Yine penaltılar, yine gözyaşları…

Uzaklardan…

Kupayı kazandığı en son sene dünyaya gelenler şimdilerde 50’li yaşların ortalarında. O tarihten günümüze beş İngiliz takımı Şampiyonlar Ligi’ni toplamda 14 kez kazandı ama İngiltere Milli Takımı adına beklemekle geçti Dünya Kupaları, Avrupa Şampiyonaları. İlk ve son kupayı kazanan takımın ilk 11’inden 7’si artık aramızda değil, kalanlar o enfes futbol şarkısında anlatıldığı gibi onca seneden sonra hâlâ futbolun eve gelmesini bekliyorlar. 1966’dan beri Almanya 15 yarı final oynayıp 9’unu kazanırken, İtalya 10 yarı finalin 8’ini kazandı. İngiltere ise kupaların bahtsızıydı, 1966’dan beri UEFA ve FIFA turnuvalarının eleme aşamasına, 28’de 14 kez ulaştılar, yüzde 50’lik başarı oranı. O sürede Almanya’nın 20 kez elemelere kaldığını hatırlatalım. İngiltere 1966’dan sonra 2020 Avrupa Şampiyonasına kadar dört yarı finali de geçmeyi başaramadı, o zaman diliminde 14 teknik direktörle çalıştılar, 300’den fazla oyuncu takımda forma giydi. Wayne Rooney takımla en fazla sahaya çıkan futbolcu, (74 maç) ama o da çeyrek finalden sonrasını göremedi. “Altın Nesil”in diğer üyeleri Steven Gerald, Ashley Cole ve David Beckham da çare olamadı o uzun bekleyişe. Bobby Moore’un 1966’da Jules Rimet kupasını havaya kaldırdığı günden beri İngiltere 140.000 milden fazla yol kat etti, dört kıtada 52 ülkede oynadı. Buna Dünya Kupası finalleri için Meksika, Japonya, Güney Afrika ve Brezilya gezileri de dahil…

Sonra…

Euro 2020’de Almanya’yı elediklerinde umut sardı futbol ülkesini, bu kez olacaktı. Futbol tarihini yazan kitaplara göre bildiğimiz şekliyle o güzel oyun 1863’te İngiltere’de icat edilmişti, 2020 Avrupa Şampiyonasında futbol doğduğu yere geri dönecekti. İnanmıştı İngiltere, bir ülke nicedir ayrı kaldığı sevdalısını bekler gibi bekliyordu zaferi, o gün gelmişti. Çeyrek finalde rahat kazandıkları Ukrayna maçından sonra yarı finalde Danimarka karşısına çıktılar. Uzatma dakikalarında Sterling’in yarattığı ucuz penaltı, Kane’nin kötü kullandığı ama şansının yaver gittigi vuruşu final vizesini getiriyordu. Bir finalde oynamak için uzun bekleyişlerini nihayet sona erdirdiklerinde, futbol tarihinin zirvesinin gerçekleştiği yere, eve Wembley’de kendi sahalarına döndüler…

Rakip İtalya’yı son 14 maçın sadece ikisinde yendiklerini, her iki de galibiyetin de hazırlık maçlarında Haziran 1997’de (2-0) ve Ağustos 2013’te (2-1) geldiğini hatırlatalım. İtalya, İngiltere’ye karşı hiçbir büyük turnuvada kaybetmedi; Euro 1980’de 1-0, 1990 ve 2014 Dünya Kupalarında 2-1 kazandı ve Euro 2012’de penaltılarla kazanmadan önce 0-0 berabere kaldı.

İngiltere 3-4-2-1 dizilişinde başladı maça, golcüleri Kane’nin arkasında Sterling, Mount ikilisi. Orta sahada Trippier, Phillips, Rice, Shaw dörtlüsü. İtalya 4-3-3 dizilişinde, ileri uçta Chiesa, İmmobile, İnsigne. Henüz 2. dakikada öne geçti İngiltere, Shaw’un başlattığı atakta Kane sağda Trippier’i görüyor, onun uzak direğe ortasını bitiren yine Shaw oluyor, Wembley Stadı yıkılıyordu. Geriye düşen İtalya 8’de İnsigne ile duran toptan yararlanamazken, Walker ve Trippier ile sağ kanadı etkili kullanıyordu İngiltere. Kane orta sahada kaptığı toplarda oyun kurucu rolünde enfes paslar dağıtıyor, sağda Walker çabukluğu ve gücüyle turnuvanın göze batanları arasında yerini alıyordu. 15’ten sonra oyunda dengeyi sağladı İtalyanlar, geniş alanlarda Chiesa ve İnsigne rakip savunmaya zor anlar yaşatıyor ancak topa daha çok sahip olmalarına rağmen 3. bölgede pozisyon üretemiyorlardı. 35’te Chiesa ile ilk tehlikeyi yarattılar, sonrasında takım halinde iyi kapanan, geniş alanları iyi kapatan rakip karşısında devrenin uzatma dakikalarında İmmobile’nin dönerek vuruşunda bir kez daha gole yaklaşıyorlardı. Dört dakika uzatılan, İngiltere’nin topa yüzde 38 oranında sahip olduğu devre ev sahibinin tek gollü üstünlüğüyle kapanırken kupanın eve geleceğine inanmıştı İngilizler…

2.devrenin başında Sterling’in ceza sahası içinde düşürüldüğü, penaltı kokan pozisyonun devamında üstünlüğü ele geçirdi İtalya, 53’te İnsigne uzaklardan kaleyi yokluyor, iki dakika sonra hocaları Mancini iki değişiklik yaparak İmmobile ve Barella’nın yerine Berardi ve Cristante’yi sahaya sürüyordu. 60. dakikaya gelindiğinde topla oynama oranları yüzde 70’e yaklaşmıştı. 67’de aradıkları golü buldular, sağdan kullandıkları kornerde son vuruşu yapan Bonucci takımını beraberliğe taşıyordu. 70’te İngiltere’de Trippier yerini Saka’ya bırakırken dört dakika sonra orta sahada Rice’in yerine sezonun büyük bölümünde sakatlığı nedeniyle Liverpool’da yerini alamayan Henderson oyuna giriyordu. İtalya yüksek teknik kapasitesinin yanında tatlı-sert futboluyla rakibin çabuk forvet hattına pozisyon vermiyordu. 84’te Lorenzo’nun gördüğü sarı kartın sonrasında takımın en iyisi Chiesa sakatlığı nedeniyle yerini Bernardeschi’ye bırakırken İtalya uzatma dakikalarına yıldızından noksan giriyordu. İngiltere adına uzatma dakikalarının daha üretken olması beklenirken İtalya bıraktığı yerden devam ediyor, 103’te Belotti’nin vuruşu az farkla dışarı çıkarken ekranlara endişeli İngiltere taraftarlarının yüzleri ekranlara yansıyordu. Evlerinde, taraftarları önünde oynamanın avantajını uzatma dakikalarında kullanamazken maç seri penaltılara gidiyordu. Hikâyenin sonrası bilindik, 1.98’lik azman bir kaleciye ve daha deneyimli topçulara sahip İtalya kaçırdığı iki penaltıya rağmen kupayı kaldırıyor, İngiltere ise deneyimli topçuları kullanmak yerine Rashford, Saka, Sancho gibi deneyimsiz penaltıcılarla kupayı İtalya’ya kaptırıyordu. Velhasıl İngiltere’nin kupa bekleyişi sürerken İtalya en son 1968’de kazandığı kupayı 36 yaşındaki kaptanları “King Kong” Chiellini ile bir kez daha eve götürdü. Seri penaltıların final maçlarına ayrı bir heyecan kattığı gerçek, bir de kaybedilmiş maçlardan sonra bizim sekiz yaşındaki Deniz gibi miniklerin gözyaşları olmasa!

