Premier Lig Seyir Defteri | Tottenham Hotspur, ekim ile gelen galibiyet

Uzaklardan…

Son lig maçında ezeli rakibine mağlup olan, sezona üç galibiyetle başlayıp sonrasında üç maçta kalesinde gördüğü dokuz golle sıfır çeken Tottenham Hotspur’de işler iyi gitmiyor. Evlerinde oynadıkları Aston Villa maçı vesilesiyle Kuzey Londra’nın beyazlı takımının hal ve gidişine naçizane bir bakış…

Tottenham Hotspur’de uzun zamandır çalışan emekçiler adına bardağı taşıran son damla 2020 martında, halka açık duyurudan sadece 30 dakika önce, yüzde 20 maaş kesintisini bildiren bir e-posta düştüğünde gelmişti. Tıpkı sevilmeyen komşu Arsenal gibi, vasat topçulara milyonlar ödeyen bir kulübün zor zamanda tasarrufu emekçiden yapmak istemesini anlamak zor. Tepkiler üzerine Tottenham yönetimi kararından döndü ama ok yaydan çıkmış, güven sarsılmıştı. Kulübün milyarder sahibi Joe Lewis’ten kişisel servetinden kulübe korona virüs pandemisine yardım etmesini istemek yerine, küresel bir pandemi sırasında büyük kişisel belirsizliğin olduğu zamanlarda devlet parasını almaya ve çalışanlarından finansal fedakârlık yapmalarını istemeye hazır bir yönetim anlayışı kötü yönetilmenin emaresiydi görmesini bilenlere. Güven sarsılmıştı bir kere, yaprak dökümü sahada ve saha dışında başladı. Ayrılanlardan biriydi Simon Felstein, 15 yıldır kulübün medya sorumlusuydu, Tottenham maçlarının müdavimi gazetecilere medya ilişkilerinde her türlü desteği sağlar, yüzü hep gülerdi. Ada futbolunda İlk akreditasyonumu aldığım zamanlarda bir Arsenal maçı öncesi medya bölümünde yer kalmayınca koltuğunu bana verecek kadar büyük gönüllü, yardımseverdi. Yakın geçmişte medya ekibinin iki kilit üyesiyle birlikte ayrıldı kulüpten. Yeri dolar mı zaman gösterir. Bu vesileyle kulübün pazarlama direktörü Emma Taylor ve ticari direktörü Victoria Hawksley’nin ayrıldıklarını, on yıldan fazla Tottenham için hukuk danışmanı olarak çalışan Selwyn Tash artık kulüple çalışmadığını hatırlatalım…


Sahaya gelince, naçizane görüşüm, düşüş Mauricio Pochettino ve teknik ekibinin ayrılışıyla başlamıştı, ah Pochettino mahallenin en güzel abisi! Futbolun içinde kulübünü tarihinde ilk kez Şampiyonlar Ligi finaline taşımış bir hocanın o finalden beş ay sonra kovulması da var. Kulüp başkanı Levy 2000’den beri koltuğunda, o zamandan beri kulübün kapısından 17 teknik adam geldi geçti, en son şampiyonluğunu 1961’de yaşayan kulüp adına bekleyiş sürüyor. Bu vesileyle Spurs’den ayrıldıktan sonra ikisi de lig şampiyonluğu yaşayan Christian Eriksen ve Kieran Trippier’i de unutmayalım…

***

Londra’da sonbahar güneşinin ısıttığı ekim ayının ilk pazar günü Tottenham evinde Aston Villa karşısında. 4-3-3 dizilişinde başlıyorlar maça, ileri uçta Moura, Kane, Son üçlüsü, arkalarında Hojbjerg, Skipp, Ndombele. Misafir Aston Villa son lig maçında Manchester United deplasmanından üç puan çıkardı ama Tottenham karşısında şansı tutmuyor. Son 12 lig maçının 10’unda sahadan puansız ayrıldılar. 3-5-2 dizilişinde, ileri uçta Watkins, İngs ikilisi, beşli orta sahanın merkezinde McGinn, Luiz, Ramsey üçlüsü. Maça istekli başlıyorlar, rakibin 3. bölgedeki baskısı karşısında geriden oyun kurmakta zorlanıyor Tottenham. Sağ kanatta Cash, Konsa ikilisiyle pozisyon yaratmaya çalışıyor Villa, ilk 15 dakikada iki takımın da rakip kaleyi bulan vuruşu bulunmuyor.

Sonrasında Son ve Moura’nın hareketlenmesiyle oyunda dengeyi sağlıyor Tottenham, 18’de Moura’nın ceza sahası içinde pasında Son’un vuruşunda top savunmadan dönüyor. Üç dakika sonra Son’un başlattığı atakta Kane’nin gol denemesi isabetsiz. 27’de öne geçiyorlar, Son’un pasında ceza yayının üzerinden sağ köşeyi buluyor Hojbjerg, pozisyonda Villa savunması dengesiz yakalanıyor. Rakibin çabuk oyuncuları karşısında geçiş oyununda zorlanıyor Villa, topu kazandıkları anlarda hücum pozisyonuna süratle geçme niyetindeler ama kaptırdıkları toplar Son, Moura, Kane gibi çabuk ayaklarda tehlikeye dönüşüyor. Topu kenarlara taşındıkları anlarda çizgiye inmeyi denemek yerine geriye dönmeleri pozisyon üretimini kısıtlıyor. 38’de duran top organizasyonunda Targett’in yakın mesafeden vuruş yapmasına izinin vermiyor Tottenham savunmasında Royal. Devrenin bitimine yakın arka arkaya kornerler kullanıyor Villa, 42’de McGinn’in volesiyle gole yaklaşıyorlar. Tottenham’ın topa yüzde 63 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi altı kez yokladığı devre ev sahibi takımın üstünlüğüyle kapanıyor.

2. devrede takımlar aynı kadrolarla sahada. 56’da Villa atağında Targett’in sol çaprazdan gollük vuruşu rakip savunmada Reguilon’dan dönüyor, Tottenham adına şans anı. 53’te Moura’nın çizgiye inip kestiği ortasında Son’un volesi az farkla dışarda. 60’ta ikinci gole yaklaşıyorlar, savunma arkasına atılan pasta Son’un çaprazdan vuruşunu köşeden çıkartıyor Villa kalesinde Martinez, Villa savunması açıklar veriyor. Beraberlik adına kenar ortaları ve taç atışlarında topu direk rakip ceza sahasına yollayarak fırsat yaratmaya çalışan Villa aradığı golü 68’de buluyor, soldan Ings’in ceza sahasına kestiği topu köşeden ağlara gönderiyor Watkins. Golden sonra Villa’da Buendía Ramsey’nin yerine sahada. Uzun sürmüyor sevinçleri, 72’de Son’un soldan ceza sahasına taşıdığı topu uzak direkte bitiriyor Moura, Tottenham yeniden öne geçiyor. Son bölümde tempo yükselirken Villa beraberlik için yükleniyor rakip kaleye, 78’de Buandia’nın plasesi Tottenham kalecisi Lloris’de kalıyor. 87’de Kane’nin vuruşunu çizgide çıkartıyor Villa savunması, beş dakika uzatılan maçta gol olmayınca Tottenham 53.076 taraftarın önünde sahadan 2-1 galip ayrılıp puan cetvelinde 12 puanla 8. sıraya yükseliyor. Maçın adamı Son Heung-Min.

Ziya Adnan

7 Ekim 2021

Championship Günlükleri | QPR haydi uyan!

