Fenomeni hatırlarken…

Uzaklardan…

Steve McManaman, nam-ı diğer El Macca… Bir zamanlar durdurulması imkânsız denilen Liverpool efsanesinin hikâyesi

“Evet önümüz bahardır biliyorum, leylaklar açacak biliyorum, kiraz da çıkacak yakında, iyi şeyler söylemek de gerek biliyorum, sevgilim, güzelim, bir tanem biliyorum da, başka bir şey düşünemiyorum şimdilik bağışla” der dizelerinde Turgut Uyar. Ölümcül hastalıktan başka bir şey düşenemediğimiz futbolsuz geçen zamanlarda Ada futbolunun en başarılı ihraçlarından birini hatırlayalım bu yazıda, kariyerinde Premier Lig şampiyonluğu yaşayamadığı halde iki La Liga şampiyonluğu bulunan, iki kez de Şampiyonlar Ligi’ni kazanmış eski Liverpoollu kanat oyuncusunu yâd edelim…

O futbol şehrinde dünyaya geldiğinde takvimler 11 Şubat 1972’yi gösteriyormuş, Liverpool’un banliyösü, günümüzde 15 bin nüfusa sahip, işçi sınıfının yoğunlukta olduğu Kirkdale’de geçmiş çocukluk yılları. Uzun sarı saçları, yüzünde hep o afacan çocuklara mahsus hınzır tebessüm, top peşinde koştururmuş okuldan arta kalan zamanlarında. Okulun en atletik öğrencisiymiş, okul takımlarının koşu yarışmalarında kazandığı sayısız şampiyonlukların yanı sıra, akranı ve ilerleyen yıllarda profesyonel atlet olarak dünyaya adını duyuran Curtis Robb’u geçmişliği bile var o yarışmalardan birinde. Çocukluk yıllarında şehrin mavili takımı Everton taraftarıymış ama okul takımlarında oynarken futbol hünerlerini sergilemeye başladığı yıllarda Everton alt yapısı yerine, biraz da babasının dayatmasıyla Liverpool’u tercih etmiş. Takımın teknik heyeti, o yılların yıldızı John Barnes’ın varisi olarak gördükleri çocuğa antrenmanlarda özel ilgi gösterir, yeteneklerini yakından takip edermiş…

LIVERPOOL’UN EN İYİSİADVERTISING

‘Digger’ (delici) lakaplı o müthiş sol açığı da yâd edelim yeri gelmişken. 80’li yılların Ada futbolunda en izlemesi en keyif veren oyuncusuydu, kanatta kaptığı topla savunmayı hallaç pamuğu gibi dağıtır, tek başına tüm savunmayı ipe dizip golünü atardı. Adına şarkılar söylenirdi o futbol mabedinin tribünlerinde, Kop’un sevgilisi, Liverpool’un siyah incisiydi. 2006 senesinde Liverpool taraftarları arasında yapılan “100 Players who shook the Kop” (Kop’u sallayan yüz futbolcu) anketinde 5. olmuş. Yakın geçmişte, “Four Four Two” dergisi tarafından Liverpool tarihinin en iyisi olarak gösterilmiş. Şüphesiz o yılları bilen futbol sevdalılarının belleklerinde yer etmiştir Barnes, nam-ı diğer ‘Siyah Highway’ unutulmasın…

İLK SÖZLEŞMESİNİ 1990’DA YAPTI

Sarışın çocuğa dönersek, teknik direktörlüğünü Kenny Dalglish’in yaptığı Liverpool takımıyla ilk profesyonel sözleşmesi 1990 senesinin Şubat ayında. İlk maçına 1990 senesinin Aralık ayında Anfield Stadında, Peder Beardsley’nin yerine oyuna sonradan girdiği Sheffield United karşısında çıkmış. 1991-92 sezonunda takımdaki yerini perçinlerken o sezon 51 maçta forma giymiş. O dönem Ada futbolunda Ryan Giggs ile yıldızı parlarken, takımın efsanesi Ian Rush onu Liverpool’un geleceği olarak görüyormuş…

