Premier Lig Seyir Defteri: West Ham-Chelsea, eski bir metro derbisi

Nisan ayının sonlarına yaklaştığımız zamanlarda Premier Lig’de ilk dört mücadelesi veren iki takım güneşli bir Londra gününde Olimpiyat Stadı’nda karşı karşıya. Bilirmisiniz West Ham–Chelsea derbisi, iki takımın mabetleri Upton Park ve Stamford Bridge arasında taraftarları taşıyan metro rotasında yer aldığı için “District hattı derbisi” olarak bilinirdi eski zamanlarda, sonra tarih oldu Upton Park Stadı. Bu sezon iki takımın hedefi ilk dört, ev sahibi West Ham ligin evinde kral takımlarından, 31 puanla ligde ikinci en iyi iç saha rekoruna sahipler. David Moyes’un takımı sezonda 16 galibiyetle kulüp Premier Lig rekorunu kırdı ve 2016’da yakaladıkları lig tarihinin en yüksek puanını geçmek için sekiz puana ihtiyaçları var. Chelsea’ye gelince, yeni hocaları Thomas Tuchell ile çıkış yakaladılar, onun liderliğinde 10 deplasman maçında yenilgi görmediler, 20 maçın 15’inde kalelerinde gol görmediler, daha önce kulüp tarihinde hiçbir hocanın ilk 20 maçta başaramadığını gerçekleştirdi 47 yaşındaki Alman futbol adamı…

West Ham 3-4-1-2 dizilişinde, ileri uçta Lingard, Bowen ikilisinin arkasında oyun kurucuları Fornals. Chelsea 3-4-2- 1 dizilişinde, ileri uçta Werner’in arkasında Mount, Pulisic ikilisi. İlk bölümde topa daha çok sahip maviler, savunmanın ortasında Silva’nın uzun toplarıyla pozisyon yaratmaya çalışıyorlar. 4. dakikada Mount’un sağdan ortasında Werner’in vuruşuyla ilk tehlikeyi yaratıyorlar Her fırsatta rakip savunmanın solunu zorluyor Chelsea, 15’te Pulisic net fırsatı kullanamıyor.

Antonio’nun yokluğunda 3. bölgede top tutmakta zorlanıyor West Ham, rakibin üçlü savunmasını açamıyor. 30 dakikanın sonunda rakip kaleyi bulan vuruşları bulunmuyor. 35’ten sonra rakip kaleye kalabalık gidiyorlar, sağda Coufal, solda Fredericks çabukluklarıyla rakip savunmanın arkasına sarkma çabasında. West Ham hücumlarında göze batan oyuncu Lingard, ama golü bulan Chelsea oluyor. 43’te Pulisic, Chillwell paslaşmasında bitiren Werner, pozisyonda West Ham savunmasında Ogbonna rakibe müdahale edemiyor. Chelsea topa yüzde 68 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi 6 kez yokladığı devreyi önde kapatıyor.

2. devreye ofansif başlıyor West Ham, Chelsea orta sahasını savunmaya yakın oynatarak takım halinde kapanıyor. Rakibin presi karşısında 2. bölgeyi geçmekte zorlanıyor maviler, 54’te Mount’un ceza sahası dışından köşeye giden vuruşunu köşeden çıkarıyor rakip kalede Fabianski, dönen topu altı pastan kaçırıyor Werner, kenarda Tuchell kaçan mutlak golün şaşkınlığında. 63’te Chelsea hücumunda sahanın en iyisi Mount bir kez daha yokluyor rakip kaleyi, Fabianski’yi geçemiyor. 69’da ofansif gücünü artırma adına Noble ve Fornals’ın yerine Benrahma ve Lanzini’yi oyuna alıyor Moyes. Bu değişikliğe 73’te Pulisic’in yerine Ziyech’i oyuna alarak karşılık veriyor Tuchell, Chelsea 3. bölgede topa sahip olmakta zorlanıyor. Gol için yüklendiği anlarda 10 kişi kalıyor West Ham, 80’de Balbuena’nın Chillwell’e müdahalesine kırmızı kart çıkıyor. Pozisyonda kasıt yok ama tehlikeli hareket olduğu kesin. O kart hücum gücünü düşürüyor ev sahibi takımın, beş dakika uzatılan maçın son pozisyonunda Mount’un ortasında oyuna sonradan giren Abraham mutlak golü kaçırıyor. Velhasıl Liverpool’un Newcastle karşısında uzatmanın son dakikasında kalesinde gördüğü golle iki puan bıraktığı maçtan sonra, Chelsea zor deplasmanda üç puanı kapıp rakipleriyle arayı açıyor.

Maçtan sonra West Ham’ın hocası Moyes’a kırmızı kart pozisyonunu soruyorum. Balbuena’ya çıkan kırmızı karta inanamadığını, pozisyonda kasıt olmadığını, o pozisyonun sonrasında Coufal’ın Rudiger›e benzer müdahalede bulunduğunu ama VAR’ın dikkate bile almadığını vurguluyor ve devam ediyor: “Kırmızı kart kararının hayatında hiç futbol oynamamış biri tarafından verilmiş olmasını anlayamıyorum.”