Uzaklardan…

Bir eylülü daha geride bıraktığımız zamanlarda, 24 takımlı Championship’te ligin en değerli kadrolarına sahip üç takım ilk dört içinde. Oynadığı 11 maçta 22 puan toplayan West Bromwich Albion zirvede, aynı puan ve bir maç eksikle Bournemouth liderin takipçisi. Hafta içinde evinde Swansea City’den üç puanı kapan, sonrasında Coventry City deplasmanında dağılan Fulham 4. sırada. Şaşırtıcı olan geçen sezon ligi 16. bitiren Coventry City’nin yükselişi, liderle aynı puanda Maviler, son maçta Fulham karşısında dört gol buldular. 1992-93 sezonunda perdelerini açan Premier Lig’in kurucu kulüplerinden, 1967-2001 arasında ülke futbolunun demirbaşıydı mavi beyazlılar, sonrası geçmişe ağıt yaktıkları zamanlar…


Onlar gibi geçmişi özleyen QPR, Batı Londra’da Shepherd’s Bush mahallesinin mavi beyazlıları, ah QPR! Premier Lig’in ilk sezonunda ligi Liverpool’un üstünde, 5. sırada bitirdiler, elitler liginde yer aldıkları ilk üç sezonda zirveyi zorladılar ama sonrası hazin. 1995-96 sezonunda Championship’e düştüler, 2000’lerin başında 3. Lig’i gördüler. 2011’de 15 sene ayrı kaldıkları Premier Lig’e döndüler ama tutunamadılar. 2013-2014 sezonunda play-off maçları sonunda tekrar döndüler, lakin bir sezon dayanabildiler. Championship’te iyi başlamadıkları 2020-21 sezonunun ikinci yarısında toparlanarak ligi 9. sırada bitirdiler. 2000’den beri 31 teknik adamla çalıştılar, 2019’dan beri takımın başında 59 yaşındaki Mark Warburton var. Yeni sezonda 24 kişilik kadronun değeri 30,9 milyon sterlin, 15 futbolcusu İngiltere dışında dünyaya gelmiş…

Ekim ayının ilk cumartesi günü ligde 8. sıradaki QPR evinde Preston North End karşısında. Onlara da selam çakalım, İngiltere’nin kuzeybatısında Ribble nehrinin kıyısına kurulmuş, 2002’de şehir statüsünü almış 123 bin nüfuslu tarihi şehrin takımı, nam-ı diğer ‘The Lilywhites’ (Beyaz Zambaklar). Ev sahibi 3-4-1-2 dizilişinde, ileri uçta Dykes ve Gray’in arkasında oyun kurucuları Chair. Ligde 17. sıradaki Preston aynı dizilişte, ileri uçta Jakobsen, Maguire’ın arkasında oyun kurucuları Johnson. Çiseleyen yağmur altında ilk bölümde çok top kaybı yapıyor iki takım, geriden pasla çıkıp orta sahayı kontrol etmeye çalışan QPR, sol kanatta Odubajo çabukluğuyla göze batanlardan. İlk gol denemesi 10. dakikada, sağdan Willock’un ortaladığı topa ceza sahası içinde Charir’in vuruşu rakip savunmadan dönüyor. Sonrasında baskıyı kuruyorlar ama ilk 15 dakikada topa yüzde 70 oranında sahip olmalarına rağmen pozisyon üretemiyor mavi beyazlılar. 17’de beklenen gol geliyor, rakip savunmanın eksik yakalandığı pozisyonda Dykes sağda Gray’i görüyor, onun ceza sahasına yerden pasını uzak köşeye bırakan yine Dyke oluyor, pozisyonda ilk vuruşunda savunmadan dönen topta fırsatçılığı kayda değer. Rakibin set oyununa karşı geniş alanları iyi kullanıyor ev sahibi, Preston geçiş oyununda aceleci ama aradığı fırsat 27’de geliyor. Savunma arkasına Maguire’ın pasında Jakobsen QPR kalecisi Dieng’in yanından topu ağlara yolluyor, 1-1. Golden sonra orta saha direnci artıyor misafir takımın, oyuna 25’te giren 8 numaraları Browne ataklara yöne veren oyuncuları. QPR’ın topa yüzde 60 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi sekiz kez yokladığı devre karşılıklı gollerle kapanıyor.

2. devreye golle başlıyor Preston, QPR savunmasının müdahale etmekte geç kaldığı topta ilk golün pasını veren Maguire çizgiye inip sağdan ceza sahasına kesiyor, Earl’e yakın mesafeden sadece dokunmak kalıyor. Golün şokunu atlattıktan sonra beraberlik için yükleniyor QPR, topu 3. bölgeye taşıdıkları anlarda bitirici oyuncularının olmayışı göze batan zaafları. 54’te Chair’in pasında Ball’ın ceza sahası dışından vuruşu Preston kalecisi İversen’da kalıyor. Rakibin kopuk baskısına karşı savunmadan pasla ve etkili çıkıyor misafir takım, önde olmanın verdiği özgüvenle 3. bölgede çabuk çoğalıyorlar. 64’te Lindsay’nin kafa vuruşuyla gole yaklaşıyorlar, duran toplarda alan-adam markajı arasında bocalıyor QPR savunması. 69’da QPR’da ileri uçta Gray yerini Austin’e bırakıyor. Preston’un daha üretken olduğu anlarda golü bulan QPR oluyor, 71’de duran top organizasyonunda savunmadan çıkan Dunne yakın mesafeden kaçırmıyor. Beraberlik golü ateşliyor tribünleri, baskıyı artırıyorlar, 74’te takımın en iyisi Chair ceza sahası içinde rakip savunmanın topa uzak kaldığı pozisyonda yerden uzak köşeye sert vuruyor, skor 3-2’ye geliyor. 23 yaşındaki Faslı takımın göze batanı, Belçika’da dünyaya gelmiş, Fas Milli Takımında forma giyiyor. Kalan dakikalarda başka gol olmayınca üç puanı üç golle kapan QPR, Fulham’ın iki puan arkasında 6. sıraya yerleşiyor. Milli maç arasından sonra Craven Cottage’da karşılaşacak iki takım, izleme fırsatı bulan Batı Londra derbisini kaçırmasın. QPR’a gelince, “Hadi uyan, aydınlığa çık da çil gözlerin ışısın, ilkyazlar sıcağı biriksin yüreğine, yoksul olsan da uyan” der Metin Eloğu dizelerinde. Ondan alıntıyla, haydi uyan diyorum mavi beyazlılara, dönsünler artık bıraktıkları yere…

Ziya Adnan

5 ekim 2021

Crystal Palace-Brighton: Acı kahve, acı rekabet…

Uzaklardan…

Küme düşme korkusu yaşadığı 2020-21 sezonunu düşme potasının iki basamak üzerinde, 16. sırada bitirdi Brighton & Hove Albion, ülkenin güneydoğusunda East Sussex bölgesinin 273 bin nüfuslu, çoklarınca ülkenin yaşanılacak en güzel yeri olarak görülen enfes sahil şehrinin mavi beyazlı takımı, namı-diğer “Seagulls” (Martılar)… Yeni sezona fırtına misali başladılar, 5 maçtan çıkardıkları 12 puanla 6. sıradalar. 26 kişilik kadronun yaş ortalaması 25,8 ve toplam değeri 223 milyon sterlin. Eylül ayının son günlerinde, sonbaharın geldiğini hatırlatan serin Londra akşamında ezeli rakibi Crystal Palace karşında sahaya çıkan takımın hal ve gidişine naçizane bir bakış…

Farklı şehirlerin takımları olmalarına rağmen, iki takımın da güneyde yer alması, aralarındaki bağlantıyı sağlayan otoyol nedeniyle Brighton-Crystal Palace rekabeti “M23 derbisi” olarak nam salmış Ada futbolunda. Rekabetin hikâyesi ilginç, Tottenham’da oynadıkları günlerde pek geçinemeyen Terry Venables ve Alan Mullery, 1976’da bir ay arayla arayla 3. takımları Palace ve Brighton’a teknik direktör olarak atanmışlar. İki takım o sezon lig ve kupada beş kez karşılaşmış. Fanatik bir Palace taraftarının Mullery’nin üzerine bir fincan kahve fırlattığı dördüncü karşılaşmadan sonra iki takım arasında ipler gerilmiş. Brighton’un hocası cebinden bir avuç bozuk para çıkarmış ve “Değerin bu kadar, Crystal Palace!” diye bağırmış. Sonrasında polis eşliğinde stattan ayrılan hocaya, futbolun marka değerini zedelediği için 100 Sterlin para ceza cezası vermiş futbol federasyonu. Velhasıl 60 kilometre uzakta bulunan iki kulüp arasındaki acı rekabete havada uçuşan bir fincan kahve, madeni paralar ve rakibi küçümseme vesile olmuş. Her kahvenin 40 yıllık hatırı olmuyor anlayacağınız…

