4 Ekim 1935 doğumlu İlhan Cavcav, ülke futbolunda nam salmış “futbolcu izleme komitesi”ni Arjantin’in Rosario şehrine, futbol dünyasında adı sanı duyulmamış, üstelik “growth hormone deficiency” (büyüme hormonu yetersizliği) teşhisi konulmuş genç bir yeteneği izlemeye gönderiyor…

24 Haziran 1987 doğumlu genç futbolcu adayını, “Newell’s Old Boys” takımının antrenmanlarında on beş dakika kadar izleyen Cem Onuk başkanlığındaki teknik heyet, çocuğu pek cılız, pek küçük, pek zayıf bulduklarını, aslında yetenekli olduğunu, ancak “sert ligimiz”in müthiş temposuna dayanmasının zor, hatta imkânsız olacağını dile getiriyor. “Bilica’nın, çelimsiz çocuğun bacağını eline vereceği!” korkusuyla bu transfere sıcak bakmadıklarının altını çizip, konuyu başkanlarına “tek sayfalık rapor” halinde sunuyor.

Ancak daha önce nice transferlere imza atmış, hatta Real Madrid’e futbolcu satmış olan kurt başkan, “canım kaybedecek ne var, en fazlasından bir uçak bileti!” düşüncesiyle yola çıkarak, fabrika işçisi bir baba, temizlikçi bir annenin dört çocuğundan biri olan küçük Arjantinliyi babası ile birlikte, asil ve kibar belediye başkanı Melih Gökçek’in dört dönem yönettiği, yapma fıskiyeleri ile sakil bir Arap şehrini andıran Başkent’e getiriyor.

Tabii çocuğun ayda 1000 dolara yaklaşan tedavi masraflarını da üstleniyor.

“İlk zamanlarında çok utangaçtı” diyor onun yıldız takımındaki hocası. Gülümseyerek devam ediyor, “pek konuşmaz, hep önüne bakardı…”

***
YILDIZ ADAYI TÜRK FUTBOLUNDA

Kısa sürede genç takım antremanlarında göz doldurmaya başlıyor küçük futbolcu. Ancak o sezon Gençlerbirliği (A) takımını beş ayrı teknik direktör çalıştırdığı, hiçbiri de alt yapıya kadar gidip maçları izleyecek kadar zaman bulamadığı için, sadece alt yapıda düşük ücretlerle çalışan hocalar, simit ve çay eşliğinde yakından izleme fırsatı buluyor yetenekli gencin hünerlerini.

O sezon, Ankara takımı “Kurşunlu Süper” ligi 14. sırada, küme düşen takımların hemen üzerinde bitiriyor…

Sezon bitince, yeni sezon için anlaştıkları teknik direktörle, iki hafta sonra anlaşamayıp sorunlar yaşayan kulüp yönetimi, hocanın mukavelesini daha ilk antremanına çıkmak nasip olmadan feshediyor. Haliyle, Başkent’e Alex Ferguson gibi kalıcı olma hayaliyle gelen teknik direktör de bavullarını toplamak zorunda kalıyor. Böylece Başkent’in Cumhuriyet ile yaşıt al-karalı kulübü, 2000 senesinden günümüze kadar gelen 11 sezonda, 18. hocayla da yolunu ayırıyor.

İstikrardan söz açılmışken, Sir Alex Ferguson’un görevde bulunduğu 6 Kasım 1986 tarihinden bu yana, Gençlerbirliği’ne 42. hocanın veda ettiğini belirtelim.

Haliyle bizim Arjantinli gencin de (A) takıma çıkma umudu da başka bir bahara kalıyor…

***

İlk sezonunu genç takımda attığı 42 gol ve 35 assistle tamamlayan Arjantinliyi, bir sonraki sezon “pişmesi için” Gençlerbirliği’nin alt yapısı konumunda olan üçüncü lig temsilcisi Hacettepe’ye yolluyor başkan…

O sezon, Cebeci Stadı’nın boş tribünlerinde oynanan maçlarda yıldızı parlayan, sezon sonunda üçüncü lig gol kralı olan 1.69 boyundaki futbolcu bir anda futbolun gündemine oturuyor. Pazar akşamları yayınlanan ve sabaha kadar süren futbol programlarından birinin dördüncü saatinde, kirli sakallı yorumcunun, ”Vay anam vay, neler dönmüş Serhat ya!” cümlesi üzerine, genç yıldızı transfer etmek için ülke futbolunun en zengin üç kulübü kıyasıya yarışa giriyor.

“Kara Kartallar”ın, futbol aleminde “tüpçü” lakabıyla anılan başkanı, bu transfer için kesenin ağzını açtıklarını, bu futbolcuya karşılık geçtiğimiz sezon Gaziantepspor’dan aldıkları iki forvet ve bir orta saha oyuncusu ile 5 milyon Euro para verebileceğini söylüyor.