Ziya Adnan

28 Nisan 2021

Premier Lig Seyir Defteri: Fulham, iki lig arasında…

Uzaklardan…

2000-01 sezonunda Championship’i şampiyon olarak tamamlayan Fulham 2. sıradaki Blackburn Rovers ile Premier Lig’e yükselmişti. Sonraki 13 sezonda elitler liginde boy gösterdi enfes mahallenin siyah beyazı, 2010’da UEFA Kupası finalinde Atletico Madrid karşında kaybettiler. Sonrası asansör takımların izlerini taşıyan, inmelerle, çıkmalarla geçen sevinç ve hüzün arasında geçen zamanlar. Onların hikâyesi ne terası ne alt katı seven apartman sakini misali, huzuru ne Premier Lig’de bulabildiler ne Championship’te. 2013-14 sezonunda ligi 19. sırada tamamlarken Norwich City ve Cardiff City ile küme düştüler. 2017-18 sezonunun play-off finalinde Aston Villa’yı devirip yeniden Premier Lig’e yükseldiler, transfer sezonunda harcadıkları 100 milyon sterline rağmen lige tutunmayı başaramadılar. 2019-20 sezonunda play-off maçları sonunda bıraktıkları yere dönerken bitime altı kala yine düşme potasındalar, kurtulmaları mucizelere bağlı.
https://a120efe3281418fb6bf5bfd6fa8c5759.safeframe.googlesyndication.com/safeframe/1-0-38/html/container.html


Arsenal 4-2-3-1 dizilişinde; son maçların formda oyuncusu Lacazette’in arkasında Saka, Smith-Rowe, Martinelli üçlüsü. Ev sahibinde ilk tercih Leno’nun yerine Ryan kalede. Ligde son 4 maçını kaybeden Fulham 4-4-2 dizilişinde, gol umutları Maja ve Decordova-Reid. Geçen sezonların golcüsü Mitrovic sezonun hayal kırıklıklarından, muhtemel transfer döneminde soluğu bizim coğrafyada alır 9 numara, malum Premier Lig’de dikiş tutturamayanın limanı bizim topraklar. Hocaları Scott Parker’ın takımın başında sahaya çıktığı 100 maçta 37 maçı kazanırken, 30 maçta sahadan yenik ayrıldığını hatırlatalım. Henüz ilk dakikada Lacazette’in rakip savunma arkasına attığı enfes pasla gole yaklaşıyor ev sahibi, Martinelli’nin aşırtma vurusu isabetsiz. İlk bolümde sahanın hâkimi Arsenal sağ kanatta Bellerin ve Saka ile iniyor rakip kaleye, Fulham sahasından çıkmakta zorlanıyor. 7’de Smith-Rowe’un çizgiye inip ceza sahasına kestiği topa vuran Martinelli, top Fulham kalesinde Areola’da kalıyor. İlk 15 dakikanın sonunda ev sahibinin topla oynama oranı yüzde 74, ancak pozisyon üretmekte zorlanıyorlar. İki takımın da yavaş pas trafiği üretkenliklerini olumsuz etkiliyor, Arsenal’de rakip savunmayı açacak oyuncu sağda Saka. 21’de ilk tehlikeyi yaratıyor Fulham, Decordova-Reid’in uzaktan vuruşu savunmadan dönüyor, tamamlayan Maja ama plasesi isabetsiz. İlerleyen dakikalarda oyuna ortak olmaya, 3. bölgede çoğalmaya başlıyorlar ama ligin Sheffield United’dan sonra en az gol bulan takımı pozisyon üretiminde sıkıntılı. 40’ta Bellerin’in sağdan ortasında Ceballos’un kafa vuruşuyla öne geçiyor Arsenal, ancak Saka’nın ofsayt pozisyonunda olduğuna hükmediyor VAR ve gol geçersiz sayılıyor. Bir dakika uzatılan, Arsenal’in topa yüzde 66 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi üç kez yokladığı devre golsüz kapanıyor.

2. devreye Lacazette’in gol denemesiyle başlıyor Arsenal, ligde 13 golü bulunuyor 9 numaranın. Sonrasında oyunu rakip sahaya yıkıyorlar ama final paslarında etkisizler. 59’da golü bulan Fulham oluyor, rakip savunmada Gabriel’in Lemina’yı ceza sahasında düşürmesiyle kazanılan penaltıyı gole çeviren Maja. Geriye düştükten sonra rakip sahaya yerleşiyor Arsenal, 68’de iki değişiklik yapıyor hocaları Arteta. Pepe ve Partey, Bellerin ve Elneny’nin yerine sahada. Akabinde sakatlanan Lacazette’in yerine Nketiah oyuna giriyor. 71’de mutlak pozisyonu gole çeviremiyor ev sahibi, Pepe’nin ortasında yakın mesafeden kafayla Areola’yı geçemiyor Martinelli. Son bölümde tempoyu yükseltiyorlar ama dörtlü orta sahayı savunmasına yakın oynatan Fulham alan savunmasında başarılı. 76’da golü kaydeden Maja’nın yerine Loftus-Cheek’i oyuna alıyor Parker, Fulham o dakikaya kadar dirençli. 79’da Saka’nın savunma arkası pasında Nketiah gol vuruşunu yapamıyor, Lacazette’in bitiriciliğini arıyor Arsenal. 7 dakika uzatılan maçta topa yüzde 69 oranında sahip olmasına rağmen Fulham kalesinde Areola’yı geçemeyen Arsenal son dakikada tartışmalı bir golle beraberliği yakalıyor. Bitime saniyeler kala Fulham savunmasından dönen topu yakın mesafeden tamamlıyor Nkeitah. Arsenal’in Arteta liderliğinde ilerleme kaydettiği tartışılır, bu sezon 12 maçta sahadan puansız ayrıldı.