Misafir Brighton 3-4-1-2 dizilişinde başlıyor maça, ileri uçta Welbeck, Maupay ikilisin arkasında oyun kurucuları Trossard. Ev sahibi Crystal Palace beş maçta bir galibiyet, iki beraberlikle beş puanda, evlerinde oynadıkları iki maçta mağlup olmadılar. 4-3-3 dizilişinde başlıyorlar maça, ileri uçta Ayew, Edouard, Zaha üçlüsü. Ateşli taraftarının desteğiyle maça iştahlı başlıyorlar, sol kanatta Zaha gole yakın silahları. 8. dakikada, ilk tehlikeli pozisyonda Chelsea’den kiralik Conor Gallagher’in çaprazdan vuruşu rakip savunmadan dönüyor. İlk bolümde tüm baskısına rağmen net gol fırsatı üretemiyor Palace, Brighton savunmasının ortasında Dunk takımını organize eden oyuncu. Rakibin iştahı karşısında yan ve geri paslarla tempoyu düşürmeye çalışıyor misafir takım, 19’da Palace Edouard’ın vuruşuyla rakip kaleyi yokluyor, top Brighton kalecisi Sanchez’de kalıyor. Ofansif organizasyonlarının çoğunlukla rakip savunmanın sağındaki Weltman uzerine geliştiriyor Palace, ancak hatasız oynuyor 29 yaşındaki Hollandalı savunmacı. 30’dan sonra oyunda dengeyi kuruyor Brighton, ilk tehlikeli ataklarında Gross’un ortasına isabetsiz vuruyor Trossard. 36’da ilk fırsatı yakalıyor Zaha ile rakip kaleyi yokluyor Palace, yerden vuruşunda kaleci Sanchez’i geçemiyor. Topa daha çok sahip olmasına rağmen ileri uçta Edouard çok yalnız ev sahibi takımda. Devrenin bitimine yakın takımın göze batanı Callagher’ın ceza sahasında düşürülmesiyle penaltı kazanıyorlar, Zaha takımını öne geçirirken karara uzun süre itiraz ediyor Brighton’lu futbolcular. Palace topa yüzde 57 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi 7 kez yokladığı devreyi tek golle önde kapatıyor.

2. devreye değişlikle başlıyor Brighton, savunmanın solunda Burn yerini Alzate’ye bırakıyor. 51’de duran top organizasyonunda savunmadan gelen Dunk’un kafa vuruşuyla beraberliğe yaklaşıyor Brighton, Palace kalesinde Guaita topu kornere çeliyor. 55’ten sonra beraberlik adına ileri uçta daha kalabalık misafir takım ama Crystal Palace’ın sahanın her yerindeki baskısı, yüksek enerjisi karşısında pozisyon üretemiyorlar. 65’te oyuna sonradan giren Alzate sakatlanıp çıkarken Moder’i sahaya sürüyor hocası Graham Potter. 67’de beraberliğe yaklaşıyor Brighton, Moder, sağdan ceza sahasına kesiyor, Welbeck’den önce savunmada Guehi müdahale ediyor. 71’de iki değişiklik yapıyor Palace’ın hocası Vieira, Edouard ve Milivojevic’in yerlerine Kouyate ve Benteke sahada. 77’de net fırsatı harcıyor Palace, Benteke’nin pasında kaleciyle karşı karşıya kaldığı pozisyonda isabetsiz vuruyor Ayew. Son bölümde beraberlik adına yükleniyor Brighton ama final paslarında etkisizler, ikinci toplarda çok üstün Palace rakibe pozisyon vermiyor. 90’da Gross’un ortasında Duffy’nin kafa vuruşu Palace kalecisi Guaita’da kalıyor. Beş dakika uzatılan maçın kader anı son anda geliyor, Brighton atağında Moder’in savunma arkasına pasını aşırtma vuruşla ağlara gönderen Maupay takımını beraberliğe taşıyor. Velhasıl Brighton’ın pozisyon yaratamadığı için sahadan puansız ayrıldığını yazmaya başlamışken, Ayew’in kaçırdığı net gol ve ıskalaması kaleci Guaita’nın hatası bitişi değiştiriyor. Velhasıl acı derbide karşılıklı gollerle puanlar paylaşılırken maçtan sonra Palace’ın hocası Vieira son saniyede gelen gole çok üzüldüklerini, hayal kırıklığına uğradıklarını dile getiriyor ve devam ediyor: “Ne kadar zor olacağını biliyorduk. Gerçekten iyi bir oyun oynadık, belki topu istediğimiz gibi kullanamadık ama oyunda gelişmelerini engelledik. Tutarlı davrandık ve maçın son vuruşunda bir gol yedik, bu kabul edilmesi zor bir şey.”

Ziya Adnan

2 Ekim 2021

Premier Lig Seyir Defteri | Kuzey Londra: Başarıya hasret kalmışların derbisi

Uzaklardan…

Ada futbolunun en sert derbilerinden, her ne kadar futbol âleminde ‘Kuzey Londra’ derbisi olarak bilinse de ilk oynandığı senelerde şehrin güney ve kuzey yakalarındaki iki takımın rekabetiymiş. 1887’nin kasım ayında ilk kez karşılaştıklarında, Güney Londra’nın Plumbstead semtinde ‘Royal Arsenal’ adıyla bilinirmiş kırmızı beyazlı Arsenal, sonraları taşınmış kuzeye. İkisi de nicedir başarıya hasret… Tottenham Hotspur en son şampiyonluğunu hayatın siyah beyaz olduğu, insanoğlunun henüz aya ayak basmadığı zamanlarda, 1960-61 sezonunda kazanmış, sonrası hep ummak ve beklemekle geçen zamanlar, 1977’de küme düşmüşlükleri bile var. Eylülün son pazar günü Emirates Stadı’nda karşılaşan iki takımın hal ve gidişine o maç vesilesiyle naçizane bir bakış…

En son şampiyonluğunu 2003-04 sezonunda Wenger döneminde yaşadı Arsenal, sonrası eylül gibi hüzünlü. 2021-22 sezonunun ilk üç maçında kalelerinde dokuz gol görürken puan çıkartamadılar, sonra toparlandılar, evlerinde Norwich City ve deplasmanda Burnley karşısında sahadan üç puanla ayrıldılar. Tottenham ise sezona üç galibiyetle başladı, üstelik kaptanları golcüleri Kane’nin takımdan uzak kaldığı zamanlarda. Sonrasında Crystal Palace ve Chelsea karşısında dağıldılar, kalelerinde 6 gol görürken bekleyişin süreceğini sinyalini verdiler. Misafir takım Arsenal’e karşı oynadığı son 28 deplasman maçının sadece birini kazandı (11 beraberlik, 16 mağlubiyet), ancak son beş sezonda ligi rakiplerinin üzerinde bitirdiler, sevdalıları için bir teselli niyetine…

Ev sahibi Arsenal 4-2-3-1 dizilişinde, golcüleri Aubameyang’ın arkasında Saka, Odegaard, Smith-Rowe üçlüsü. Misafir Tottenham 4-3-3 dizilişinde, ileri uçta Moura, Kane, Son üçlüsü. Arsenal savunmasının sağında Tomiyasu’nun Tottenham’ın önemli hücum silahı Son ile mücadelesi iki Asyalıyı karşı karşıya getirecek. İki takım birbirini yoklayan boksörler misali temkinli başlıyor, 3. bölgede Odegaard ve Aubameyang’ın baskısı karşısında oyunu geriden kurmakta zorlanıyor misafir takım. 12’de öne geçiyor Arsenal, Saka’nın sağdan ceza sahasına kestiği topu yerden vuruşla ağlara gönderiyor Smith-Rowe, pozisyonda Tottenham savunmasının adam paylaşımı hocaları Nuno-Espirito’yu düşündürmüştür. 27’de fark ikiye çıkıyor, Tottenham savunmasının az adamla yakalandığı pozisyonda Aubameyang pozisyonu başlatan ve bitiren isim oluyor, Smith-Rowe’un sol kanattan ceza sahasına kestiği topu uzak köşeye göndererek takımını 2-0’a taşıyor 14 numara. İlk golde olduğu gibi adam paylaşımı ve kademede yetersiz Tottenham savunmasında. 34’te bu kez Saka çıkıyor sahneye, Kane’nin kaptırdığı topta çabuk çıkıyor Arsenal, Saka ceza sahasına kesiyor, hatasını telafi etmek isteyen Kane’nin müdahalesi sonucu top Saka’nın önünde kalıyor, soluyla uzak köşeyi buluyor 7 numara. Arsenal topa yüzde 59 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi altı kez yokladığı devreyi üç farkla önde kapatıyor.