Ziya Adnan

13 Temmuz 2021

Umut da var umutsuzluk da: Yazılmış en güzel futbol şarkısı

Uzaklardan…

Velhasıl o enfes futbol şarkısı hiç unutulmadı. Sevdalıları adına Euro 2020, İngiltere’nin kupayı kazanması ve eve getirmesi için bir umut referansı…

“Futbol eve geliyor!” Euro 2020 başladığından beri İngiltere taraftarları arasında sıkça söylenen, İngiltere maçlarında Wembley’in semalarında yankılanan şarkının hikâyesi…

Sözleri İngiltere Milli Takımı için yazılmış “Three Lions” adlı bir futbol şarkısından. İlk olarak Euro 96’da duyulmuş, sözleri iki komedyen, Frank Skinner ve David Baddiel ile “Lightning Seeds” adlı bir grup tarafından kaleme alınmış. “Eve geliyor, futbol eve geliyor!” Bu sözleri şarkı boyunca sıklıkla duyuyorsunuz. Euro 1996’da İngiltere’nin 1966 Dünya Kupasından bu yana ilk büyük turnuvasına ev sahipliği yaptığı gerçeğine atıfta bulunuyordu, turnuva öncesinde 1966’dan beri kupa kazanamayan takımın bu kez evinde, taraftarı önünde kazanacağına inanmıştı İngilizler. Ama beklenen olmadı, şimdilerde takımın hocalığını yapan Southgate’in Almanya karşısında seri penaltılarda kaçırdığı penaltı o rüyanın sonu olmuştu. İngiltere uzun süre o travmayı atlamadı, ama o turnuvanın onların adına muhtemel en güzel hikâyesi hep akıllarda kaldı. 1998’de şarkı İngiltere’nin Dünya Kupası için resmi şarkısı olarak kabul edildiğinde sözler yeniden yazıldı. Taraftarlar, başarısız 1996 turnuvasını ve hala umutlu oldukları gerçeğini yansıtmak için birkaç satır eklediklerinde “hala inanıyoruz” şarkısını söylerlerdi! İçinde umut kadar, umutsuzluğun anlatıldığı bir şarkıdan söz ediyoruz, muhtemel yazılmış en güzel futbol şarkısı…“Everyone seems to know the score, they’ve seen it all before.” (Herkes skoru biliyor gibi görünüyor, hepsini daha önce gördüler.) “Three Lions”, İngiliz futbolunu desteklemenin ne kadar hayal kırıklığı yaratabileceğini, ancak taraftarların hâlâ ne kadar umutlu olduğunu anlatan bir şarkı. David Baddiel’in BBC Radio 5’te canlı yayında söylediği gibi, “her şeyi daha önce gördüler.” Şarkı yazılırken İngiltere’nin pek çok kez kaybettiği gerçeğine atıfta bulunarak, bunu yazmak istediklerini dile getiriyor ve devam ediyor: “Nasıl bu kadar sık kaybettiğimiz hakkında yazmak istedik ve yine de hep söylemek istediğimiz bir şarkı olarak kalmasını temenni ettik.”

Şarkıda adı geçen Jules Rimet 33 yıl görevde kalan ve 1929’da Dünya Kupasını başlatan FIFA’nın en uzun süre görev yapan başkanıydı. Orijinal Dünya Kupasına onun adı verildi ve bu kupayı İngiltere 1966’da kazandı, ülkenin tek dünya kupası galibiyeti. Şarkı yazıldığında İngiltere’nin kupayı en son kaldırmasının üzerinden 30 sene geçmişti, o yüzden 30 yıllık acı olarak anlatılır o uzun bekleyiş….

Velhasıl o enfes futbol şarkısı hiç unutulmadı. Sevdalıları adına Euro 2020, İngiltere’nin kupayı kazanması ve eve getirmesi için bir umut referansı. Sadece bu değil, futbol tarihini yazan kitaplara göre bildiğimiz şekliyle futbol 1863’te İngiltere’de icat edildi, bu yüzden İngilizlere göre o güzel oyun doğduğu yere geri dönüyor…

Bugün akşam yarı finalde görkemli Wembley Stadında taraftarları önünde Danimarka karşısına çıkacaklar. Sir Alf Ramsey’nin 1966 Dünya Kupasını kazanan ilk 11’inden 7’si artık aramızdan değil. O takımın demirbaşlarından Martin Peters 2019’un kışında Alzhemier hastalığının pençesinde aramızdan ayrıldığında 76 yaşındaydı ve ailesi futbolcunun 1966 ile zaferini hatırlamakta zorlandığını dile getiriyordu. Ada futbolunun yetiştirdiği muhtemel en büyük kaleci Gordon Banks Şubat 2019’da böbrek kanserinden göçüp gittiğinde 81 yaşındaydı. Kariyeri boyunca tek takımda, Leeds United’da top koşturmuş Jack Charlton Temmuz 2020’de, 85 yaşında hayata gözlerini yumdu. Hayatta kalanlardan George Cohen, vakti zamanında George Best tarafından “karşısında oynadığım en zor savunmacı” olarak tanımlanmış. Şimdilerde bizim Fulham’ın Craven Cottage Stadının dışındaki heykeli ziyaretçilerini selamlıyor. Fulham formasıyla 459 maça çıktıktan sonra 29 yaşında sakatlık nedeniyle futboldan kopan savunmacı, futbol sonrasında finansal zorluklarla boğuştu, kanseri üç kez yendi ve eski kulübünün satın aldığı dünya kupası madalyasını satmak zorunda kaldı…

Onca seneden sonra İngiltere için kupayı kaldırmaya iki kaldı. “Forman için oyna, bizim için oyna, 1966 Dünya Kupasının artık aramızdan olmayanları için oyna!” diyorum.

Ziya Adnan

7 Temmuz 2021

İngiltere: Futbol eve gelirken

Uzaklardan…

FIFA sıralamasında 12. sırada Almanya, tarihlerinde beşi Batı Almanya ve yedisi (Birleşik) Almanya olmak üzere 12 Avrupa Şampiyonasına katıldılar. 1972’de Belçika’da, 1980’de İtalya’da ve 1996’da İngiltere’de üç kez kaldırdılar kupayı, dokuz turnuvada yarı finale ulaştılar. Başarısız geçen 2018 Dünya Kupasından sonra kadroda revizyona giden hocaları Joachim Löw, Thomas Müller, Mats Hummels ve Jerome Boateng’i gelecek maçlarda kadroda düşünmediğini açıklıyor, sonrasında ilk iki futbolcuyu kadroya dahil ediyordu. Hocaya göre hedef başarılı bir turnuva geçirmek, o yüzden alternatifleri değerlendirmek zorundalar. 2005’ten beri Panzerler’in başında bizim futbol fakiri coğrafyanın yabancısı olmayan 61 yaşındaki hoca. Takımı 2014’te Dünya Kupasını kazandı ancak bir sonraki Dünya Kupasında hüsran yaşadı. Orta sahaları eski gücünden uzak, Sami Khedira’nın boşluğunu dolduramadılar. Toni Kroos, İlkay Gündoğan ve Kai Havertz iyi oyuncular ama arkalarında silip süpürecek lidere ihtiyaçları var. Zaman zaman Joshua Kimmich’i o bölgede kullandılar, Euro 2020’de gruptan dört puanla çıkarken son maçta Macaristan karşısında ecel terleri döktüler…


Son 16’da rakipleri İngiltere, Dünya Kupasını kazandıkları 1966’dan bu yana Almanya’ya karşı oynadığı 24 maçın sadece altısını kazandı. Almanya’nın, eski Wembley’in yıkımından önceki son maçı ve sonrasında yeni Wembley’de ilk maçı kazanmış olması tarihe düşen notlar. İngilizlerin, “İki Dünya Savaşı ve bir Dünya Kupası” sloganına Almanların cevabı “Dört Dünya Kupası ve üç Avrupa Şampiyonası!”