Takım kadro kalitesi olarak ilk dördün altında, Şampiyonlar Ligi umutları UEFA Kupası’nı kazanmalarına bağlı ama bu kadroyla zor. Fulham’a gelince, Premier Lig tarihinde Arsenal deplasmanında ilk kez kazanmaya yaklaşmışken iki puanı bıraktılar. Nketiah’ın golüne itirazları olamaz ama maçın neden 7 dakika uzatıldığını anlamak güç. Velhasıl bitime beş kala Burnley ve Brighton’un 6 puan gerisindeler ve rakiplerinin 2 maç eksikleri olduğunu düşününce lige tutunmaları zor. Maçtan sonra hocaları Scott Parker’a takımının deplasmanlarda daha etkili oynadığını, aynı etkiyi evlerinde gösteremediklerini hatırlatıyorum. Bu sorunun cevabını kendisinin de bulamadığını, deplasmanlarda daha çok puan topladıklarını ama iç saha maçlarında aynı performansı gösteremediklerini dile getiriyor. Ne diyelim, onların hikâyesi şairin dizeleri misali: “Ne yerde ne gökteyim, bir garip seferdeyim!”

Ziya Adnan

25 Nisan 2021

M1 derbisi notları

Uzaklardan…

Biri başkent Londra’nın 50 kilometre kuzeybatısında, Lea nehrinin kıyısına kurulmuş, Bedfordshire bölgesinin 215 bin nüfuslu kasabasının takımı, namı diğer Hatters (Şapkacılar), diğeri Londra’nın 30 kilometre kuzeybatısında, Hertfordshire bölgesinin 90 bin nüfuslu küçük kasabasının sarı siyahı, Watford FC. Ülkenin güneyini kuzeyine bağlayan ‘M1’ karayolu iki kasabadan da geçtiği için aralarında oynanan maçlar ‘M1 derbisi’ olarak nam salmış futbol aleminde. Az bilinen derbilerden, bir ‘Old Firm’ derbisi kadar yüksek profile sahip olmasa da derbi neticede, yazmadan olmaz. Zaman içinde sert maçlara sahne olmuş, yakın geçmişte 8 sene aradan sonra oynanmış derbi için Luton Town, yayıncı kuruluşun 60 bin sterlinlik teklifini geri çevirmiş, muhtemel ‘huzurumuz kaçmasın’ diye düşünmüşler. 2002’de Vicarage Road’da Worthington Kupası maçında karşılaştıklarında maçtan önce stadın çevresinde çıkan olaylar iki kulübün başını ağrıtmış. O maçtan bir sene kadar sonra çoğu Luton taraftarı 20 taraftar hapis cezaları alırken, statlardan uzun süreliğine men edilmiş.

İki kulübün mazileri eski, her ikisi de 1880’lerde kurulmuş, aralarındaki rekabet 1960’ların sonları ve 1970’lerde yoğunlaşmış. Her iki takımın da ülke futbolunun en üst liginde boy gösterdiği zamanlarda ‘M1 derbileri’ hayli çekişmeli maçlara sahne olmuş. Watford 1987-88 sezonunun sonunda küme düşerken, Luton 4 yıl sonra onu takip etmiş. 1990’lar 2 takımın da alt liglerde mücadele ettikleri zamanlar, o dönemde 2. ve 3. Ligde 6 sezonda karşı karşıya gelmişler. 1997’de Kenilworth Road’da oynanan maçta, Graham Taylor’ın liderliğinde yükselen Watford, zayıf ev sahibi takım karşısında maçın ilk devresinde 4-0 öne geçince ev sahibi tribünlerin başlattığı olaylar polis müdahalesiyle bastırılmış. 2000’li senelerin başında makus kaderleri değişti, Watford yükselişe geçerken Luton düşüşteydi, bir dönem amatör kümelere kadar düştü ‘Şapkacılar’. Bu sezona kadar Watford 19 sezonun 18’inde rakibinden yüksek ligde oynadığı için karşılaşma fırsatı bulamadılar.