2. devreye iki değişiklikle çıkıyor Tottenham, Royal ve Skipp, Tanganga ve Alli’nin yerlerine sahada. 78’de farkı ikiye indiriyor Tottenham, Gil’in soldan ortaladığı topu sert vuruşla ağlara gönderen Son. Kalan dakikalarda başka gol olmayınca Arsenal Kuzey Londra derbisini 3-1 kazanıyor. Maçın adamı, yaratıcılığı ve enerjisiyle ilk golün sahibi Smith-Rowe. Bu vesileyle Tottenham’ın, Premier Lig tarihinde 1993-94’te 17. sırada bitiren Everton’dan sonra sezonun ilk üç maçını kazanıp sonraki üç maçını kaybeden ikinci takım olduğunu hatırlatalım. Maçtan sonra Arsenal’in hocası Mikel Arteta, “Bu galibiyet taraftarındır. Desteklerine ihtiyacımız olduğunda oradaydılar. Maça iyi başladık ve kararlıydık. İkinci yarıda yapmamız gerekeni yaptık” diyor.

Ziya Adnan

1 Ekim 2021

Premier Lig Seyir Defteri | Brentford FC; bu sonbahar bir başka…

Uzaklardan…

1998 senesinde 4. Lig’e düştüler, kapanma noktasına geldikleri 90’ların sonunda sevdalıların maç günleri aralarında para toplayıp alt liglerde futbola tutunmaya çalışan takımlarına yardım elini uzattıkları, dara düştükleri zamanları yaşadılar. Sonrasında toparlandılar, 4 sezonda bir üst lige yükselme fırsatını play-off finallerinde kaybettiler. 2020-21 sezonunun sonunda, 74 senelik aradan sonra döndüler ülke futbolunun en üst ligine. Son 5 sezonda sattıkları futbolculardan 120 milyon sterlinin üzerinde kazandılar, 2019-20 sezonunun başında 17.250 kapasiteli yeni mabetlerine taşındılar. Londra’nın batısında, Middlesex bölgesinde, adını kıyısına kurulduğu nehirden alan 30 bin nüfuslu kasabanın sarı siyahlı ‘Arılarının’ evlerinde oynadıkları Liverpool maçı vesilesiyle yükselişine naçizane bir bakış…

“Sonbahar sanattır, diğerleri mevsim” der Cemal Süreya, eylülün son cumartesi gününde Premier Lig’in yeni takımı Brentford evinde ligin dişlisi Liverpool karşısında. Misafir takım Premier Lig’de yükselen takımlara karşı oynadığı son 27 maçın sadece birini kaybetti (22 galibiyet, dört beraberlik), geçen sezon evinde bizim Fulham’a 1-0 yenildiklerini hatırlatalım. Kırmızılar ligde en uzun yenilmezlik serisinde (12 galibiyet, üç beraberlik). 2017’de lig tarihinde arka arkaya 4 deplasman maçında 3 golden fazlasını bularak kırdıkları rekoru bu sezon yenileme hedefindeler. Ev sahibi Brentford’u yazıp golcülerini yazmadan olmaz. Takımın parlayanı Ivan Toney’i 2018 yazında 650 bin sterlin karşılığında 3. Lig takımı Peterborough United’dan transfer ettiler. Geçen sezon 31 golle Championship’in gol rekorunu kırdı 25 yaşındaki golcü, bu sezon bıraktığı yerden devam ediyor, 5 maçta 2 gol 3 asistle takımın en üretken oyuncusu. Ev sahibi Brentford 3-5-2 dizilişinde, ileri uçta Mbeumo, Toney ikilisi. Liverpool 4-3-3 dizilişinde, ileri uçta Salah, Jota, Mane üçlüsü. İlk bölümde topa daha çok sahip misafir takım, Brentford takım halinde savunmada. 8. dakikada Jota’nın savunma arkasına enfes pasında Salah’ın gollük vuruşunu çizgide çıkartıyor Brentford savunmasında Ajer, o pozisyon maça hareket getiriyor. İki takımın da orta sahayı çabuk geçtiği dakikalarda, 12’de Toney’in pasında Mbeumo’nun aşırtma vuruşunda Liverpool kalesinde Alisson’u geçen topu çizgide çıkartıyor Matip, Brentford sevdalıları kaçan gole hayıflanıyor. Tempolu, izlemesi keyifli İlk 15 dakikada iki takımın çabuk oyuncuları fırsatlar yakalıyor, Toney ve Mbeumo ev sahibinin gole yakın oyuncuları. Liverpool orta sahasının sağında Jones, enerjisi, mücadelesiyle sahanın göze batanı, takımın alt yapısından yetişmiş 17 numara. 27’de öne geçiyor Brentford, Canos’un sağdan kullandığı duran topta Toney dokunuyor, uzak direkte Pinnock topu ağlara gönderiyor. Ancak uzun sürmüyor gol sevinçleri, 31’de Brentford savunmasının dengesiz yakalandığı pozisyonda Henderson’un asistinde kafayla yakın mesafeden topu ağlara gönderen Jota. Geçen sezonun başından beri sadece Dominic Calvert-Lewin (8), Christian Benteke (6) ve Edinson Cavani’nin (6), Diogo Jota’dan (5) fazla kafa golü attığını hatırlatalım. 39’da ikinci gole yaklaşıyorlar, Jones’un direkten dönen vuruşunda yakın mesafeden kaleci Raya’yı geçemiyor Jota. Akabinde ev sahibinde sakatlanan Pinnock yerini Zanka’ya bırakıyor. Brenford’un topa yüzde 34 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi 6 kez yokladığı, dişe diş oynadığı devre karşılıklı gollerle kapanıyor.

2. devreye ofansif başlıyor Brentford ama zaafları savunmadan çıkarken kaptırdıkları toplar. 49’da Jota’nın yakın mesafeden vuruşunu köşeden çıkartıyor Raya, Brentford kalecisi savunma hatasını telafi ediyor. Liverpool oyuna genişlik kazandırdığı anlarda sağ kanatta Salah ile tehlikeli, 54’te onun golüyle öne geçiyorlar, Fabionho’nun savunma arkası pasını plaseyle gole çeviriyor 11 numara, Premier Lig’de 100. golü. Geriye düşmesine rağmen oyundan kopmuyor ev sahibi, 63’te beraberliği yakalıyorlar. Jansson’un direkten dönen vuruşunu yakın mesafeden kafayla ağlara gönderen Janelt. Maç şimdi 2-2. 70’te yeniden öne geçiyor misafir takım, rakip ceza sahasının solundan sert vuruyor Jones, Ajer’e çarpan top Raya’nın yanından ağlara gidiyor. Akabinde Jones’un yerine Firmino’yu sahaya sürüyor Klopp, Brentford beraberlik için yükleniyor. Son bölümde yan ve geri paslarla tempoyu düşürüyor Liverpool, Brentford biraz yorgun bu bölümde. 77’de Firmino’nun lokum misali pasında net fırsattan yararlanmıyor Salah. O pozisyon muhtemel maçın kırılma anı. 81’de bir kez daha beraberliği yakalıyor ev sahibi, ceza sahasına ortalanan topu yakın mesafeden tamamlıyor oyuna sonradan giren Wissa, maç 3-3’e gelirken Community Stadı yıkılıyor. 5 dakika uzatılan ve nefesleri kesen maçta başka gol olmayınca üçer gol bulan 2 takım puanları paylaşıyor. Maçtan sonra hocaları Thomas Frank, ilk bölümde çok açık oynadıklarını, Liverpool gibi üst düzey bir takım karşısında pozisyonlar bulduklarını, ofansif oyunda çok etkili oynadıklarını, takımın performansını inanılmaz derecede iyi bulduğunu ancak savunmada hatalar yaptıklarını, bunu azaltmaları gerektiğini dile getiriyor ve devam ediyor: “Takım ruhu ve mücadele isteğimizle gurur duydum, şampiyonluğa en yakın takımlardan biri karşısında dişe diş oynadık, kazanabilirdik.”

Ziya Adnan

28 Eylül 2021

Londra derbisi vesiyesiyle Thomas Tuchel

Uzaklardan…

Tuchel, detaya önem veren hocalardan, Mainz zamanlarında paslaşmayı ve hareketi geliştirmek için antrenman sahasının köşelerini kestiği, gereksiz faulleri sınırlamak için oyuncularını savunma idmanlarında tenis toplarıyla çalıştırdığı biliniyor.

