Dikkat, timsah çıkabilir!

Dikkat, timsah çıkabilir!

Uzaklardan…

Coğrafyanın kan gölüne döndüğü bir kurban bayramı daha geride kaldı ardında cehaletin, geri kalmışlığın, vahşetin izlerini bırakarak. Gazeteler yazmıştı, Diyarbakır’da kurbanlık için alınan ve 5 katlı binanın çatısına bırakılan keçi, korkudan korkuluklardan atlayarak sokakta oyun oynayan küçük çocuğun üzerine düşmüş, çocuk kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmiş, keçi de telef (!) olmuştu. Neresinden bakarsan hüzünlü bir fotoğraf bizim topraklar, baktıkça acıtan. O çok sevdiğimiz futbol bile nasibini almış o acıdan, başkalaşmışlıktan. Al işte, Kurşunlu Süper Lig’in artık çok alıştığımız meselesi taraftar şiddeti… Saha kapatma adı altında, kimi zaman sadece kadınlar ve çocuklar önünde, kimi zaman seyircisiz oynanan, bol kavgalı, bol gürültülü toz duman tat vermeyen maçlar…

PFDK, geçtiğimiz sezon 10 takıma taraftarlarının neden olduğu kötü tezahürat ve saha olayları nedeniyle saha kapatma cezası vermiş. 8 maç saha kapatma cezası alarak sahası en fazla kapanan kulüp Bursaspor. 2013-2014 sezonunu şampiyon olarak kapatmış Fenerbahçe, “Çirkin ve kötü tezahürat” sebebiyle 6 maç seyircisiz (kadın ve çocuklara) oynama cezası almış. 2011-2012 sezonundan itibaren gelen cezalarla birlikte, on ikisi lig, ikisi Avrupa, biri de Türkiye Kupası maçı sonrası, 18 kez sahası kapanmış sarı lacivertli takımın. Beşiktaş, 2013-204 sezonunda 5, Galatasaray, 2, Trabzonspor 7 maç ceza almış. Bu konuda sicili hayli kabarık Trabzonspor’un sezonda üç karşılaşmada daha seyircisiz oynama cezası bulunuyor. Sezon boyunca taraftarları nedeniyle para ve saha kapatma cezası almayan tek kulüp bizim Gençlerbirliği, tribünlerinde kavganın eksik olmadığı memleket futbolunun farklı, temiz, naif yüzü, güzel insanların takımı. Adında “Belediye” kelimesi bulunmaması, şehrimizin takımı olması bile sevmek için yeter. Varsın kupaları almasın…

Ceza meselesine dönersek, ceza dediğin de tam Türk usulü, kadın ve çocuk taraftarlar önünde oynanan maçlar… Hiçbir caydırıcılığı olmayan, üstelik cinsel ayrımcılığı körükleyen sakil bir TFF icadı… Ama kafayı parayla, yayıncı kuruluşla, şişirilmiş toz duman derbilerle fena bozmuş beter düzende verilen ceza da bizim futbolu anlatır elbet. 2011’de patlak veren şike meselesinden üç sene kadar sonra, ülke futbolu kendi sorunlarıyla yüzleşmeyi bir türlü becerememişken, geçenlerde TFF Başkanı Demirören, çalışmalarının meyvelerini topladıklarını dile getiriyordu televizyon ekranlarında. Tam da şampiyon takımla birlikte üç takımın şike nedeniyle Avrupa’dan ihraç edildiği zamanlarda!
Velhasıl ucunda puan silme olmadıktan sonra sürer gider bu ceza meselesi. Alın işte, TFF’nin yeni buluşu: Yeni sezonda artık saha kapatma yerine olayın meydana geldiği tribün kapatılacakmış, hayırlara vesile olsun. Bir de PasoLig meselesi var, hatırlamadan geçmeyelim. Yeni sezonun başladı başlamasına ama adamlar 22 ilde 300 bin kart ancak satabilmişler. O yüzden boş tribünler…

Eh mesele taraftarı fişlemek ve müşterileştirmek, futbol taraftarlarının takım sevgisini sömürerek ticari bir pazar yaratmak olunca gelen tepki de büyük oluyor haliyle…

***

Ama beterin beteri var diyerek anlatalım kalemimiz yettiğince Romanya 4. Liginde mücadele eden Steaua Nicolae Balcescu’nun inanılmaz hikâyesini. Kavgacı takım olarak nam salmışlar ülkede. Olay hiç eksik olmazmış bunların maçlarında. Kavga edecek deplasman takımı tarafları bulamasalar kendi aralarında kavga ederlermiş. Taraftarlığın fıtratında var diyerek her maçta topluca sahaya dalmak adettenmiş. Bıçak kemiğe dayanmış olmalı ki 2003 senesinde Romanya Futbol Federasyonu takımı ligden ihraç etme noktasına gelmiş. Uyarmışlar kulübü, ayaklarını denk alma konusunda. Hal böyle olunca, kulüp başkanı Alexandra Cringus taraftarların sahaya girmesini engellemek için daha önce yeşil sahalarda hiç görülmedik bir yol denemek için sıvamış kolları. Önce sahanın etrafına dikenli tel çekmeyi, ardından maç boyunca sahayı güvenlik güçlerinin çemberine almayı düşünmüş. Ancak bu iki düşünce de kesmemiş olacak ki daha parlak bir fikir üretmiş, daha önce yeşil sahalarda eşi benzeri hiç görülmemiş.

Başkana göre holigan taraftarın sahaya girmesini engellemenin tek yolu sahanın çevresine içi timsahlarla dolu derin ve geniş bir hendek kazmakmış. Hendek yeterince geniş olursa taraftarların sahaya girmesi mümkün olmayacak, futbolcular da taraftar korkusu olmadan oyuna konsantre olacakmış. En fanatik taraftarın bile gözü kesmezmiş timsahlarla dolu hendeği aşıp sahaya dalmayı. Basına açıkladığı önerisinin asla şaka olmadığını, konu üzerinde hayli kafa patlattığını, kulübün geleceğinin her şeyden önemli olduğunu söylemiş düzenlediği toplantıda. Futbolcuların kazara hendeğe düşüp timsahlara yem olmasını engellemek için saha ile hendek arasındaki mesafeyi uzun tutacakmış…

Timsahları bile düşünmüş dahi başkan. Günlük et ihtiyaçlarını kasabanın kulüp sponsoru kasaplarından karşılayacak; ülkenin sert, soğuk kışlarında hayvanların telef olmaması için hendeği ısıtıcılarla donatacakmış. Çok sayıda iki buçukluğa ihtiyacı olacağını da düşünmüştür muhtemel! Ama önerisi belediye tarafından kabul görmemiş…

***

Son sezonlarda ülke futbolunun marka değerine (!) hayli zarar veren saha kapatma cezalarının, sadece kadınlar ve çocukların izlemesine izin verilen maçların bizim coğrafyada futbol şiddetini önleyemediği artık aşikâr. Passolig deseniz ülke futboluna verdiği zarar maç günleri boş tribün manzaraları ile zaten ortada. Doğrusu, tribün kapatmanın da çözüm olacağını sanmıyorum. Zaten memleket kötüye giderken futbolun iyiye gitmesi de mümkün değil. Ama futbolun marka değerini de korumak gerek elbet. O yüzden, şimdiye kadar hiçbir önlemin şiddete çare olmadığı ülke futbolunda, saha ile tribünler arasında hendek açıp timsah beslemeye ne dersiniz?

Ziya Adnan
13 Ekim 2014