***

İngiltere’de 35 milyon kişinin aşılandığı, hayatın kısmen normale döndüğü zamanlarda, Premier Lig’e dönmek için gün sayan 2. sıradaki Watford, Luton Town deplasmanında. Misafir takım 4-3-3 dizilişinde, ileri uçta Sarr, Pedro, Sema üçlüsü. Ev sahibi Luton Town 4-3-1-2 dizilişinde, gol umutları Lualua, Adebayo ikilisi. Maça baskılı başlıyor Luton Town, henüz 3. dakikada savunmadan çıkan Bradley müsait pozisyonu gole çeviremiyor. İlk 20 dakikada rakip kaleyi 5 kez yokluyorlar, savunmanın ortasında görev yapan Bradley duran toplarda etkili silahları. İlk tehlikeli atağında 25’te orta sahanın dinamosu Hughes ile geliştiriyor Watford, rakibin istekli oyunu, direnci karşısında pozisyon üretmekte zorlanıyorlar. Luton Town’un orta sahasında Mpanzu takımın göze batan oyuncusu. 31’de onun dar açıdan vuruşu az farkla dışarda. Topa yüzde 56 oranında sahip oldukları devre golsüz kapanırken gole daha yakın görünen takım Luton Town.

2. devreye bıraktığı yerden başlıyor ev sahibi, oyuna genişlik kazandırdıkları anlarda sağda Dewsbury-Hall, solda Clark ile pozisyonlar üretiyorlar. Watford’da takımın parlayanı Sarr bu maçta etkisiz, 65’te orta sahanın sağında Sanchez yerini Claverley’e bırakıyor. 70’te onun vuruşuyla gole yaklaşıyor Watford, rakibin bariz üstünlüğüyle geçen maçta üçüncü gol denemeleri. 75’te aradığı ve hak ettiği golü buluyor Luton Town. Watford kalesinde Bachmann ceza sahası içinde Adebayo’yu düşürüyor, penaltıyı gole çeviren oyuna sonradan giren Collins. Golden sonra beraberlik için yükleniyor Watford, ileriye kalabalık çıktıkları anlarda geride az adamla yakalanıyorlar. O pozisyonlardan birinde, bitime iki kala Femenía, Luala’ya müdahalesi sonrasında ikinci sarıdan kırmızıyı görüyor, Watford 10 kişi kalıyor. 5 dakika uzatılan maçta başka gol olmayınca kazanan Luton Town 13. sıraya yükseliyor. Watford’a gelince, 4 maçları kaldı, 3. sıradaki Swansea City ile aralarında 6 puan fark var. Hafta içinde lider Norwich City’e, sonrasında zirveye oynayan Brentford’a konuk olacaklar. Sezonun son maçında evinde Swansea City’i ağırlayacak takımın Premier Lig’e direk yükselebilmesi için 6 puana ihtiyacı var. Maçtan sonra hocaları Xisco Munoz, iyi maç çıkaramadıklarını, alıştıkları seviyenin altında kaldıklarını dile getiriyor ve devam ediyor: “Rakibin evinde oynayacak olmanın zor olacağını biliyorduk. Zor deplasmandan puan çıkartamadık. Kalan maçlarda takım olarak kenetlenmemiz, sezon boyunca gösterdiğimiz tutkuyu, gücü göstermemiz lazım.”

Ziya Adnan

20 Nisan 2021

Premier Lig Seyir Defteri: Tottenham Hotspur; üretken forvet, kırılgan savunma

Uzaklardan…

Kimi taraftar bardağın hep dolu tarafına bakar, kimisi kaçan fırsatlara, kayıp puanlara, verilmeyen penaltılara, sevindirmeyen yüzde 50-50 kararlara. Kimisi pisipisine kaybettiği maçlara hayıflanır, bir fırtınada cebinden uçup gitmiş bir piyango bileti misali kazanabileceği olasılığına takılır kalır kimileri. Çoğu zaman “Ya olsaydı” umudu, “Onu görmek için oradaydım” anı olur. Tottenham Hotspur taraftarları için bu sezon onlardan biri, 5 büyük ligin en üretken forvet hattına sahip olup zirveye oynayamamak, en acısı da bu muhtemel. Maçlara gidebilseler, öfkelerini haykırabilseler, isyan edip değişim çağrısında bulunsalardı belki farklı olurdu ama olmadı. Covid illetinin gölgesinde kapalı kapılar ardında oynanan oyunlar ile takımlarından uzak kaldılar, en fazlasından sosyal medyada çıkardıkları gürültüyle seslerini duyurmaya çalıştılar. Geçenlerde The Athletic’in yayınladığı makalede okumuştum, taraftarlar arasında yapılan geniş katılımlı ankette Newcastle United’in hocası Steve Bruce ve Tottenham Hotspur’un hocası Jose Mourinho, kendi takımlarının taraftarları arasında en az popüler iki teknik direktör. Nedeni aşikâr, takımlarına oynattıkları savunma ağırlıklı futbol. Şampiyonluk umuduyla sezona başlayan Tottenham Hotspur 6. sırada, sevdalıları takımın oynadığı futboldan hoşnutsuz, öne geçtikleri maçlarda skoru koruyamıyorlar. Hocaları Mourinho’ya göre nedeni “aynı hoca, farklı oyuncular…