29 Ağustos 1973’te Bavyera bölgesinin Krumbach kasabasında dünyaya gelmiş Thomas Tuchel, okul yıllarında merak salmış futbola ama hayalinde pilot olmak varmış. 1988’de 15 yaşına bastığı zamanlarda FC Augsburg akademisine kabul edilmiş, ancak takımla sahaya çıkma fırsatı bulamayınca 1992’de Almanya 2. Lig takımlarından Stuttgarter Kickers’in saflarına katılmış. 1992-93 sezonunda sekiz maçta forma giymiş, sert, disiplinli, kaybetmeyi sevmeyen bir savunma oyuncusu olduğunu dile getiriyor kariyerine dair söyleşilerinde. 1994-98 arasında SSV Ulm takımında savunmanın ortasında görev yapmış ancak futbolculuk kariyeri 24 yaşına bastığı zamanlarda geçirdiği diz sakatlığı sonrasında son bulmuş. Teknik direktörlük macerası 2000’de VfB Stuttgart’ta genç takımında başlamış. O yıllarda takımda yer alan Mario Gómez ve Holger Badstuber’ın gelişimine yardımcı olmuş. 2004-05 sezonunda 19 yaş altı takımını çalıştırmış. 2005’te Augsburg’a dönmüş ve kulüp sportif direktörü Andreas Rettig, onu genç takım koordinatörlüğüne getirmiş. Üç sene boyunca koordinatör olarak görev yaptıktan sonra 2007-08 sezonunda FC Augsburg ‘A’ takımının hocalığına terfi etmiş. Takımın o sezon 18 takımlı ligde 4. sırayı alması tarihe düşen notlar. Sonrası müthiş bir yükseliş hikâyesi, 2009’da Mainz’in başına geçişi, kulübün kısıtlı bütçesine rağmen ilk sezonunda takımın ligi 9. sırada tamamlaması… 2014’e kadar kaldığı takımdaki verileri kayda değer, 182 maçta 72 galibiyet, 46 beraberlik ve 64 mağlubiyet ve yüzde 39,56’lık bir galibiyet yüzdesi. 2015’te Dortmund’dan ayrılan Klopp’un yerine gelişi, ilk sezonunda kıl payı kaçırdığı şampiyonluk, sezon sonunda takımın topladığı 78 puanın kulüp tarihinin en iyi ikinci derecesi, takımın Şampiyonlar Ligi’nde çeyrek finale kadar yükselişi… Detaya önem veren hocalardan, Mainz zamanlarında paslaşmayı ve hareketi geliştirmek için antrenman sahasının köşelerini kestiği, gereksiz faulleri sınırlamak için oyuncularını savunma antrenmanlarında tenis toplarıyla çalıştırdığı biliniyor. Aynı zamanda futbolcularının psikolojik unsurlarıyla da ilgileniyor. Mainz döneminde oyuncularını 30 sayfalık bir değerlendirmeyle sonuçlanan bir zihinsel teste tabi tutmuş. O yılları anlattığı söyleşisinde “Football Hackers: The Science and Art of Data Revolution” kitabının yazarı Christophe Berman’a sadece antrenman içeriğini değil, oyuncularıyla iletişim kurma şeklini de kişiselleştirmek istediğini dile getiriyor…

Yazın bittiğini hatırlatan yağmurlu Londra gününde Tuchel’in takımı Tottenham Hotspur deplasmanında 3-2-4-2-1 dizilişinde. Golcüleri Lukaku’nun arkasında Mount, Havertz ikilisi. Ev sahibi Tottenham 4-3-3 dizilişinde, ileri uçta Lo Celso, Kane, Son üçlüsü. Maçtan önce 81 yaşında aramızdan ayrılan Tottenham Hotspur efsanesi Jimmy Greaves için alkışlarla saygı duruşu, eski günlerin anısına. Tottenham’ın topa yüzde 51 oranında sahip olduğu, 6 gol denemesine rağmen rakip kaleyi sadece bir kez bulduğu devre golsüz kapanıyor.

2. devrede Chelsea’de Mount’un yerine Kante sahada. 46’da savunmadan uzun topla çıkıyor misafir takım, Alanso’nun sol çaprazdan volesini kornere çeliyor Tottenham kalesinde Lloris. 48’de öne geçiyorlar, sağdan Alonso’nun kornerinde kafayı vuran Silva, pozisyonda Alli’nin markaj hatası bariz. O gol değiştiriyor maçın kaderini, 53’te Alonso’nun gollük vuruşunu çizgiden çıkartıyor Tottenham savunması. 56’da fark ikiye çıkıyor, Kante’nin ceza sahası dışından yerden vuruşu Tottenham savunmasında Dier’a çarpıp köşeden ağlara gidiyor. 86’da Lukaku’nun vuruşu kalabalık savunmadan dönerken uzatma dakikalarında mutlak fırsattan yararlanamıyor Werner, yakın mesafeden vuruşunda Lloris’i geçemiyor. Dört dakika sonra Rudiger’in vuruşuyla 3. golü bulan Chelsea Londra derbisinin kazananı oluyor. Tuchel’in takımı 5 maçta topladığı 13 puanla ligin zirvesinde, hocasından yedek kulübesine kadar kalite üstünlükleri bariz. Tottenham tüm iyi niyeti ve mücadelesine rağmen savunmanın merkezinde kırılgan, son iki maçta kalesinde altı gol gördü. Maçtan sonra Tuchel, ilk yarıda istedikleri tempoyu yakalayamadıklarını, kötü olmadıklarına, ancak güçlü Tottenham karşısında olması gereken seviyeye ulaşmadıklarını, 2. devrede Kante’nin oyuna girişiyle ve takımın yükselen temposuyla birlikte bireysel yeteneklerin öne çıktığını dile getiriyor. Oynadıkları futbola bakarak, bu sezon şampiyonluğun favorilerinden, haftaya Manchester City’i ağırlayacaklar, fırsatınız varsa kaçırmayın derim.

Ziya Adnan

22 Eylül 2021

Championship Günlükleri: Reading FC; Craven Cottage bereketi…

Uzaklardan…

“Sonbahar -ki acının değişmez dipnotudur- sesinin solgun göğünde küçük bir yıldızla bir harfi tutuşturur, savrulur her yana kavruk kelimelerle, yüreğini acıyla buruşturur” der sonbaharı anlattığı dizelerinde Metin Altıok. Eylül ayının ortalarında, sonbaharın kapıyı çaldığı zamanlarda Championship’te sezona kötü başlayan Reading’in hal ve gidişine Fulham deplasmanı vesilesiyle naçizane bir bakış…

2012-13 sezonunun sonunda Queens Park Rangers ve Wigan Athletic ile küme düşen üç takımdan biriydi Reading FC; adını 230 bin nüfuslu kasabasından alan mavi beyazlı takım, namı-diğer ‘Royals’. Ada futbolunun en eski kulüplerinden, 1871’de kurulmuşlar, köklü tarihlerinde ilk kez 2006-07 sezonunda Premier Lig’de boy gösterdiler. Düştüler, sonrasında 2011-12 sezonunun sonunda döndüler elitlerin ligine ama ancak bir sezon dayanabildiler. Championship’te 2020-21 sezonunu play-off potasının 7 puan altında, 7. sırada bitirdiler. Yeni sezona iyi başlamadılar, yedi maçın dördünde sahadan puansız ayrılırken 7 puan topladılar. Ancak 18. sırada yer almalarına rağmen, Bournemouth ve West Brom’dan sonra ligin en golcü takımı, kalelerinde gördükleri 17 gol sorunun özeti, Peterborough United ile ligin en cömert savunması. 25 kişilik kadronun toplam değeri 39,7 milyon sterlin, yaş ortalaması 25.8, 13 futbolcusu İngiltere dışında dünyaya gelmiş…

Yazdan kalma güneşli Londra gününde Veljko Paunovic’in takımı ligin zirvesindeki Fulham deplasmanında. 16 yaşından küçükler için maç biletlerini 1 sterlin olarak belirlemiş Fulham yönetimi, üstelik maça gelen küçükler için meyve de bedava, gel de sevme enfes mahallenin siyah beyazını. Misafir takım 4-2-3-1 dizilişinde, gol umutları Dele-Bashiru’nun arkasında Hoilett, Halilovic, Ejaria üçlüsü. Hafta içinde Birmingham deplasmanında üç puanı dört golle kapan Fulham 4-2-3-1 dizilişinde, ileri uçta Mitrovic, arkasında Wilson, De Cordova-Reid, Cavaleiro. İlk bölümde rakibi kendi sahasında karşılıyor Reading, Fulham geniş alanlarda iki hücum beki Robinson, Odoi ile pozisyon üretme gayretinde. 6. dakikada Reading kalecisi Southwood ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda isabetsiz vuruyor Cordova-Reid, sonrasında Mitrovic yokluyor rakip kaleyi. Misafir takımın ilk gol denemesi 9. dakikada, Hoilett çaprazdan isabetsiz vuruyor.
15’ten sonra oyunda dengeyi sağlıyorlar, 23 numaralı Hoilett gole yakın oyuncuları. 19’da sezonun en güzel gollerinden birini izliyor Craven Cottage Stadı’nı dolduran 18.901 taraftar, Swift’in asistinde Ejaria sol çaprazdan uzak köşeye enfes vuruyor. 2016-20 arasında Liverpool’un kadrosunda yer aldığını, 2020 yazında 3,9 milyon sterlin bedelle Reading’e transfer olduğunu hatırlatalım. 22’de Fulham atağında Chalobah’ın pasında ceza sahasında isabetsiz vuruyor Mitrovic, ev sahibi tribünler kaçan fırsata hayıflanıyor. Rakip savunmayı az adamla yakaladıkları anlarda çabuk forvet hattıyla etkili Reading, 29’da oyun kurucuları Swift’in serbest vuruşuyla ikinci gole yaklaşıyor. 35’te Fulham net fırsatı değerlendiremiyor, Robinson’un soldan ortasında demarke pozisyonda Cordova-Reid’in kafa vuruşu kalecide kalıyor. Devrenin bitimine yakın Robinson’un ortasında Mitrovic’in dokunuşu direkleri geçemiyor. Reading’in topa yüzde 37 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi altı kez yokladığı üç dakika uzatılan devre misafir takımın tek gollü üstünlüğüyle kapanıyor.