Bunun üzerine harekete geçen “Sarı Kanaryalar”ın sempatik ve kimseyi kırmayan başkanı, yıldırım hızıyla cipine atlayıp bizzat Ankara’ya kadar giderek Gençlerbirliği kulübü ile yarısı peşin, 12 milyon Euro karşılığında Arjantinli futbolcuyu renklerine bağlıyor. Bu arada futbolcunun babası fiyat konusunda artış istese de başkan, onu ikna ediyor.

Ülke basını, direksiyon koltuğunda başkan, arka koltukta “UFO görmüş sincap” misali bakan futbolcunun yedi tepeli şehre gelişini manşetlere taşıyor.

O esnada Ankara’da, bir uçak bileti fiyatına getirdikleri futbolcudan “un çuvalı” dolusu para kazanan Cavcav ve ekibi sevinçle ellerini oğuşturuyor.

***

GENÇ SEMİH Mİ, O MU?

İlk sezonunda 28 yaşındaki “Genç” Semih’in yedeği olarak genelde kulübede geçiren futbolcu yeteri kadar forma şansı bulamazken, oynadığı 26 maçta 14 gol atıyor, ancak kimine göre çok zayıf oluşu, kimine göre ise İstanbul gecelerinde kız arkadaşı ile fazla görünmesi futboluna olumsuz yansıyor. Bu arada İstanbul basını düzenli olarak “Semih mi, o mu?” sorusuna cevap arıyor.

Bir ara, vatandaşlığa geçirildikten sonra, “Musa” adını alıp Türkiye Milli Takımı’na seçilmesi gündeme gelirken, Cuma namazlarına gitmediği için bu düşünceden vazgeçiliyor…

12 Kasım’da, Fenerbahçe’nin Şampiyonlar Ligi’nde Valencia ile oynadığı maçta ciddi sakatlık geçirirken, üç ay sahalardan uzak kalıyor genç futbolcu. Bu dönemde, Sabah gazetesindeki köşesinde futbolcuyu yazan Hıncal Uluç, “korkak futbolu nedeniyle sakatlandığını, sahada çok zayıf ve çelimsiz göründüğünü, bu çocuktan kesinlikle futbolcu olmayacağını” dile getiriyor.

Bu yazı üzerine ikiye bölünen spor yazarlarından Erman Toroğlu’nun başını çektiği bir kısım yazar, “boyuna değil işlevine bakmak gerektiğini” savunurken, karşı görüşü savunan başka bir yazar, “bu futbolcunun kalıcı olması halinde bikini giyip Taksim meydanında dolaşacağını” iddia ediyor.

4 Mart günü oynanan Türk futbolunun “El Clasico”sunda 10 kişi kalan Fenerbahçe, genç futbolcunun ayağından kazandığı gollerle maçı 3-3’e taşırken, Beşiktaşlı futbolcular kaçan galibiyete yanıyor.

O maçta sakatlanan ve altı hafta sahalardan uzak kalan futbolcu için ülkenin ileri gelen futbol yorumcularından biri; “sakatlığın çok fazla seks yapmaktan meydana geldiğini, futbol oynadığı zamanlarda kendisinin de bu sorunu yaşadığını” dile getiriyor.

Mesele, kendisine danışılan Haydar Dümen’in konuya açıklık getirmesi sonrası kapanıyor.

O sakatlıktan sonra sahalara dönen genç futbolcu, oynadığı üç maçta iki gol atarken, 28 Nisan tarihinde oynanan Galatasaray maçında bir kez daha sakatlanıyor. Basında çıkan haberlere göre, bazı yöneticiler ikinci kez aynı sakatlığı yaşayan futbolcuyu göndermenin yollarını arıyor.

***

Arjantinli futbolcu, geçirdiği üç sezondan sonra elinde bavulu tek başına havaalanında, ülkesi Arjantin’in yolunu tutarken, Türkiye’yi, Boğaz’ı, kebabı ve lokumu çok sevdiğini, ancak uyum sorunları yaşadığını, bir gün mutlaka yeniden ülkemize gelmek istediğini söylüyor.

Fenerbahçeli yazarlardan birinin “gol makinesi diye aldık, çamaşır makinesi çıktı!” cümlesinin hatırlatılması üzerine gülümserken, kendisini geçirmeye gelen menajerine el sallıyor.

Bu arada, onu kulüp yönetiminden ve taraftarlardan kimsenin uğurlamaması gözlerden kaçmıyor.

Onun uçağının kalktığı saatlerde, üç büyük takımın başkanları Gençlerbirliği’nin 20 yaşındaki yeni yıldız adayını transfer etmek için kolları sıvadıklarını, bu transferi gerçekleştirme adına hiçbir özveriden kaçınmayacaklarını dile getiriyor.

Uzaklarda, Gençlerbirliği’nin duayen başkanı bir kez daha ellerini oğuşturuyor…

Ziya Adnan

20 Haziran 2011

LionelMessiYildiz