Aydınlık ama soğuk bir nisan gününde Tottenham evinde Manchester United karşısında. Bu maçı kazanırlarsa 1989-90 sezonundan sonra ilk kez güçlü rakibi sezonda 2 kez mağlup etmiş olacaklar. Ama evlerinde United’a karşı şansları tutmuyor, evlerinde rakibe karşı son 28 maçın 6’sını kazandılar. İlk 6 içinde yer alan takımlara karşı karneleri kötü, son 6 maçtan puansız ayrıldılar. Ligde 9 maç kaybettiler, Mourinho’nun kariyerinde çalıştırdığı takımlarda aynı sezonda 10 maç kaybetmediğini hatırlatalım. Tottenham Hotspur 4-2-3-1 dizilişinde, kaptanları, golcüleri Kane’nin arkasında Lo Celso, Moura, Son üçlüsü. Kane bir gol daha bulması durumunda arka arkaya 5. sezonda 20 gol barajını aşmış olacak. Ne diyelim, futbol tanrıları her takıma onun gibi golcü ihsan eylesin. Manchester United deplasmanların yenilmez armadası, evlerinden ırak 22 maçta yenilgi görmezken 14 maçı kazandılar. Ada futbolunun en üst liginde sadece Arsenal (23 ve 27 maç) 2 sezonda deplasmanlarda yenilgisizlik serisi yakalamıştı. Onlar da 4-2-3-1 dizilişinde, golcüleri Cavani’nin arkasında Fernandes, Pogba, Rashford üçlüsü…

Ev sahibi 2. dakikada Lo Celso ile ilk tehlikeyi yaratıyor, onun kornerinde Son’un vuruşu isabetsiz. Yüksek tempolu, karşılıklı sertlikle geçen ilk bölümde iki hücum beki Reguilon ve Aurier oyuna genişlik kazandıran, pozisyon üretmeye çalışan oyuncular. United’ın etkili oyun kurucusu Fernandes, Tottenham savunmasının önünde Hojberg’in yakın markajında. İlk tehlikeyi 17’de yaratıyor misafir takım, Rashford’un gollük vuruşu Tottenham savunmasında Dier’dan dönüyor. İlk 20 dakikada Tottenham savunmasının ortasında Dier ve Rodon geride çakılı, Rashford’un savunma arkasına koşularına geçit vermiyor. Tempolu geçen ilk 30 dakikanın sonunda iki takımın rakip kaleyi bulan vuruşu bulunmuyor. 33’te öne geçiyor United, Son’un McTominay’in müdahalesiyle yerde kaldığı pozisyonun devamında Pogba’nın enfes pasında bitiren Cavani. Ama gol öncesinde faul olduğuna hükmediyor VAR ve hakem Kavanagh, gol geçersiz. Tartışılacak bir VAR kararı daha. VAR’ın ortaya çıkardığı gerçek, kimse, hatta hakemler bile oyunun kurallarının nasıl uygulanacağını bilmiyor. Sonrasında öne geçen Tottenham oluyor, Moura’nın asistinde Son yakın mesafeden kaçırmıyor. Pozisyonda United savunmasında Lindelof hatalı. Tottenham’ın topa yüzde 55 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi 3 kez yokladığı devre tek golle üstünlüğüyle kapanıyor.

2. devre Pogba’nın en pasında Rashford’un vurmakta geç kaldığı pozisyonla başlıyor. 50’den sonra baskıyı kuruyor misafir takım, 57’de beraberliği yakalıyorlar, Cavani’nin savunma arkası koşusunda ve vuruşunda Lloris çıkartıyor, Fred tamamlıyor. Pozisyonda Fred’in katkısı büyük. Tottenham’ın öne geçtiği bir maçta daha skoru koruyamaması kayda değer. 60’ta Lo Celso yerini Sissoko’ya bırakıyor. 62’de Fernandes’in gollük vuruşunu uzanarak çıkartıyor Lloris, Tottenham’da sahanın iyilerinden. Pogba’nın topa sahip olduğu anlarda etkili pozisyonlar üretiyor United, o dakikaya kadar sahanın hâkimi kırmızlı takım. Son 20 dakikada Rashford’un yerine Greenwood sahada. 72’de gole yaklaşan Tottenham oluyor, Kane’nin çaprazdan vuruşunda gole izin vermiyor United kalesinde Henderson. 78’de Ndombele’nin yerine Lamela oyuna giriyor. Akabinde öne geçiyor United, Greenwood’un sağdan enfes ortasında Cavani uzanarak kafayı vuruyor, pozisyonda Tottenham savunması rakibe uzak, 2 stoperi ağır kalıyor. 82’de Moura’nın yerine Bale’i oyuna alıyor Mourinho, sonrasında baskıyı kuruyorlar. 6 dakika uzatılan maçın son dakikasında farkı ikiye çıkartıyor United, Pogba’nın asistinde Greenwood sert vuruyor, takımı 3-1 kazanıyor. Maçın adamı Paul Pogba, rakip kaleye yakın oynadığı anlarda oyun zekâsı ve müthiş paslarıyla çok etkili. Ofansif oyuna katkısını düşününce en verimli bölgesi ileri üçlünün solu. Tottenham’a gelince, öne geçtiği bir maçta daha skoru koruyamıyor, Şampiyonlar Ligi vizesi zorlaşıyor.