2. devreye ofansif başlıyor Fulham, 46’da Cavaleiro’nun vuruşunu uzanarak çeliyor Southwood. 53’te fark ikiye çıkıyor, ceza sahasında Halilovic ile verkaçında sol ayağıyla köşeyi buluyor Ejaria, pozisyonda Fulham savunması adam paylaşımında hatalı. 55’te ev sahibi takımda Cordova-Reid yerini yeni transfer Muniz’e bırakıyor, o dakikaya kadar 3. bölgede etkisiz siyah beyazlılar. 60’tan sonra baskıyı kuruyorlar ama Mitrovic’in 3. bölgede ağır kalması, yaratıcı oyuncuları Wilson’un zaman zaman oyundan düşmesi takımı olumsuz etkileyen faktörler. Rakibin topa sahip olduğu anlarda geniş alanları iyi kapatıyor Reading, topa daha çok sahip olmasına rağmen pozisyon üretemiyor Fulham. 70’te iki değişiklik yapıyor Fulham’ın hocası Silva, Odoi ve Seri yerlerini Onomah ve Kebano’ya bırakıyor. 73’te Cavaleiro’nun asistinde Muniz’in kafa vuruşu isabetsiz. 76’da net fırsatı kullanamıyor Mitrovic, ceza sahasında demarke pozisyonda vuruşu isabetsiz. 82’de yerden köşeye vuruyor 9 numara, kaleci Southwood uzanarak çeliyor. 86’da fark bire iniyor, Robinson’un asistinde topu kafayla ağlara gönderen Muniz, Fulham formasıyla ilk golü 20 yaşındaki Brezilyalının. Tüm baskısına rağmen altı dakika uzatılan maçta başka gol olmayınca üç puanı kapıp küme düşme potasından çıkıyor Reading, Fulham ise zirveyi Bournemouth’a kaptırıyor. Maçın adamı iki gol bulan Ejaria, defansif yönü zayıf ama 3. bölgede çok hareketli. Maçtan sonra hocaları Silva’ya maç hakkındaki görüşlerini soruyorum, takımının iştahı, hırsı ve mücadelesinden memnun olduğunu, ancak 3. bölgede daha bitirici olmaları gerektiğini vurguluyor.

Ziya Adnan

21 Eylül 2021

Şampiyonlar Ligi Notları: Zenit St. Petersburg: Stamford Bridge akşamında

Uzaklardan…

“Leningrad Metal Works adı altında kurulmuş takım, 1940’ta Zenit adını almış, 1944’te ise ilk büyük şampiyonluğu olan SSCB Kupası’nı kazanmış.”

Komünizmin çöküşüyle birlikte değişmiş şehrin kaderi. Rus devrimci liderinin adından miras Leningrad, rejimin değişmesiyle St. Petersburg adını almış. Baltık denizinin kıyısına kurulmuş, şimdilerde 4,9 milyon nüfusa sahip, opera ve baleye ev sahipliği yapan Mariinsky Tiyatrosu ve Ortodoks ikon resimlerinden Kandinsky eserlerine kadar Rus sanatını sergileyen Devlet Rus Müzesi gibi mekanlarla Rusya’nın kültür merkezi olmaya devam ediyor. İşte o şehrin 1925 senesinde “Leningrad Metal Works” adı altında kurulmuş takımı Zenit St Petersburg, 1940’ta “FC Zenit” adını almış, 1944’te ilk büyük şampiyonluğu olan “SSCB Kupası’nı kazanmış. Zaman içinde farklı isimler taşıdığını hatırlatalım: Stalinets (1936-40); FC Zenit Leningrad (1940-1991); FC Zenit St Petersburg (1991’den beri). 2 Mayıs 2021’de, ikinci sıradaki FC Lokomotiv Moskova’yı 6-1 mağlup ederek üst üste üçüncü şampiyonluklarını kazandı. 2021-22 sezonunu Lokomotif Moskova’yı 3-0 yenerek açan takım yedi maçta topladığı 17 puanla Rusya Premier Liginde ilk sırada, üstelik Yuri Zhirkov, Andrei Lunev ve Sebastian Driussi gibi kulüpten ayrılan önemli topçuları olmadan…

Şampiyonlar Ligi akşamında H grubunda Rus temsilcisi geçen sezonun Şampiyonlar Ligi’ni kazanan Chelsea karşısında. 22 kişilik kadrosunun değeri 155,8 milyon Euro, yaş ortalaması 27. Ev sahibi 3-4-2-1 dizilişinde, golcüleri Lukaku’nun arkasında Mount, Ziyech ikilisi. Misafir takım 4-1-4-1 dizilişinde, ileri uçta Azmoun’un arkasında Malcom, Valle da Silva, Kuzyaev, Rodrigues dörtlüsü. Ev sahibi tribünlerin “Champions of Europe” (Avrupa şampiyonu) hatırlatmasıyla başlıyor maç, ilk bölümde 3. bölgede baskıyla başlıyor misafir takım ancak 5. dakikadan sonra baskıyı kuruyor Chelsea. 6. dakikada ceza yayının üzerinde Lukaku, Jorginho paslaşmasına zamanında müdahale ediyor Zenit savunması, Lukaku 5 numaralı Barrios’un yakın markajında. Top rakipteyken takım halinde kapanıp ani ataklarla gol arıyor Zenit, 10 numaralı oyun kurucuları Malcolm göze batan oyuncuları. 11. dakikada Rakits orta sahada kaptığı topla rakip ceza sahasında Azmoun’u görüyor ama araya giren Christensen tehlikeyi büyümeden engelliyor. 15. dakikadan sonra oyunda dengeyi sağlıyor misafir takım, mücadelesi, özgüveni, oyun disipliniyle rakibe pozisyon vermiyorlar. 21’de Mount’un nefes pasında gole yaklaşıyor Lukaku ama zamanında müdahale ediyor Zenit savunması. Akabinde Lukaku’nun pasında Ziyech’in vuruşu savunmadan dönüyor, ev sahibin neredeyse tüm hücum organizasyonlarının içinde Lukaku. 30 dakikanın sonunda baskılı görünen Chelsea ama net gol fırsatı üretemiyorlar. 38’de Rakits’nin vuruşuyla rakip kaleyi yokluyor Zenit, top Chelsea kalesinde Mendy’de kalıyor. Topa yüzde 64 oranında sahip olmasına rağmen rakip kaleyi bulamayan Chelsea devreyi golsüz kapatıyor. Devrenin akılda kalanı hücuma çıkarken savunma güvenliğini ihmal etmeyen, Chelsea’nin etkili ayağı Mount’a zaman ve alan bırakmayan Zenit’in oyun planı…