2010 senesinde karşılaştıklarında sadece bir Alman futbolcu Premier Lig’de forma giyordu. 2020’de Almanya’nın kadrosundaki sekiz futbolcunun Ada takımlarında top koşturuyor olması değişen zamanların göstergesi. Yeri gelmişken, 18 yaşındaki ofansif orta saha oyuncusu Jamal Musiala’ya selam çakmadan geçmeyelim. 7 yaşında annesinin üniversite eğitimi nedeniyle Almanya’dan İngiltere’ye yerleşmiş. Chelsea’nin alt yapısında geliştirmiş hünerlerini, 2019’un yazında 16 yaşına bastığı zamanlarda Chelsea’den ayrılıp Bayern Münih’in saflarına katılmış. Haziran 2020’de Bayern Münih ile ilk maçına çıkarken Schalke’yi gole boğdukları maçta attığı golle kulüp tarihinin en genç golcüsü oldu. İngiltere maçı öncesi verdiği röportajlarda, iki kalbi olduğunu, birinin Almanya, diğerinin İngiltere için attığını dile getiriyor…

Yağmurlu, kasvetli bir Londra gününde Euro 2020’de günün ilk maçında İngiltere 40 bin taraftar önünde Wembley’de Almanya karşısında. Avrupa Şampiyonalarında iki kez karşılaştılar, Almanya, 1996 yarı finalinde 1-1 biten maçı penaltılarla 6-5 kazandı, İngiltere Euro 2000’de grup aşamasında tek golle sevinen taraf oldu. İngiltere 3-4-3 dizilişinde başlıyor maça, ileri uçta Saka, Kane, Sterling üçlüsü, arkalarında sağda Trippier, ortada Phillips ve Rice, solda Shaw. Kaleci Pickford’un önünde Walker, Stones Maguire. Almanya 3-4-2-1 dizilişinde, ileri uçta Werner’in arkasında Havertz ve Müller. İlk bölümde savunmadan kısa paslarla çıkıyor Almanya, topu 3. bölgeye taşıdıkları anlarda İngiltere takım halinde kapanıyor. 4. dakikada Goretzka ile uzaklardan kaleyi yokluyorlar, top kaleci Pickford’da kalıyor. . 32’de Havertz’in enfes pasında ceza sahasında çaprazdan vuruyor Werner, Pickford gole izin vermiyor. Devrenin bitimine yakın orta saha üstünlüğünü yakalıyor İngiltere, topa yüzde 54 oranında sahip oldukları, rakip kaleyi üç kez yokladıkları bir dakika uzatılan devre golsüz kapanıyor.

2. devrenin başında takımlar aynı kadrolarla sahada. Almanya forvet hattında Klose, Gomez gibi üretken golcüleri çok arıyor. Çabuk çıktıkları pozisyonlarda Sterling ve Saka ile topu 3. bölgeye etkili taşıyor İngiltere ama Kane rakip savunma arasında kayboluyor. İki takımın da temkinli olduğu dakikalarda İngiltere golü buluyor, Grealish’in başlattığı atakta Shaw yerden kesiyor, Sterling bitiriyor, turnuvadaki 3. golü. 78’de Müller’in serbest vuruşu savunmadan dönerken Wembley Stadı’nı uğultu kaplıyor. İki dakika sonra net fırsattan yararlanamıyor Almanya, Pickford ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda isabetsiz vuruyor Muller, maçın muhtemel kırılma anı. 86’da turu getiren golü buluyor İngiltere, Grealish soldan ortalıyor, Kane kafayla bitiriyor. Almanya geriye düştüğü maçta Müller’in kaçırdığı net pozisyon sonrasında turnuvaya veda ediyor, Panzerler’de değişim şart. İngiltere’ye gelince, son sekize kaldılar, çeyrek finalde deplasmanda oynayacakları maçı kazanırlarsa Wembley avantajları belirleyici olabilir. Fransa, Portekiz, Almanya’nın elendiği turnuvada İngiltere futbolun eve gelmesini bekliyor…

Ziya Adnan

1 Temmuz 2021

Euro 2020: İtalya, Mancini devrimi

Uzaklardan…

FIFA sıralamasında 7. sıradaki İtalya, tarihinde Avrupa Şampiyonasında üç kez final oynadı. Turnuvaya ilk kez katılma hakkını kazandığı 1968’de kupayı kaldırırken, 2000 ve 2012’de finalde kaybetti. Euro 2020’de takımın başında sahaya çıkan Mancini, Gian Piero Ventura liderliğindeki takımın 2018 Dünya Kupasına katılamamasından kısa süre sonra görevi devraldı, bu yazının yazıldığı zamanlarda İtalya, milli takım tarihinde yüzde 70 ile en yüksek galibiyet oranına sahip. Mancini’nin göreve geldiği günden beri oynadıkları 30 maçın 21’ini kazandılar ve Avrupa Şampiyonası elemelerinde grupta 10 maçtan 10 galibiyet çıkardılar. Ancak galibiyet serisinde FIFA’nın ilk 20 sıralamasında yer alan takımlardan sadece üçüyle karşılaştıklarını, Finlandiya, Yunanistan, Bosna-Hersek, Ermenistan ve Lihtenştayn’ının bulunduğu nispeten kolay bir gruptan çıktıklarını hatırlatalım. 1930’larda Vittorio Pozzo’nun kırdığı 30 maçlık yenilmezlik rekorunun rekorun beş maç gerisindeler, Mancini’nin gelişiyle devrim yaşadıkları kesin.https://a413bb1881b8f70f68c35b1cf86e52ae.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html

4-3-3 dizilişini tercih ediyor Mancini, oyunu geriden kurmayı, tempoyu dikte etmeyi seviyor. Jorginho ve Marco Verratti orta sahada hâkimiyeti kontrol ederken, Nicolo Barella rakibin ceza sahasına hücum ediyor. Atağa çıktıkları anlarda 3-2-5’e dönen takım sağ ve sol kanatlarda Federico Chiesa ve Emerson Palmieri ile oyuna genişlik kazandırıyor. Euro 2020’de grup maçlarında ortaya çıkan, usta bir teknik direktörün ellerinde gençlikle deneyimin iyi harmanlandığı, yüksek tempoyla oynayan, izlemesi keyif veren bir takım. Kaptan Giorgio Chiellini, “Bu takımın parçası olmaktan gurur duyuyorum, büyük hayaller kurabilir ve Euro’yu kazanabiliriz” diyor ve ekliyor: “Kimyamız bir tür sihir.” İtalya Futbol Federasyonu hocasına güveniyor olmalı ki Mancini’nin sözleşmesini 2026’ya kadar uzattı. Yeri gelmişken büyük hocaya da selam çakmadan geçmeyelim, futbolculuk zamanlarında yetişmiş olanlar hatırlar, inanılmaz derecede yetenekli, bir o kadar da sorunlu topçuydu forvet. 1982’de Manchester City’den takıma katılan Trevor Francis ile antrenman sahasında yumruk yumruğa kavga etmişliği var. Ancak futbolculuk sonrasında durulmuş futbol sevdalısı, “yaşlandım” diyor eski günleri hatırlatanlara. Sıkı bir Katolik, Bosna’daki popüler hac kenti Medjugorje’yi sık sık ziyaret ediyor. Eskinin alıştığımız futbol adamlarından farklı, Sampdoria’yı çalıştırırken takımın forma tasarlamasını yapmış. Futbol dışındaki ana tutkusu İtalya’da popüler bir raket sporu olan padel…

Güneşli, aydınlık Londra gününde görkemli Wembley Stadı’nda Mancini’nin takımı FİFA sıralamasında 22. sıradaki Avusturya karşısında. Avusturya, İtalya’ya karşı son galibiyetini 1960’da bir hazırlık maçında elde etmiş. İtalya sonraki 13 maçta yenilmedi, bu maçların 10’unu kazandı. İtalya 4-3-3 dizilişinde, ileri uçta Berardi, Immobile, Insigne üçlüsü. Kaptanları, savunmanın bel kemiği 36’lık Giorgio Chiellini sakatlığı nedeniyle takımda yer almıyor. Avusturya 4-2-3-1 dizilişinde, golcüleri Arnautovic’in arkasında Laimer, Sabitzer, Baumgartner. Maçın başında gole yaklaşıyor Baumgartner sol kanattan ceza sahasına yerden kesiyor, Sabitzer ıskalıyor. Maça daha iyi başlayan Avusturya, orta sahada sıkı baskı yapıyor ve rakibin oyun kurmasına izin vermiyor. İlk bölümde Lainer ile sağ kanadı iyi kullanıyorlar, ancak 17’de gole yaklaşan İtalya oluyor. Spinazzola soldan Barella’yı görüyor, sonun yerden vuruşunu yatarak çeliyor Avusturya kalesinde Bachmann. İtalya’nın sol kanadında Spinazzola ataklarda etkili. 20’den sonra oyunu rakip sahaya yıkıyor İtalya, Avusturya takım halinde savunmada. 31’de gole yaklaşıyorlar, İmmobile’nin ceza sahası dışından vuruşunda direkler gole izin vermiyor. İtalya’nın topa yüzde 52 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi 11 kez yokladığı devre golsüz kapanıyor.