Ziya Adnan

14 Nisan 2021

Arsenal günlükleri: Kaç yıl geçti aradan

Uzaklardan…

Bu sezon ligde 30 maçın 12’sinden puansız ayrıldılar, takımın 1974-75 sezonundan beri en kötü karnesi. Ligde evlerinde fark yedikleri Liverpool maçından sonra Sky Sports yorumcusu Gary Neville, takımın “küçük mafya görüntüsünde” oyunculardan kurulduğunu, futbolcular ve hocaları arasındaki kopukluğun takımın düşüşünde belirleyici olduğunu iddia ediyordu. Bir sezonda daha hüsran yaşayan Ada futbolunun devinin hal ve gidişine UEFA Kupası’nda Slavia Prague maçı vesilesiyle naçizane bir bakış…

***

2016-17 sezonundan beri Şampiyonlar Liginde yer alamadı Arsenal, oysa 2006 senesinde yeni mabetlerine taşındıklarında kulübün o yıllarda yönetim kurulu başkanlığını yapan Ivan Gazidis yeni statla birlikte gelirlerinin artacağını, takımın Avrupa’nın devleriyle yarışır konuma geleceğini, 60 bin kapasiteli mabedin güzel günleri getireceğini vurguluyordu. Ama beklendiği gibi gitmedi işler, zamanla geçmişte demirbaşı oldukları ilk dördün dışında kalmaya başlarken, son dönemde orta sıra takımı hüviyetine büründüler. Avrupa futbolunun en görkemli liginde sahaya çıktıkları en son maçtan sonra üç hocayla başarıyı kovaladılar ama sevdalıları adına ummak ve beklemekle geçti zamanlar. Mikel Arteta’nın on dört ayında Arsenal’de cevaptan çok soru var…

***

2019-20 sezonunda 2,68 milyar dolar değeriyle dünyanın en değerli 7. kulübü. Son sezonlarda paraşütsüz düşüşteler, puan cetvelinde dördüncü West Ham’ın 10 puan arkasında, 10. sıradalar. Bitime 8 maç kala ilk dört uzak bir hayal, haliyle gelecek sezon Şampiyonlar Ligi’nde yer alabilmenin yolu UEFA Kupasını kazanmak. Hocaları Mikel Arteta Slavia Prague karşısında oynayacakları UEFA Kupası çeyrek final maçını “ya hep ya hiç” olarak tanımlıyor. Avrupa Kupalarında iki kez karşılaştılar, 2007-08 Şampiyonlar Ligi grup aşamalarında ilk maçı evinde 7-0 kazanırken deplasmanda golsüz berabere kalıyorlardı. Çek takımlarına karşı oynadıkları 8 maçın 7’sini kazanırken bir maçta beraber kaldılar. Rakip Slavia Prague Çek liginin açık ara lideri, 27 kişilik kadronun değeri 26 milyon Sterlin. 19 yaşındaki sağ kanat Sima kadronun en değerli oyuncusu. Slavia bu sezon Arsenal’in sahip olmadığı hemen her şeye sahip; güvenilir, güçlü ve birbirleriyle gerçekten uyumlu. Önceki turlarda Leicester City ve Glasgow Rangers’ı elediklerini hatırlatalım…

Ev sahibi 4-2-3-1 dizilişinde, gol umutları Lacazette’in arkasında Willian, Smith-Rowe, Saka üçlüsü. Maç öncesi basın toplantısında Arteta takımın değerlisi Tierney’in sakatlığının önemli olduğunu, bu sezon takımla sahaya çıkmasının zor olacağını dile getiriyor. İlk dakikalarda topa daha çok sahip misafir takım, ilk tehlikeyi 5. dakikada yaratıyor Arsenal, Saka ceza sahasında vurmakta geç kalıyor. Slavia’nın beşli orta sahasında Hromada ataklara yön veren oyuncuları. 15 dakikanın sonunda Arsenal’de göze batan solda Saka, orta sahada topla buluştuğu, yüzünü rakip kaleye döndüğü anlarda takımın en yaratıcı oyuncusu. 15’te Provod’un uzaklardan vuruşuyla rakip kaleyi deniyor Slavia, ilk bölümde gole daha yakın takım. 24’te duran top organizasyonunda Willian’ın ortasıyla pozisyon yaratmaya çalışıyor Arsenal, Gabriel’in kafa vuruşu etkisiz. Topu 3. bölgeye taşıdıkları anlarda final paslarında yetersizler, 29’da Holding’in savunma arkasına pasında Saka müsait pozisyonda isabetsiz vuruyor. 39’da Lacazette’in kullandığı duran top organizasyonunun devamında soldan Soares’in ortasına kafayı vuran Holding, Slavia kalesinde Kolaf gole izin vermiyor. Arsenal’in topa yüzde 58 oranında sahip olduğu, pozisyon üretemediği devre golsüz kapanıyor.