BİR SEZONDA 25 ASİST

1999 senesine kadar kaldığı takımda her iki kanatta müthiş maçlar çıkarmış, “Liverpool’u durdurmanın yolu onu durdurmaktan geçer!” demiş o yıllarda Middlesbrough teknik direktörlüğü yapan United’ın eski kaptanı Bryan Robson. Howard Wilkinson, “Bazı maçlarda durdurulması imkânsız!” cümlesiyle anlatmış oyuncuyu. 1995-96 sezonundaki 25 asisti takımdaki önemini anlatmaya yeter muhtemel. Ancak her hikâyede olduğu gibi onun da hikâyesinde keşkeleri var. Takım arkadaşları Robbie Fowler ve Jason Mcateer ile gece hayatında fazla görünmeleri, adlarının karıştığı seks skandalları, playboy yaşam tarzları nedeniyle “Spice Boys” olarak nam salmaları o zamanlara denk gelir. 1996 senesinde, Manchester United karşısında berbat oynadıkları maçta kaybedilen Federasyon Kupası finali öncesinde sahada beyaz Armani takım elbiseleriyle boy göstermelerini unutmamıştır Liverpool taraftarları…

REAL MADRID’E GİTTİ

Futbolcu dediğin onun kadar yetenekli ve göz ününde olursa Avrupa devlerinden birine kapağı atması kaçınılmaz elbet. 1999 senesinde takımıyla sözleşmesi sona ererken yeni sözleşmeyi kabul etmiyor, kariyerini Avrupa kulüplerinin birinde devam ettirmek istediğini söylüyordu. O zamanlarda beş sene için 14 milyon sterlin alacağı Real Madrid’in yolunu tutarken Liverpool taraftarları onu ve takımın golcüsü Fowler’ı takımı 90’lı yıllarda sırtlayan ikili olarak görmüştü. Kulüp tarihinin en başarılı 20 futbolcusu arasında yer alması boşuna değil anlayacağınız…

2 LA LIGA ŞAMPİYONLUĞU

1999’dan 2003 senesine kadar süren İspanya macerasında 11 finalde yer alması tarihe düşen notlar. İki kez La Liga şampiyonluğu ve toplamda kazandığı sekiz kupayla Ada futbolunun Kevin Keegan ve John Charles’dan sonra en başarılı ihracı… 2001 senesinde futbolun en çok kazananları listesinde 6. sırayı almış olması kayda değer. Yakın geçmişte takımın o dönem teknik direktörlüğünü yapmış Del Bosque, AS Marca gazetesine verdiği söyleşide, onu ve bizim Gençlerbirliği’nden transfer edilen Geremi Njitap’ı o yıllarda takımın en önemli iki futbolcusu olarak göstermiş. Günümüzde kulübün resmî sitesinde kulüp tarihinin efsaneleri arasında yer alıyor.

MANCHESTER CITY’DE DE OYNADI

İspanya macerasından sonra İngiltere’ye dönüp, 2003 – 2005 seneleri arasında Manchester City’de 35 maçta forma giydi, futbolu 2005 senesinde bıraktı. Günümüzde BT Sport kanalında yorumcu olarak ekranlarda görünüyor Steve McManaman, nam-ı diğer ‘El Macca’. Kariyerinin sonlarına doğru Four Four Two dergisinde verdiği söyleşide Liverpool-Everton derbisini, Real Madrid-Barcelona’ya tercih ettiğini, doğup büyüdüğü şehrin iki takımı arasındaki maçların onun için daha anlamlı olduğunu ifade etmiş. Kariyerinde birlikte oynadığı futbolcular arasında Liverpool’da John Barnes’ı ve Robbie Fowler’ı, Real Madrid’de Hierro, Roberto Carlos ve Zidane’ı ayrı yere koyuyor…

Zıya Adnan

18 Mayıs 2020