2. devreye aynı kadrolarla çıkıyor takımlar, 49’da İtalya savunmasında Bonucci’nin hatasında Arnautovic ceza sahasında vurmakta geç kalınca Avusturya golden oluyor. Akabinde Alaba ceza yayının üzerinden kullandığı duran topta isabetsiz vuruyor. 56’da Avusturya savunmasının az adamla yakalandığı nadir pozisyonda Insigne’nin soldan İmmobile’ye pasında araya giren Alaba net golü önlüyor. 60’ta Avusturya atağında Sabitzer’in vuruşunda top savunmaya çarpıp dışarı çıkıyor, İtalya adına şans anı. Rakibin iştahlı oyunu, enerjisi karşısında top yapmakta zorlanıyor İtalya ve 65’te kalelerinde golü görüyorlar. Arnautovic’in kafa vuruşu ağlara giderken hakem golü veriyor ama VAR pozisyonun ofsayt olduğuna hükmediyor, maçın muhtemel kırılma anı. 69’da iki değişiklik yapıyor İtalya, Verratti ve Barella’nın yerlerine Locatelli ve Pessina sahada. Son bölümde İtalya pas trafiği yaratmakta zorlanırken gole daha yakın olan takım Avusturya. 84’te İtalya iki değişiklik daha yapıyor, Immobile ve Berardi yerlerini Chiesa and Belotti’ye bırakıyor. Beş dakika uzatılan maçta gol olmayınca maç uzatmalara gidiyor

Uzatmanın ilk bölümünde golü bulan İtalya oluyor, 95. dakikada Avusturya ceza sahasında Spinazzola, soldan Chiesa’yı görüyor. Oyuna sonradan giren 14 numara uzak direğe enfes vuruyor. Geriye düştükten sonra 3. bölgeye kalabalık çıkıyor Avusturya, Arnautovic yerini Kalajdzic’e bırakıyor. Devrenin bitimine yakın fark ikiye çıkıyor, Avusturya savunmasının uzaklaştıramadığı topu Pessina sert vuruşla sağ alt köşeye bırakıyor.

Uzatmanın 2. devresine iki değişiklikle başlıyor Avusturya, Gregoritsch ve Schaub, Grillitsch ve Schlager’in yerlerini alıyor. 110’da altı pastan isabetsiz vuruyor Sabitzer ama bitime altı dakika kala Gregoritsch’in kullandığı korneri kafayla ağlara gönderen Kalajdzic. Fark bire iniyor ama kalan dakikalarda başka gol olmayınca eve dönen takım Avusturya oluyor. Ne diyelim, eleneceksen Avusturya gibi elen; mücadele, iştah, istek ne ararsan var. İtalya’ya gelince, son sekize kaldılar, Belçika-Portekiz maçının galibi ile karşılaşacaklar. O maç kaçmaz derim…

Ziya Adnan

28 Haziran 2021

Euro 2020: İngiltere-İskoçya; eski rekabet

Uzaklardan…

Önce ulusal takımımıza dair birkaç kelam edelim, malum Avrupa Şampiyonluğu hayali hüsrana döndü. Fizik olarak turnuvanın en zayıf görüntüsünde oynadığı üç maçta pozisyon üretemezken kalesinde 8 gol görüp sıfır puan çekti ‘bizim çocuklar’. Velhasıl içinde bolca siyaset, hamaset, kibir bulunan yazık hikâyeden geriye kalan hatırlanmak istenmeyecek Avrupa Şampiyonası. Ne diyelim, ülkede futbol bile Türk’ün Türk’e masalı, inanırsan…

Dönelim turnuvaya, bilir misiniz futbolun en eski uluslararası rekabeti, ilk kez 30 Kasım 1872’de Glasgow, Hamilton Crescent’te 4 bin taraftar önünde oynanmış, o zamanlar için hiç yabana atılmayacak rakam. Ada futbolunun meraklıları İngiltere-İskoçya rekabetinden bahsettiğimi anlamıştır. İngiltere Mili Takımı, Federasyon Kupasını yaratan adam Charles Alcock tarafından seçilmiş, kendisi sakat olduğu için takımda yer alamamış futbol sevdalısı, dokuz kulüpten seçtiği oyuncular sahaya çıkmış. İskoçya’da o dönem futbol federasyonu olmadığından milli takımı ayarlama işini ülkenin o yıllardaki en önemli kulübü Queen’s Park FC üstlenmiş.

Onlara da selam çakalım yeri gelmişken, ‘Örümcekler’ olarak nam salmışlar futbol aleminde, geçen sezon İskoçya 3. Ligi’ne yükseldiler. Kulübün sekreteri ülkedeki tüm kulüplere haber salmış ama kimseden cevap gelmeyince İskoçya Milli Takımı olarak sahaya mecburen Queen’s Park kadrosuyla çıkmışlar. Futbolun farklı kurallarla oynandığı, kaba kuvvetin ön plana çıktığı, ayağı yere sağlam basanın kazandığı zamanlardan bahsediyoruz. Sahadan kemik sesinin geldiği, devre arasının olmadığı, kararların takım kaptanları tarafından verildiği (iki takım kaptanı anlaşamazlarsa iki hakeme danışırlarmış), VAR’ın futbolla tanışmadığı zamanlar. O tarihi maç golsüz sonuçlanmış. İkisi de Britanya Adaları’nın ulusal takımları olmalarına rağmen zaman içinde iki ülke arasında çok eskiye dayanan husumetten futbol da nasibini almış, İskoç milliyetçiliğinin yükselişiyle, İskoç spor gazetecileri İngilizleri ‘Auld Enemy’ (eski düşman olarak) adlandırmışlar. Onlara göre İskoçya’nın İngiltere’yi yenmesi sonuçların en şahanesi… Tarihte 114 kez karşılaşmışlar, İngiltere 48’ini kazanırken İskoçlar 41 maçta sahadan galibiyetle ayrılmış. En son 25 sene önce karşılaştı iki takım, İngiltere Shearer ve Gascoigne’nin golleriyle kazanan takım olmuştu…

Gri bulutların görkemli Wembley Stadı’nın üzerini kapladığı, serin Londra akşamında 22 bin taraftar önünde grupta ilk maçını kazanan İngiltere 4-3-3 dizilişinde. İleri uçta Sterling, Kane, Foden üçlüsünün arkasında Phillips, Rice, Mount. Savunmanın ortasında Stones ve Mings’e görev vermiş hocaları Southgate, iki hücum beki sağda James, solda Shaw. İskoçya 3-5-2 dizilişinde, ileri uçta Adams, Dykes ikilisinin arkasında O’Donnell, McGregor, Gilmour, McGinn, Robertson. İlk bölümde İskoçya orta sahasında McGinn rakibin çabuk hücumcusu Sterling’e yakın oynuyor, 4. dakikada gelişen İskoçya hücumunda Adams’ın ceza sahası içinden vuruşu rakip savunmadan dönüyor. İki takımın da ofansif oynadığı, bol faullü geçen ilk 10 dakikadan sonra gole yaklaşan İngiltere, sağdan Mount’un kullandığı kornerde Stones’un kafa vuruşu direkleri geçemiyor. Sonrasında baskıyı artıyorlar, sağda Foden topla buluştuğu anlarda etkili. Aston Villa’nın dinamosu McGin İskoçya orta sahasında enerjisiyle takımın göze batan oyuncusu, 20’de Mount’un kullandığı kornerde topa Kane’den önce müdahale ediyor. Orta sahada Mason Mount ve Billy Gilmour mücadelesi izlemeye değer, 30 dakikanın sonunda iki takımın da kaleyi bulan vuruşu bulunmuyor. Savunma güvenliğini elden bırakmıyor İskoçlar, savunmanın solunda Tierny, önünde Roberston arkada boşluk bırakmıyor. 30’da Tierny’nin soldan ortasında O’Donnell’in enfes volesinde gole izin vermiyor İngiltere kalesinde Pickford, dönen topu kafayla kaleye gönderemiyor Adams. Devrede topa daha çok sahip olan İngiltere ama net pozisyon üretmekte zorlanıyorlar. Hırvatistan maçında olduğu gibi bu maçta da kalabalık savunma arasında kayboluyor Kane. İngiltere’nin topa yüzde 63 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi bulamadığı devre golsüz kapanıyor.