2. devrenin başında Ziyech’in ceza yayının üzerinden vuruşu Zenit kalecisi Kritsyuk’da kalıyor. 49’da kendi ceza sahasından kaptığı topla rakip kaleye inen Rudiger’in sert vuruşu az farkla dışarı çıkarken kaçan gole hayıflanıyor Chelsea tribünleri. Oyunu okuyuşu, çabukluğu, yerinde müdahaleleriyle Alman futbolunun efsanesi Beckenbauer’i hatırlatıyor 2 numara. 56’da Lukaku’nun pasında ceza sahasının sağından isabetsiz vuruyor James, geniş alanları çabuk kapatan Zenit kenar ortalarına izin vermiyor. 61’de Mount’a sert müdahalesi sonucu sarı kartı görüyor Rakits, duran top organizasyonundan sonuç alamıyor Chelsea. 63’te Ziyech’in yerine Havertz’İ oyuna alıyor Chelsea’nin hocası Tuchel. 69’da günümüz futbolunun gol makinesi Lukaku çıkıyor sahneye, Azpillicueta’nın uzak köşeye ortaladığı topu kafayla köşeye bırakıyor 9 numara. O dakikaya kadar aldığı en iyi pası tek vuruşta bitirişi takdire şayan. 75’te Zenit’te Malcolm yerini Dzyuba’ya bırakıyor. 78’de Mount’un pasında Alanso’nun vuruşuyla ikinci gole yaklaşıyor Chelsea, akabinde iki değişiklik yapıyor Tuchel, Azpillicueta yerini Silva’ya bırakırken, savunmanın solunda Chilwell, Alanso’nun yerine sahada. Son bölümde 3. bölgeye çok adamla çıkmasına rağmen pozisyon üretemiyor misafir takım, dört dakika uzatılan maçta başka gol olmayınca Chelsea tek golle kazanıp Şampiyonlar Ligi’ne üç puanla başlıyor. Zenit’e gelince, rakibe pozisyon vermedikleri maçta Lukaku’nun golüne engel olamadılar. Mücadeleleri, özgüvenleri kayda değer ama gol yollarında üretkenlikleri sınırlı…

Ziya Adnan

18 Eylül 2021

Premier Lig Seyir Defteri: Arsenal, eylül gibi hüzünlü

Uzaklardan…

“Yaz geçti, içeriye aldık masayı sandalyeyi, karıncalar ortalardan çekildi, kuyunun taşında arılar yok, boş kova devrik durur şimdi” der biten bir yazı anlattığı dizelerinde Necati Cumalı. Geçmek bilmeyen beter bir virüsün gölgesinde yaz bitti, uzaklarda güneşe, denize, dostlara hasret kaldığımız unutulacak, unutulması gereken bir yaz, gelecek yaza kim öle kim kala!

Futbola tutunduk haliyle, milli maç arasından önce Premier Lig’de Tottenham Hotspur evinde Watford’u devirip kayıpsız zirveye kurulurken komşusu Arsenal üç maçtan puan çıkartamıyor, kalesinde gördüğü dokuz golle ligin dibine demir atıyordu. İnanması güç ama transfer döneminde 144 milyon Sterlinle transfer bonkörlerinin ilk sırasını aldı Kuzey Londra’nın Topçular’ı ama onların sorunu sahanın dışında. Şimdilerde mutsuz Arsenal sevdalıları, bizim sekiz yaşındaki futbol hastası Deniz bile soğumuş takımdan, 2018 yazında 22 seneden sonra Arsenal’den ayrılan Wenger’in dönmesini isteyenler bile var. Kendi adıma onu bir daha asla çekilmeyecek bir futbol filminin en güzel jönü olduğu zamanlardaki gibi hatırlamayı tercih ederim, anlayacağınız yeni bir jön lazım Arsenal’e, eskiler çare olmaz. Bilir misiniz Premier Lig tarihinde bu sezona kadar hiçbir takım açılış fikstürlerinin ilk üçünü kazanamadı, Nuno Espirito Santo’nun takımı bir ilki başardı, üstelik ezeli rakibinin puana hasret kaldığı zamanlarda. Tarihte birinin liderlik koltuğuna kurulduğu zamanlarda diğer ligin dibinde hiç yer almamış, o da kısmetmiş bu sezona…

***

Yazın bittiğini hatırlatan eylül gününde Arsenal evinde ligin yeni takımı Norwich City karşısında. 1954’ten beri ilk kez sezonun ilk üç maçından puan çıkartamadılar, bu maçı da kaybetmeleri durumunda 1923’ün istenmeyen rekorunu kıracaklar. İki takım arasındaki maçlarda Arsenal son 7 maçı kaybetmedi, son 18 maçın sadece ikisinde sahadan puansız ayrıldı. Misafir Norwich ligin puansız üç takımından biri, Arsenal karşısında kaybetmeleri durumunda 1938’den sonra ilk kez sezonun ilk dört maçından puansız ayrılacaklar. Arsenal 3-4-3 dizilişinde, ileri uçta Pepe, Aubameyang, Saka üçlüsünün arkasında Odegaard, Lokonga ikilisi. Misafir Norwich City 4-3-3 dizilişinde, ileri uçta Dowell, Pukki, Tzolis üçlüsü, yeni transfer Ozan Kabak yedek kulübesinde. Ev sahibi baskılı, iştahlı ilk bölümde, orta sahada 23 numaralı Lokonga oyuna yöne veren oyun veren oyuncuları. İlk beş dakikada kullandığı üç kornerden sonuç alamıyor Arsenal, takımın yeni hücum beki Tomiyasu çabukluğuyla göze batanlardan. 10’da rakibin savunmada eksik yakalandığı pozisyonda Aubameyang isabetsiz vuruyor, eski bitiriciliğinden uzak 14 numara. Akabinde Lokonga ceza sahası dışından yokluyor rakip kaleyi, top Norwich City kalecisi Krul’da kalıyor. 15’te ilk tehlikeyi yaratıyor misafir takım, McLean’in kafa vuruşu az farkla dışarı çıkarken Arsenal savunması adam paylaşımında hatalı. İlk 20 dakikada topa yüzde 65 oranında sahip olmasına rağmen kalabalık Norwich savunmasını açamıyor Arsenal, Norwich savunmasının ortasında kaptanları Hanley o dakikaya kadar hatasız oynuyor. 30’dan sonra rakip kalede çoğalmaya başlıyor Norwich City, 36’da Tzolis’in serbest vuruşu savunmadan dönüyor. Baskısı ve 3. bölgedeki çabuk oyuncularına rağmen pozisyon üretemiyor Arsenal, tempoyu düşürdüğü anlarda zorlanmıyor Norwich City. 42’de Pepe’nin isabetsiz serbest vuruşu sonrası homurtular yükseliyor Arsenal tribünlerinden, topa yüzde 51 oranında sahip oldukları, rakip kaleyi dokuz kez yokladıkları devre golsüz kapanıyor.

2. devrenin başında takımlar aynı kadrolarla sahada. İlk devredeki gibi baskılı Arsenal ama final paslarında etkisizler. 49’da Pepe’nin kullandığı serbest vuruşta müsait pozisyonda kafayı isabetsiz vuruyor savunmadan çıkan Magalhaes, kenarda hocası Arteta endişeli. 50’den sonra taraftarlarının desteğiyle baskıyı artıyorlar, 56’dan sonra Saka’nın vuruşu savunmadan dönerken kaçan gole hayıflanıyor tribünler. 62’de iki değişiklik yapıyor Arsenal, Lokanga’nın yerine Partey’i, Tomiyasu’nun yerine Smith Rowe’u sahaya sürüyor Arteta. 66’da golü buluyorlar, ceza sahasında Pepe’nin yerden vuruşu direkten dönüyor, pozisyonun devamında çizgi üzerinde tamamlayan Aubameyang, Arsenal sezonunun ilk golünü dördüncü maçta buluyor. Golden sonra beraberlik için yükleniyor Norwich City, ileri uçta Rashica, Tzolis’in yerine sahada. 72’de oyuna girişi hareket getiren Smith-Rowe’un enfes pasında uzak köşeye vuruyor Pepe, kaleci Krul iyi zamanlamayla çıkartıyor. 81’de üçüncü değişikliği yapıyor Arsenal, Maitland-Niles yerini Soares’e bırakıyor. Akabinde net fırsattan yararlanamıyorlar, Pepe’nin lokum misali pasını gole çeviremiyor Aubameyang. Uzatma dakikalarında Pukki’nin ceza sahasında vuruşuyla beraberliğe yaklaşıyor Norwich City, top rakip savunmadan dönüyor. Velhasıl rakip kaleyi 27 kez yokladığı ama gol yollarında kilidi açacak oyuncudan yoksun göründüğü maçı tek golle kazanıp üç puanla tanışıyor Arteta’nın takımı. Sevdalıları adına üç puan sevindirici ama sahadaki futbol orta sıra takımından hallice. Maçtan sonra Arteta, takımda orta ve uzun vadeli bir proje inşa etmeye çalıştıklarını, ancak sonuçların önemli olduğunu, üç puanın sevindirici olduğunu dile getiriyor. Haftaya Burnley deplasmanına çıkacaklar, eylül hüznü biter mi zaman gösterir.