2. devreye değişiklikle başlıyor Slavia, orta sahada Hromoda’nın yerine Sevcik sahada. 49’da Willian’ın serbest vuruşunda direkler gole izin vermiyor, misafir adına şans anı. 50’den sonra baskıyı artıyor Arsenal ama geride az adamla yakalandıkları anlarda Slavia tehlikeli. O pozisyonlardan birinde 57’de Olayinka’nın vuruşunu Arsenal kalesinde Leno yatarak çeliyor. 62. dakika maçın muhtemel kırılma anı, Lacazette orta sahadan kaptığı topla rakip kaleye iniyor, aşırtma vuruşunda direkler gole izin vermiyor, dönen topu savunma uzaklaştırıyor. 65’ten sonra hücuma daha kalabalık çıkmaya başlıyor Slavia, geride boş alan bıraktıkları anlarda Arsenal Saka ve Lacazette ile tehlikeli. 73’te ofansif gücü artırma adına Willian’ın yerine Martinelli oyuna alıyor Arteta. 77’de maçın en net pozisyonunda Arsenal savunmasını uzaklaştıramadığı topa isabetsiz vuruyor Sevcik, akabinde Saka yerini Pepe’ye bırakıyor, aynı dakikada Lacazette’in yerine Aubameyang sahada. Son bölümde gol bulabilme adına yükleniyorlar, Slavia kalesinde baskı artıyor. Bitime dört dakika kala aradıkları golü buluyorlar, Aubameyang’ın savunma arkasına pasında Pepe kaleci Kolaf’ın üzerinden topu ağlara bırakıyor. Dört dakika uzatılan maçta son gülen misafir takım oluyor, kullandığı kornerde kafayı son vuran savunmadan gelen Holes, Arsenal bir maçta daha kalesini gole kapatamıyor. Velhasıl onların Şampiyonlar Ligi özlemi o güzel şarkıdaki gibi, “Kaç yıl geçti aradan ayrı ayrı, bitsin artık bu hasret buluşalım gayrı…”

Ziya Adnan

13 Nisan 2021

Premier Lig Seyir Defteri: Ollie Watkins, amatör liglerden milli takıma

Uzaklardan…

Brenford’da kaldığı üç sezonda 132 maçta 45 golü var. 2020 Eylül ayında 33 milyon Sterlin karşılığında Aston Villa’ya transfer oldu. Yeni takımında 28 maçta kaydettiği 10 gol sonrası İngiltere Milli Takımına seçilmesi yükselişin hikâyesi…

Çok değil, altı sene önce amatör liglerde forma giyiyordu. Henüz 18 yaşında, 6. Lig takımı Weston-Super-Mare’in saflarına katıldığında yarı profesyonel futbolculardan kurulu takım son sekiz maçını kaybetmiş, lige tutunmaya çalışıyordu. En yakın arkadaşlarından Matt Jay ile profesyonel kulüp Exeter’den kiralanmıştı. Weston’un o dönem hocalığını yapan Ryan Northmore yakın geçmişte The Guardian’a verdiği söyleşide, “derin sulara atılmış çocuklar” olarak tanımlamış deneyimsiz genç topçularını.

İlk maçında, 130 taraftarın önünde sahaya sonradan girmiş, 40 dakikada bulduğu gollerle takımın Farnborough Town karşısında 4-3 galibiyete taşıyarak kümede kalmasını sağlamıştı. O sezon forma giydiği 25 maçta 10 gol kaydetti. Weston’dan döndükten sonra Exeter’in sezon öncesi İskoçya turuna katıldı, çabukluğu, atletik yapısıyla sol hücum beki olarak kısa sürede ilk 11’de yer almaya başlamıştı. 2017’nin yazında, 78 maçta 26 gol kaydettikten sonra dört senelik sözleşmeyle 1,7 milyon Sterlin bedelle Championship takımı Brentford’un saflarına katıldı. Genç futbolcuları parlatmasıyla bilinen Thomas Frank’in elinde gol yollarındaki hünerlerini geliştirirken Premier Lig takımlarının radarına girmişti. Brenford’da kaldığı üç sezonda 132 maçta 45 golü var. 2020 Eylül ayında 33 milyon Sterlin karşılığında Aston Villa’ya transfer oldu. Yeni takımında 28 maçta kaydettiği 10 gol sonrası İngiltere Milli Takımına seçilmesi yükselişin hikâyesi…

Güneşli, aydınlık bir nisan gününde Ollie Watkins’in takımı Aston Villa evinde lige tutunma mücadelesi veren Fulham karşısında. Misafir takım yeni senenin iyilerinden, son sekiz deplasman maçında yenilgi görmezken, son dört deplasmanın ikisini kazandılar. Ancak Villa Park’ta şansları yaver gitmiyor, Aston Villa’ya misafir oldukları son 17 maçın sadece birini kazandılar. Ev sahibi takım sezona iyi başladı ama yıldızı Grealish’in yokluğunda düşüş yaşadı, son 7 maçtan sadece bir galibiyet çıkarabildi. Son dört maçta buldukları tek golün Newcastle karşısında Clark’ın kendi kalesine attığı gol olduğunu hatırlatalım…