Bastıran yağmurla birlikte 2. devreye ofansif başlıyorlar, 46’da Kane’den önce topa müdahale eden Tierny sonrasında Mount’un kornerini uzaklaştırıyor. Top rakipteyken takım halinde kapanıyor İskoçya, 55’te gole yaklaşan İngiltere, Kane’nin pasında James’in vuruşu az farkla dışarda. Akabinde golü kaçıran İskoçya oluyor, rakip savunmanın uzaklaştıramadığı topa dönerek vuruyor Adams, top savunmada Stones’tan dönüyor. 60’tan sonrası maçta temponun arttığı dakikalar, iki takım da uzun toplarla orta sahayı çabuk geçiyor. 63’te ilk değişikliğini yapıyor İngiltere, Foden’in yerine Grealish sahada. Topa daha çok sahip olmasına rağmen geniş alanları etkili kullanamıyor takımı, merkezden getirdikleri toplarda kalabalık savunmayı aşamıyorlar. İskoçya savunmasının ortasında McTominay maçın iyilerinden. 74’te bekleneni veremeyen Kane’nin yerine Rashford sahada. 76’da değişiklik İskoçya’dan geliyor, Gilmour yerini Armstrong’a bırakıyor. 78’de net fırsatı gole çeviremiyor İskoçya, Tierny’nin enfes ortasına isabetsiz vuruyor Adams. Son bölümde kanatları etkili kullanıyor İskoçya, 84’te Adams yerini Nisbet’e bırakıyor. İki dakika uzatılan maçta gol olmayınca puanlar paylaşılıyor, İskoç tribünlerinin sevinci görülmeye değer. Gruptaki son maçta Hırvatistan karşısına çıkacaklar, son 16’ya kalmak için kazanmaları şart. İngiltere’ye gelince, Hırvatistan maçındaki coşkuyu bu maçta yakalayamadılar, ileri uçtaki üç oyuncusu Kane, Foden, Sterling’in düşüşü sevdalıları adına endişe verici. Maçın adamı, Billy Gilmour, 20 yaşındaki orta saha Chelsea formasıyla gelecekte adından söz ettirecektir.

Ziya Adnan

22 Haziran 2021

İngiltere: Belki biter bekleyiş…

30 dereceye yaklaşan sıcaklık, tribünlerde 22 bin taraftar, ne ucuz hamaset edebiyatı, ne karşı takımı düşman ordusu gibi gören hastalıklı zihniyet. En fazlasından görkemli Wembley Stadı’nda bir futbol maçı, biri kazanacak bir kaybedecek ama her şekilde hayat devam edecek.

1966’dan beri kupa kazanamadı İngiltere, ummak ve beklemekle geçti nice Dünya Kupaları, Avrupa Şampiyonaları. O tarihten günümüze beş İngiliz takımının Şampiyonlar Ligi’ni toplamda 14 sezonda kazandığını düşününce milli takımlarının başarısızlığı aşikâr. Euro 2020’de, güneşli Londra Pazar’ında görkemli Wembley Stadı’nda, grupta ilk maçında Hırvatistan karşısına çıkan takımın hal ve gidişine o maç vesilesiyle naçizane bir bakış…

İlk kez 1960’da düzenlenmiş Avrupa Şampiyonası, İngilizler katılmayı reddetmişler. Turnuvada ilk kez 1968’de boy gösterdiler ve o zamandan beri dokuz kez finallere katıldılar. 2020 Avrupa Şampiyonası onların 10. turnuvası ama bir türlü kupayı kaldırmayı başaramadılar. İngiltere’nin finallerdeki en iyi performansı, turnuvaya sadece dört takımın katıldığı 1968’de İtalya’da 3. sırayı alması. 1996’da yarı finale yükseldiler ama Almanya’ya penaltılarla kaybettiler. Takım iki turnuvada çeyrek finali gördü; 2004’te ev sahibi Portekiz’e, 2012’de Ukrayna’da İtalya’ya penaltılarda kaybetti. O maçtan sonra “It always ends in penalties, it always ends in tears,” (Her zaman penaltılarla, her zaman gözyaşlarıyla sonuçlanır) yazmıştı manşetinde ülkenin çok okunan bulvar gazetesi Daily Mail. 2016’da Fransa’da, İzlanda karşısında son 16’da elendiler. Dört kez (1980, 1988, 1992 ve 2000), grup aşamalarının ötesine geçemediler. Turnuva öncesinde FIFA sıralamasında Brezilya’nın arkasından 4. sıradalar. 26 kişilik kadronun yaş ortalaması 25,3. 1,25 milyar sterlinle turnuvanın en değerli takımı. Kadroda yer alan futbolcularının ortalama değeri 49,8 milyon Sterlin. Kaptanları, golcüleri futbolun efendisi, transfer döneminde takımdan ayrılması gündemde olan Harry Kane’nin değeri 120 milyon Sterlin…

Rakip Hırvatistan FIFA sıralamasında 14. sırada, son Dünya Kupası’nda ilk 11’de başlayan dört oyuncu Subasic, Strinic, Mandzukic ve Rakitic emekli olunca yerlerini Livakovic, Barisic, Vlasic ve Petkovic ile doldurdular. Takımın zayıf halkası yaşlı savunması, bilhassa duran toplarda sıkıntı yaşıyorlar. Takımın beyni, orta sahanın maestrosu Rakitic’den sonra hocaları Dalic, 4-2-3-1’e döndü. Oyun kurucuları Vlasic, o bölgede alternatifler arasında Mario Pasalic ve Andrej Kramaric yer alıyor. Yeri gelmişken efsaneleri Modric’e selam çakmadan geçmeyelim. Hırvat futbolunun yetiştirdiği en büyük futbolcu olan 10 numaranın, 2008-12 arasında formasını giydiği Tottenham Hotspur sevdalarının gönlünde yeri büyüktür. Takımı Avrupa Şampiyonlarının müdavimlerinden, son beş turnuvada boy gösterdiler. Turnuvalarda İngiltere ile iki kez karşılaştılar, 2004 Avrupa Şampiyonası’nda sahadan mağlup ayılırken, 2018 Dünya Kupası’nda uzatmalarda sevinen taraf oldular. 30 dereceye yaklaşan sıcaklık, tribünlerde 22 bin taraftar, ne ucuz hamaset edebiyatı, ne karşı takımı düşman ordusu gibi gören hastalıklı zihniyet. En fazlasından görkemli Wembley Stadı’nda bir futbol maçı, biri kazanacak bir kaybedecek ama her şekilde hayat devam edecek.

57’de öne geçen İngiltere oluyor, Phillps’in sağdan iki kişiyi geçerek rakip savunma arkasına enfes pasını kaleci Livakovic’in yanından ağlara gönderen Sterling, büyük turnuvalardaki ilk golü. Değişikliklere rağmen 3. bölgede etkisiz Hırvatistan, 90 dakika sonunda rakip kaleyi bulan vuruşları sadece iki. Dört dakika uzatılan maçta başka gol olmayınca gruptaki ilk maçını kazanıyor İngiltere, genç orta sahası Rice, Phillips, Mount Hırvatistan’ı kol mesafesinde tutarak 2018’in yanlışlarını düzeltiyor. Üçü de 25 yaş ve altı olan bu üç orta saha oyuncusu takımı taşıyan oyuncular, cuma akşamı İskoçya karşısında yerlerini alacaklardır. Hırvatistan’a gelince, gol yollarında çok etkisizler, Mandzukic ve Rakitic’in yokluğu gelecek adına düşündürücü…

Ziya Adnan

15 Haziran 2021

EURO 2020 başlarken

Uzaklardan…

Avrupa Şampiyonası 11 Haziran’da başlayacak ve bu sezon 60. yaşını kutlayacak, nice senelere. İlk kez benim dünyaya geldiğim, hayatın siyah beyaz olduğu zamanlarda, 1960 senesinde düzenlenmiş, fikir babası Henri Delaunay adında futbol sevdalısı bir Fransız. Fransa Futbol Federasyonu genel sekreterliğini yaptığı 1927 senesinde önermiş turnuvayı ama hayata geçişini görememiş. İlk Avrupa Şampiyonası ölümünden üç sene sonra, 1960 Temmuz’unda; ilk maçta Yugoslavya Fransa’yı 5-4 yenerek açılışı yapmış, turnuva tarihinin en gollü maçı. O turnuvayı finalde Yugoslavya’yı yenen Sovyetler Birliği kazanmış. İlk beş turnuvada sadece dört takım yer alırken 1980’de İtalya’da takım sayısı ikiye katlanmış. Yaşı yetenler hatırlar, 1996’da İngiltere’de oynanan turnuvada takım sayısı 16’ya çıkarken ev sahibi takım yarı finalde üzülmüş, penaltılar sonunda turu Almanya’ya bırakmıştı. 1966’dan beri kupa kazanamayan İngiltere’de bekleyiş sürüyor.