Ziya Adnan

15 Eylül 2021

Kara Örümcek

Uzaklardan

“Yuri Gagarin’i uzayda uçarken izlemekten daha iyi bir his varsa, o da iyi bir penaltı kurtarmaktır.”

‘Kara Örümcek’ olarak bilinirmiş Dinamo Moskova’nın kalesini koruduğu yıllarda, bazılarına göre de ‘Kara Panter’. Televizyon kanallarında ilk kez yayınlanan 1958 Dünya Kupası’nda, baştan aşağıya simsiyah giysileri içindeki 1.90’lık ürkütücü görüntüsü ilham olmuş lakabına. O yıllara yetişmiş olanlar günümüz kalecilerinin atası, modern kaleciliğin yaratıcısı derler onun için. Kaleciliğin çizgi üzerinde, üç direk arasında sessizce kaderini beklemek olduğu siyah beyaz zamanlarda, önünde oynayan defans oyuncularına sürekli talimatlar yağdırır, gerektiğinde kalesini terk edip savunmacı rolünü üstlenir, pervasızca tekmelerin önüne atlar, yan topları sert yumrukları ile savuştururmuş. Maç esnasında önünde oynayan defans oyuncularına o kadar çok bağırırmış ki, karısı bile bu durumdan pek rahatsız olurmuş!

Günümüz futbolunda yan toplardan bunalan kalecilerin sıklıkla başvurduğu ‘yumruklama tekniği’nin mucidinin o olduğu biliniyor. Ceza sahası dışına çıkarak topa müdahale eden ilk kaleci olması nedeniyle de İtalyan futbolcu Sandro Mazzola’nın takdirine şayan olmuş. “Bu adam benden daha iyi topa vuruyor!” demiş İtalyan forvet. Bu kadarla kalsa iyi! Futbol tarihinin en çok penaltı kurtaran kalecisi olarak tarihe geçmiş. Kariyeri boyunca 150’den fazla penaltı kurtaran kalecinin bu rekoruna günümüzde hiçbir kaleci yaklaşmamış bile.

Milli maç arasını fırsat bilip yâd edelim kariyeri boyunca tek takımın kalesini korumuş, 1954’ten 1970’e kadar Sovyetler Birliği Milli Takımı kalesinde harikalar yaratmış, kaleciliğin çizgi üzerinde bekleyip şut çıkarmak olduğu zamanlarda farklılığı ile çığır açmış dev kaleciyi…

Takvim yaprakları 22 Ekim 1929’u gösterirken Moskova’da işçi bir ailenin oğlu olarak dünyaya gelmiş. Şehrin derme çatma bir dairesinde yoksulluk içinde geçen çocukluk yılları, Sovyetler Birliği’nin İkinci Dünya Savaşı’na katılmasıyla daha da zor hal almış. Akranlarının oyuncaklarla haşır neşir olduğu zamanlarda, o daha 12 yaşında, savaş malzemesi üreten askeri bir fabrikada çalışırken, aynı zamanda fabrika takımının kalesini korumaya başlamış. Kısa süre sonra Dinamo Moskova’nın genç takımına yükselmiş. 1950 senesinde ‘A’ takımla çıktığı bir dostluk maçında rakip takım kalecisinin kendi ceza sahasından vurduğu top kalesinde gol olunca kariyerinin en büyük şokunu yaşamış. O sezon sadece iki maçta kaleyi koruma fırsatı bulmuş. O hatalı gol yüzünden yedek kulübesine mahkûm kalırken, kaybolan özgüvenini Dinamo Moskova’nın buz hokeyi takımının kalesini koruyarak kazanmaya çalışmış. 1953’te buz hokeyi takımında yaşadığı Sovyetler Birliği Kupası şampiyonluğu, yeteneklerine olan inancını artırmış ve yeniden kulübün futbol takımının kalesini devralmış. 1950-1970 arasında Dinamo Moskova’nın kalesinde 326 maçta görev alırken, 1954 senesinde Sovyetler Birliği Milli Takımına seçilmiş. 1956’da düzenlenen Melbourne Olimpiyatlarında Sovyetler Birliği’nin kalesinde sadece iki gol görerek yıldızlaşmış…

Ama onun kaderini değiştiren 1958 Dünya Kupası… İsveç’te düzenlenen Dünya Kupasında son sekiz takım arasına kalan Sovyetler Birliği’nin en göze batan oyuncusuymuş. Turnuvayı kazanan Brezilya ve dönemin önemli takımı İngiltere’nin bulunduğu grupta Güney Amerika takımına karşı oynadığı maçta yediği iki gole rağmen farkı önleyerek yıldızlaşmış. İngiltere ile oynanan ve golsüz biten maçtan sonra gruplardan çıkan takım bir üst turda ev sahibine yenilerek turnuvaya veda etse de, o turnuvanın en iyileri arasında yer alıyormuş.

1962 ve 1966 Dünya Kupalarında artık futbolseverin aşina olduğu, kalecilik sanatına merak salan gençlerin örnek aldıkları bir sporcuymuş. Ancak 1962 Dünya Kupası onun adına pek iyi geçmemiş. İlk maçında Yugoslavya‘ya karşı kalesinde gol görmezken, grubun ikinci maçında Kolombiyalı futbolcu Marcos Coll’un kornerden attığı gol her iyi kaleci gibi onun da hata yapabileceğini göstermiş. Eh, neticede insan! O maçtan sonra Sovyetler Birliği gruptan lider olarak çıkıp çeyrek finale yükselse de üst turda Şili karşısında fena dağılmışlar. Güney Amerika takımı karşısında oynanan maçta hatalı iki gol yemiş. O maçta ikinci golü atan Eladio Rojas, golünden sonra sevineceği yerde rakip kaleye giderek kaleciye sarılmış. Muhtemel o bile inanmamış efsaneye gol atabileceğine! 4-4 biten maç sonrası Fransız gazetesi L’Equipe, manşetinde dev kalecinin kariyerinin sonuna yaklaştığını yazıyormuş. Ancak Fransızlar fena yanılmış. 1963 senesinde “Avrupa’da yılın futbolcusu” seçilirken, 1966 Dünya Kupasında takımını tarihte ilk kez yarı finale taşımış…

Yirmi senelik kariyerinde Dinamo Moskova‘yla 5 lig şampiyonluğu, 3 Sovyet Kupası ve 1 Avrupa Kupası şampiyonluğu yaşayan, kariyerinde 270 maçta kalesinde gol görmemiş müthiş kaleci, futbola 1971 senesinde 100 bin kişinin önünde düzenlenen jübile maçıyla, milli takım formasını 75. kez giyerek veda etti. O gün sahada Pele, Eusebio, Beckenbauer, Boby Charlton ve Gerd Müller’in yer almış olması ona duyulan saygının göstergesi. Onun futbol oynadığı zamanlarda, kalecilerin kaptan olmasına pek sıcak bakılmazmış, o yüzden kaptanlık bandını fazla takma şansı bulamamış. Günümüzde olsa farklı olurdu sanırım…

1986 yılında tromboflebit nedeniyle bir bacağı kesilen dev kaleci, 1990 Ekim’inde 61 yaşında mide kanseri nedeniyle aramızdan ayrıldı. Rusya’da devlet töreni ile toprağa verilen Lev Yashin International Federation of Football History & Statistics (IFFHS) tarafından 20. yüzyılın en iyi kalecisi seçilmiştir. 1963 senesinde kazandığı ‘European Footballer of the Year’ (Avrupa’nın en iyi futbolcusu) ödülünü ondan başka hiçbir kalecinin kazanamadığını hatırlatalım. Ona yetişmiş olanlar, futbol tarihinin gelmiş geçmiş en iyi kalecisi olduğunu söylerler. Günümüzde Dinamo Stadı’nın girişindeki bronzdan yapılmış heykeli o futbol mabedinin ziyaretçilerini karşılar. Four Four Two dergisinin, yakın geçmişte yayımladığı makalede, kaleciliğinin sırrını soranlara verdiği cevap o unutulmaz sporcuyu anlatır: “Bir kaleci yediği golden sonra büyük üzüntü duymalı, kendisine işkence ediliyormuşçasına acı çekmeli. Eğer yediği golden sonra sakin kalıyorsa bu onun sonu demektir. Geçmişinde ne yaptığının hiç önemi kalmaz, zira böyle adamların geleceği yok demektir!”

Ziya Adnan

8 Eylül 2021