2000’de ilk kez iki ülkede oynanan maçlara Belçika ve Hollanda ev sahipliği yapmış, bir sonraki turnuvada Yunanistan turnuva tarihinin sürprizini gerçekleştirerek kupayı kaldırmıştı. İspanya’nın altın nesli sonraki iki turnuvada esti kükredi. 2016’nın kazananı Portekiz, final maçında Fransa’yı devirmiş, 75.868 taraftarın önünde kupayı kazanmıştı.

Ve Haziran 2021…

Hayatı esir alan beter bir virüsün pençesinde bir sene gecikmeyle 11 Haziran’da başlayacak Euro 2020. Geçmiş turnuvalar tek ülkede sahne alırken romantik 60. yaş kutlaması için bir seferliğine farkı ülkelerde oynanmasına karar vermişler. Bu sezon ilk kez UEFA’nın belirlediği 11 şehirde oynanacak maçlar, turnuvada yer alacak takım sayısı 24. Altı grupta dörder takımla 31 günde oynanacak 51 maç sonunda şampiyon belli olacak. Turnuvanın oynanacağı mabetler içinde en büyük kapasiteye sahip Wembley Stadı tarihinde ikinci kez yarı final ve finale ev sahipliği yapacak. Planlama aşamasında 13 stat seçilmesine rağmen iki stadın sonradan turnuvadan çıkarılması tarihe düşen notlar. Brüksel’deki Eurostadium, yapımındaki gecikmeler nedeniyle Aralık 2017’de, Dublin de seyircilerin katılma garantisi olmadığı için Nisan 2021’de turnuva dışında kalmış. İspanya’nın maçlarda seyirciye izin vermek için ev sahibi şehri Bilbao’dan Sevilla’ya değiştirdiğini hatırlatalım. Turnuvanın resmi maç topu Adidas’tan. ‘Uniforia’ adını verdikleri top, sınırların bulanıklığını simgeleyen ve siyah fırça darbesi stili çizgilere sahip. Kıta genelinde birlik ve coşkuyu ilham alarak düzenlemişler. İngiltere’nin yakın geçmişte Avrupa Birliği’nden ayrıldığını düşününce o birlik biraz eksik sanırım. Naçizane görüşüm, o gecikmiş ayrılığın sonuçlarını zaman gösterir.

Turnuva olur da maskotu, müziği, çalgısı, çengisi olmaz mı? Euro 2016’nın maskotu ‘Skillzy’, geçmişin iri kıyım, saati sorsa cüzdanı vereceğin türden santrforlarını hatırlatan kaşı gözü büyükçe bir karakter, hayranlarına futbola dair becerileri varsa bir video yüklemeleri için ilham veriyor. Euro 2020 logosu, Avrupa’nın tüm şehirlerini ve vatandaşlarını birbirine bağlayacak kadar güçlü bir sembol olacak şekilde tasarlanmış. Yaratıcılarına göre kıtadaki futbol için mükemmel logo, adını da ‘Futbol Köprüsü’ koymuşlar.

Turnuvanın takımlarına gelince, Finlandiya ve Kuzey Makedonya, daha önce büyük bir turnuvaya katılma hakkı kazanmamışlardı, ilk kez boy gösterecekler elitler sahnesinde. Turnuvanın ev sahiplerinden İskoçya 1998 FIFA Dünya Kupası’ndan bu yana ilk büyük uluslararası turnuvada boy gösterecek ve ‘D’ grubundaki ikinci maçına İngiltere karşısında çıkacak. İngiltere Kralı I. Edward’a karşı İskoç Bağımsızlık Savaşında İskoçlara liderlik eden Wallace’ın hayatını anlatan 1995 yapımı Brave Heart filmini ve sert futbolu sevenlere naçizane tavsiye… Hollanda ve Danimarka 2016’da kaçırdıktan sonra geri dönen takımlar ve Portakallar 2014 FIFA Dünya Kupası’ndan bu yana ilk kez büyük bir turnuvada yer alacak. Avusturya, Macaristan, Slovakya ve Galler ilk kez arka arkaya Avrupa Şampiyonası turnuvalarında boy gösterecekler. 2004’te kazanan Yunanistan, üst üste ikinci Avrupa Şampiyonasını ve üst üste üçüncü büyük turnuvasını kaçırarak vize alamayan tek eski şampiyon. Arnavutluk, İzlanda, Kuzey İrlanda, İrlanda Cumhuriyeti ve Romanya, 2016 finallerinde yer aldıktan sonra bu turnuvaya katılma hakkı kazanamayanlardan. Türkiye 1996’da ilk kez turnuvaya katılmıştı, son yedi Euro’nun beşine katılma hakkı elde etti, şans yanlarında olsun…

Bana gelince, 2016’da Fransa’da yine bu köşede Türkiye’nin maçlarını yazma fırsatı bulmuştum ama şimdilerde virüsün gölgesinde İngiltere dışına çıkmak, çıksan bu kez ülkeye dönmek zor. Haliyle mecburen evdeyiz, İngiltere maçlarını kovalayacağız turnuvada, açılış maçı pazar günü Hırvatistan karşısında. Ah bir de her Wembley ziyareti öncesinde maçları izleyecek gazeteciler için Covid testi zorunluluğu olmasa!

Ziya Adnan

8 Haziran 2021

Blackpool FC: Portakalların dönüşü

Uzaklardan…

22 Mayıs 2011’de, Premier Lig’e yükseldikleri günden 365 gün sonra, sezonun son maçında Manchester United’a 4-2 mağlup olup elitler ligine veda etmişti Blackpool FC; İngiltere’nin kuzeybatısında, Lancashire bölgesinin 143 bin nüfuslu sahil kasabasının portakal renkli takımı. Takıma ev sahipliği yapan kasaba yakın geçmişte “Which Holiday” dergisi tarafından yapılan ankette İngilizlerin ülke içindeki favori tatil beldesi olarak yerini almış, ülkede “The Jewel Of The North” (Kuzeyin Zümrütü) olarak nam salmış. Formasının rengi nedeniyle “The Tangerines” (Mandalinalar) olarak bilinir futbol âleminde, tarihlerinde Premier Lig’de sadece bir sezonda yer aldılar. 2000’lerin başında dokuz sezonda dört küme terfi ederek ülke futbolunun en üst liginde mücadele etme hakkını kazandılar. Terfi ettiği sezonlarda başarısının play-off maçlarındaki mücadelesi sonucu gelmiş olduğunu hatırlatalım. Sezonu 3. sırada tamamlayıp play-off yarı final maçında Oxford United’ı eleyip finale kaldılar. 29 kişilik kadrosunun değeri 8.9 milyon Sterlin, iki futbolcusu milli takımlarda yer alıyor. Takımın değerlisi 27 yaşındaki defansif orta saha Kevin Stewart, Tottenham Hotspur alt yapısından yetişmiş, koyu bir Liverpool taraftarı… Bu arada 80’lı yıllardan anımsadığım Blackpool FC ile bağlantılı kısa bir not: Ankaragücü, İngiliz teknik direktör Brian Birch’ü takımın başına getirdiği 1987-88 sezonunda Blackpool FC’den Dave Windridge adlı santrforu transfer etmiş, David ligin ilk maçında Boluspor deplasmanında oynadıktan sonra ülkesine dönmüştü.

Rakipleri Lincoln City, ülkenin kuzeydoğusunda, katedraliyle ün salmış 95 bin nüfuslu şehrin takımı. Lakapları “Imps”, şehrin katedralindeki bir duvarda yer alan, efsaneye göre katedrale şeytan tarafından gönderilen, ancak bir melek tarafından taşa dönüştürülen yaratık. Formalarındaki amblemde o yaratığı kullanmışlar. 137 senelik tarihleri hep alt liglerde geçmiş, 1972’de takımın başına getirdikleri 28 yaşındaki Graham Taylor’un ilerleyen zamanlarda İngiltere Milli Takımının başında sahaya çıkması tarihe düşen notlar. 4. Lig’de yer aldıkları 2000’li senelerin başlarında, 2003-07 arasında dört kez play-off finalinde bir üst lige terfi hakkını kaybetmişler. Parasal sıkıntılar nedeniyle kayyuma devredildikleri zamanlarda Rob Bradley adında, takım dergisini çıkaran bir taraftar satın almış kulübü. İlk icraatı maaşını ödemekte zorlandıkları hocayı kovmak olmuş, kulüp yönetiminde esas olan şey bütçeyi yönetmek neticede (Her ne hikmetse bütçelerini yönetemeyen Ankara takımlarına selam çakalım bu vesileyle). Sezonu 5. sırada bitiren, play-off yarı finalinde Sunderland’ı eleyen takım 60 yıllık aradan sonra ilk kez Championship’e çıkma mücadelesinde, en son 1960-61’de 2. Lig’de yer aldılar. Finali kazanırlarsa 2016-17’de amatör liglerden çıkıp beş sezonda üç kademe atlayan ilk takım olacaklar. 29 kişilik kadrosunun değeri 4,3 milyon sterlin, bir futbolcusu milli takımlarda yer alıyor…

Güneşli bir Londra Pazar’ında, 9 bin 751 taraftar önünde Blackpool 4-2-3-1 dizilişinde. Golcüleri, 21 golle sezonu gol krallığı sıralamasında 3. bitiren Yates’in arkasında Mitchell, Embleton, Anderson üçlüsü. Lincoln City 4-3-3 dizilişinde, ileri uçta Johnson, Hopper, Rogers üçlüsü, arkalarında 10 numaralı oyun kurucuları Grant, 13 gol ve 9 asistle takımın en üretken oyuncusu. Maçın başlama vuruşundan hemen sonra, 47. saniyede öne geçiyor siyah formalı Lincoln City, sağ kanatta Johnson’un çizgiye inip ceza sahasına çıkardığı topu kendi kalesinde gönderen rakip savunmada Turton. Maça daha iştahlı başlayan Lincoln City geniş alanları sağda Johnson, solda Rogers ile etkili kullanıyor. 34’te beraberliği yakalıyor Blackpool, rakip savunmanın uzaklaştıramadığı topu soluyla köşeye gönderiyor defansif orta saha oyuncusu Dougall. Devre karşılıklı gollerle kapanıyor.

50’de öne geçen Blackpool oluyor, Yates’in asistinde ceza sahası çizgisinden köşeye sert vuruyor Dougall, maçtaki 2. golü. 75’ten sonra beraberlik için yükleniyor Lincoln, sol kanatta Rogers etkili oyuncuları ama final paslarında aceleciler. 85’te Lincoln atağında Johnson’un ortasında pasında müsait pozisyonda kafayı isabetsiz vuruyor Morton. Dört dakika uzatılan maçta başka gol olmayınca geriye düştüğü maçı kazanıp 49 maç, 735 saatlik futboldan sonra Championship’e yükseliyor Blackpool FC, maçın adamı iki ayağıyla ceza sahası dışından iki gol bulan Dougall. Velhasıl 2015’ten sonra gelecek sezon ilk kez Championship’te yer alacaklar. Kulübün sahibi Simon Sadler ve teknik direktörleri Neil Critchley yönetiminde yeniden doğuşlarını kutlayacak sahil kasabasının sakinleri, kalıcı olsunlar…

Ziya Adnan

4 Haziran 2021

Championship Play-off Finali: Brentford Premier Lig’de

Uzaklardan…

Maçtan sonra hocaları Thomas Frank sevinçten uçarken duygularını tarif edemeyeceğini, inişler ve çıkışlarla dolu çok uzun bir yolculuk sonunda onca zaman hasret kaldıkları başarıyı yakaladıklarını dile getiriyor ve devam ediyor: “Premier Lig’i düşünmeden önce bu gece çok sarhoş olmak istiyorum!” Ne diyelim, yeni sezonda Premier Lig’e renk katsınlar.

1986 Mayıs’ında 58 yaşında aramızdan ayrıldı Edip Cansever, bir nesle şiiri sevdiren şair. “Ama yaz dursun, öyle bir dursun ki yaz, çiçekler ağaçlarda kalsın, uçurtmalar göklerde, haziran temmuz ağustos, birbirine sokulsun, ne olur bu böyle olsun” der dizelerinde. Saygı ve özlemle…

Dönelim futbola, bir futbol sezonunun daha perdelerini indirmeye hazırlandığı zamanlarda görkemli Wembley Stadı’nda futbolun parasal ödül olarak en değerli maçı, malum ucunda yeni sezonda Premier Lig’de boy göstermek var. Geçenlerde okumuştum, Finans şirketi Deloitte, play-off finalinde galip gelen takımın ertesi sezon Premier Lig’e tutunması durumunda, gelirinde 135 milyon ila 265 milyon sterlin arasında artış göstereceğini vurguluyordu, anlayacağınız play-off finali Championship kulüpleri adına 90 dakikanın ötesinde. Geçen sezon Fulham karşısında kaybetmişti Brentford, Londra’nın batısında, Middlesex bölgesinde Hounslow belediyesine bağlı, adını kıyısına kurulduğu nehirden alan 30 bin nüfuslu küçük kasabanın kırmızı beyazı, namı-diğer ‘Bees’ (Arılar). Sezonu Norwich City ve Watford’un arkasından 3. sırada bitirip, play-off ilk ayağında Bournemouth’u iki maç sonunda 3-2’lik skorla geçtiler. Köklü tarihlerinde Les Smith, Tommy Lawton, Stan Bowles gibi Ada futbolunda nam salmış futbolculara sahip olmalarına rağmen 1946-47 sezonundan beri ülke futbolunun en üst liginde yer alamadılar. 1998’te 4. Lig’e kadar düştüler, sonra döndüler bıraktıkları yere. 2015-16 sezonunda ligi 5. sırada bitirdiler, ancak yarı final maçında Middlesbrough karşısında kaybedip terfi fırsatını kaybettiler. 1997’den beri alt liglerde dört play-off finali kaybettiklerini hatırlatalım.

Rakip Swansea City, Galler’in güneybatısında, ülkenin en kalabalık ikinci şehrinin siyah beyazı, futbol aleminde ‘Swans’ (Kuğular) olarak nam salmışlar. Tarihlerinde ilk kez 2011-12 sezonunda Premier Lig’de boy gösterirken elitler liginde yer alan ilk Galler takımı olarak futbol tarihine adını yazdırıyordu. 2013-14 sezonunda UEFA Kupası’nda 32 takım arasına kalıp turu Napoli karşısında kaybediyor, 2017-18 sezonun sonunda Premier Lig’den düşüyordu. 2019-20 sezonunda play-off yarı finalini Brentford karşısında kaybeden takım sezonu 4. sırada tamamladı.

Yazı çağıran bir Londra gününde, 11.689 taraftarın önünde 3-4-1-2 dizilişinde Brentford, ileri uçta 32 golle ligin gol kralı Toney’nin yanında Mbeumo, arkalarında oyun kurucuları Marcondes. Orta saha dörtlüsünde merkezde Jensen ve Janelt takımın kilit oyuncuları. Geçen sezonun finalini kaybeden takımın 12 futbolcusu bu maçta kadroda. Swansea City 4-3-3 dizilişinde, ileri uçta Roberts, Lowe, Ayew üçlüsü. 2018-19 sezonunda bizim coğrafyada Fenerbahçe forması giymişti Andre Ayew, bu sezon Championship’te 17 golü var. İlk bölümde sağ kanatta Rasmussen ile rakip savunmayı zorluyor Brentford, 4. dakikada ceza sahasına kestiği topa Toney’den önce müdahale ediyor Swansea savunması. Akabinde orta saha mücadelesinde Canos’a müdahalesi sonunda sarı karı görüyor Swansea kaptanı Grimes, pozisyon kırmızıya yakın. Maça daha iştahlı başlayan Brentford 10’da öne geçiyor, Swansea kalecisi Woodman’ın ceza sahasında Mbeumo’yu düşürmesiyle kazanılan penaltıyı gole çeviriyor Toney, sezonda 33. golü. Brentford 3. bölgede etkili presiyle rakibin oyunu geriden kurmasına izin vermezken, Swansea topu rakip alana taşımakta zorlanıyor. 19’da farkı ikiye çıkartıyor Brentford, rakip savunmanın az adamla yakalandığı pozisyonda Rasmussen’in asistinde Emiliano köşeye sert vuruyor. İki farkla geriye düşen Swansea 20’den sonra çoğalmaya başlıyor rakip kalede, Brentford sahayı daha iyi parselleyen takım. İlk kornerini 32’de kullanıyor Swansea City, top Brentford kalecisi Raya’da kalıyor. Devrenin son bölümünde farkı azaltmak için yükleniyor Galler takımı ama pozisyon üretmekte zorlanıyor. 39’da Mbeuma ile 3. gole yaklaşıyor Brentford, rakibin çabuk hücumcuları karşısında zorlanıyor Swansea City. Topa yüzde 45 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi beş kez yokladığı devreyi önde kapatıyor Londra takımı.

2. devreye ofansif başlıyor Swansea City, 47’de Ayew’in kafa vuruşu isabetsiz. İlerde iki çabuk hücumcusunu bırakıp takım halinde kapanıyor Brentford, golcüleri Toney enerjisiyle göze batanlardan. Topla daha çok oynamasına rağmen 3. bölgede etkisiz Swansea, gol umutları duran toplarda. 60’ta ilk değişikliğini yapıyor takımın hocası Cooper, sağ hücum beki Naughton’un yerine Cullen sahada. Sertliğin arttığı dakikalarda 65’te 10 kişi kalıyor Swansea City, Fulton’un rakibe arkadan müdahalesi sonucu gelen kırmızı kart maçın kırılma anı. 70’te sarı kartı gören Brentford’dan Janelt. 71’de iki değişiklik yapıyor Brentford’un hocası Thomas Frank, Forss ve Ghoddos, Canos ve Janelt’in yerine sahada. Son 15 dakikaya eksik rakibi karşısında iki farkla önde giren Brentford 78’de Toney ile gole yaklaşıyor. 80. dakikanın sonunda Swansea City’nin rakip kaleyi bulan vuruşu bulunmuyor. 85’te duran top organizasyonunda Manning’in ortası kaleci Raya’da kalıyor. 6 dakika uzatılan maçta başka gol olmayınca Brentford Premier Lig’e yükseliyor. Gelecek sezon, 74 sene aradan sonra ülke futbolunun en üst liginde boy gösterecekler, golcüleri Toney’i kadrolarında tutabilirlerse yeni mabetlerinde çok can yakarlar. Maçtan sonra hocaları Thomas Frank sevinçten uçarken duygularını tarif edemeyeceğini, inişler ve çıkışlarla dolu çok uzun bir yolculuk sonunda onca zaman hasret kaldıkları başarıyı yakaladıklarını dile getiriyor ve devam ediyor: “Premier Lig’i düşünmeden önce bu gece çok sarhoş olmak istiyorum!”

Ne diyelim, yeni sezonda Premier Lig’e renk katsınlar.

Ziya Adnan

1 Haziran 2021

Premier Lig Seyir Defteri: West Ham United, uzun bir yoldan sonra

Uzaklardan…

1985-86 sezonunu 3. sırada tamamladı West Ham United, köklü tarihinde en iyi derecesi. Premier Lig’in kuruluşundan sonra, 90’lı senelerin sonunda, 1998-99 sezonunda ligi 5. sırada bitirdiler. 2010-11 sezonunun sonunda küme düşen takım ertesi sezon bıraktığı yere dönüyor, 2016 senesinde takıma 1904’ten beri ev sahipliği yapmış Boleyn Stadı’ndan (eski adıyla Upton Park) ayrılıp görkemli mabedine taşınıyordu. Ancak yeni mabetleri yaramadı takıma, ilk sezonlarında ligi 11. sırada tamamladılar. Küme düşme korkusu yaşadıkları 2019-20 sezonu hoca değişikliğini beraberinde getiriyor, yeni sezonda Everton’da devrim yaratmış hocaları David Moyes ve Manchester United’dan ocak ayında kiraladıkları ofansif orta saha oyuncusuyla çıkışı yakalıyorlardı. Sezonun son maçına çıkarken ligde 6. sıradalar, evlerinde oynadıkları Southampton maçından puan çıkardıkları takdirde 1999’dan beri en iyi derecelerini yakalayıp sezonu Kuzey Londra’nın iki devi Arsenal ve Tottenham’ın üzerinde bitirecekler. Misafir Southampton ligde oynadığı son 20 maçtan 14’ünden puansız ayrıldı, son 17 maçta kalelerinde 40 gol gördüler. Kaptanları James Ward-Prowse’a selam çakalım yeri gelmişken, West Ham karşısında 90 dakika forma giyerse, arka arkaya iki sezon ligde her dakika oynayan ilk orta saha oyuncusu olacak.

West Ham 4-2-3-1 dizilişinde, golcüleri Antonio’nun arkasında Bowen, Lingard, Fornels üçlüsü. Misafir Southampton 4-4-2 dizilişinde, ileri uçta Ings, Minamino ikilisi. Gol krallığı sıralamasında 12 golle 11. sırada 9 numara Ings, transfer döneminde taliplileri sıraya girecektir muhtemel. İlk bölümde daha istekli misafir takım, iki kanatta Redmond ve Armstrong ile pozisyon üretmeye çalışıyorlar. 5’te Diallo ile rakip kaleyi yokluyor Southampton, West Ham savunmada kalabalık. 11’de Southampton atağında Armstrong’un pasında rakip savunmayı az adamla yakaladığı pozisyonda net fırsatı gole çeviremiyor Minamino. 20’de ilk tehlikeli atağında Lingard ile rakip kaleyi yokluyor West Ham, vuruşu isabetsiz. 25 dakikanın sonunda gole daha yakın görünen Southampton ama gol vuruşlarında etkisizler. 30’da öne geçiyor ev sahibi, Antonio’nun kafa pasında Bowen’in vuruşunu köşeden çeliyor Soutampton kalesinde McCarthy, dönen topu tamamlayan Fornals takımını öne geçiriyor. O gol ateşliyor takımı, Olimpiyat Stadı’nı dolduran 10 bin taraftarının önünde ilk golden üç dakika sonra iki farkı buluyorlar, Coufal’ın sağdan ortasını köşeyi bulan vuruşuyla gole çeviriyor Fornals, Southampton savunması adam paylaşımında hatalı. Üstün oynadıkları maçta iki farkla geriye düştükten sonra pozisyon üretmekte zorlanıyor Southampton, orta sahada yaptıkları top kayıpları, etkili golcüleri Ings’e pozisyon hazırlayamamaları ilk yarının onlar adına özeti. Topa yüzde 44 oranında sahip olduğu devreyi iki farkla önde kapatıyor West Ham.

2. devrenin başında Minamino’nun enfes pasında Diallo’nun vuruşuyla gole yaklaşıyor Southampton, ceza sahasında telaşlı kırmızı beyazlılar. 52’de James Ward-Prowse’un ortasında Bednarek’in kafa vuruşunu köşeden çıkartıyor West Ham kalesinde Fabianski, devrenin başında iştahlı misafir takım. 60’ta Southampton’da savunmanın sağında Walker Peters yerini Romeu’ya bırakıyor. İki dakika sonra Minamino’nun yerini Tella alıyor, değişikliklere rağmen 3. bölgede etkisizler. 69’da West Ham’da ilk değişiklik geliyor, sakatlanan Antonio yerini Benrahma’ya bırakıyor. 70’te Redmond’un pasını ceza sahasında gole çeviremiyor Ings, iki takım arasındaki farkı bu maçta forvetler belirliyor. Son bölümde takımın en iyisi Redmond ile tehlike yaratıyor Southampton, isabetsiz vuruyor 11 numara. 86’da farkı üçe çıkartıyor West Ham, rakip savunmanın uyuduğu pozisyonda soldan ceza sahasına girip topu yakın köşeye bırakıyor takımın yıldızı Rice. Üç dakika uzatılan maçta başka gol olmayınca üç farkla kazanıp sezonu 6. sırada bitiriyor West Ham.

“Uzun bir yoldan sonra denizi görmek gibisin” der hikâyelerinin birinde, 1954 Mayıs’ında aramızdan ayrılmış Türk edebiyatının usta yazarı Sait Faik Abasıyanık. Ondan alıntıyla, uzun bir yoldan sonra denizi gördü bu sezon West Ham United, gelecek sezon onca zamandan sonra Avrupa Kupalarında yer alacaklar; Rice, Soucek, Antonio takımda kalırsa Lingard ile renk katacaklardır şüphesiz. Maçtan sonra hocaları Moyes’a sezonu Kuzey Londra’nın iki devi Arsenal ve Tottenham’ın üzerinde bitirdiklerini hatırlatıyorum ve bunun kendisi için sürpriz olup olmadığını soruyorum. Takımı adına önemli olanın Avrupa arenalarında yer almak olduğunu, bunu başardıklarını, ancak gelecek sezon önceliğinin Premier Lig olacağını, diğer takımların lig sıralamasındaki yerinin kendisi için önemi olmadığını vurguluyor.

Ziya Adnan

25 Mayıs 2021