Aston Villa 4-2-3-1 dizilişinde, golcüleri Watkins’in arkasında Traore, Sanson, El Ghazi üçlüsü. Fulham’da uzun aradan sonra Mitrovic ilk kez ilk 11’de, 9 numaranın arkasında De Cordova-Reid, Loftus-Cheek, Lookman. Takımın sıkıntısı gol yollarında, ocak ayında Bordeaux’dan kiralanan Maja’nın sadece iki golü var. Geçen sezonların golcüsü Mitrovic bu sezon suskun, takımın kilit oyuncusu Ademola Lookman. İlk bölümde rakibi sahasında kabul ediyor Fulham, ilk gol denemesinde Mitrovic’in vuruşu Villa kalecisi Martinez’de kalıyor. İlk bölümde sahayı daha iyi parselleyen, gole yakın görünen misafir takım, 9’da Mitrovic’in vuruşunu köşeden çıkartıyor Martinez. Graelish’in yokluğunda oyun kurmakta zorlanıyor ev sahibi takım, iki kanatta Traore ve El Ghazi ile gelen yan ortalardan pozisyon üretmeye çalışıyorlar. Villa savunmasında Mings’in Mitrovic ile mücadelesi kora kor, eskinin sert futbolunu hatırlatıyor. Yaşı yetenler hatırlar Mark Hughes’a karşı Dave Watson, Mick Harford’a karşı Ken Monkou gibi. İki takımda da orta sahada yaratıcı, üretken oyuncu eksikliği bariz, Fulham’ın oyunu geriden kurma ısrarı rakibe pres imkânı tanıyor. İki stoperi Tosin ve Andersen olan takımın ısrarını anlamak güç. Topu 3. bölgeye taşıdığı anlarda final paslarında etkisizler. Devrenin bitimine yakın Fulham ceza sahasında Watkins’e müdahaleye penaltı çalıyor hakem, VAR incelemesinden penaltı çıkmıyor. Ev sahibi takımın topa yüzde 57 oranında sahip olduğu ama rakip kalede etkisiz göründüğü devre golsüz kapanıyor.

2. devrenin başında Fulham’da sakatlanan Lookman’ın yerine Cavaleiro sahada. Değişiklik hareket getiriyor takıma, 53’te Bobby Reid’in uzaklardan vuruşu kaleci Martinez’de kalıyor. 60 dakika geride kalırken iki takım da pozisyon üretmekte sıkıntılı, hani Grealish olmasa Aston Villa da düşmeye aday takımlardandı muhtemel. 61’de Villa savunmasındaki hata golü getiriyor, Mings’in hatalı geri pasını Martinez’i geçerek gole çeviren Mitrovic, eylülden beri takımda ilk golü. Golden sonra Villa’da El Ghazi’nin yerine Trezeguet sahada. Geriye düştükten sonra oyunu rakip sahaya yıkıyor Villa, 78’de beraberliği yakalıyorlar.

Soldan Mings’in ceza sahasına kestiği topu yeren vuruşla Fulham ağlarına gönderiyor Trezeguet. 80’de bir gol daha buluyor 17 numara, Fulham’ın savunmadan çıkarken Tosin ile kaptırdığı topta asisti yapan Davis. Bitime dört dakika kala farkı ikiye çıkartıyor Villa, Traore sağdan çizgiye inip arka direğe kesiyor, Watkins tamamlıyor. Oyuna sonradan giren Trezeguet takımına hayat verirken Fulham öne geçtiği maçta savunmada yaptığı basit hatalarla kaybediyor. Mücadele olarak iyiler ama kalite eksikliği aşikâr. Yaz transferinde Watkins gibi bir golcüyü kadrolarına katmış olsalar hikâyeleri farklı yazılırdı muhtemel. Maç sonu basın toplantısında hocaları Parker öne geçtikleri maçın son 15 dakikasında basit hatalar yaptıklarını, genç takım olduklarını, maçın belirli anlarında neye ihtiyacınız olduğunu anlamanız gerektiğini, öne geçtikten sonra topu rakip alana taşıyamadıklarını dile getiriyor. Kendisine genç bir takımın olmanın kümede kalma mücadelesinde dezavantaj olup olmadığını soruyorum, deneyim eksikliğine rağmen kalan yedi maçta ellerinden geleni yapacaklarını dile getiriyor…

Ziya Adnan

10 Nisan 2021

Millwall; umut belki gelecek sayfadadır

Uzaklardan…

31 Mart 2001’de aramızdan ayrıldığında 33 yaşındaydı David Rocastle, Arsenal’in unutulmaz orta saha oyuncusu. Yakalandığı amansız hastalığın pençesinde bir süre yaşam savaşı vermiş ama kaybetmişti. Geç kalmış olsak da ölümünün yıldönümünde analım futbol sevdalısını, hatırası unutulmasın…

Dönelim futbola, mavi beyazlı Londra takımına. Profesyonel liglerde yer aldıkları 93 sezonda 11 kez bir üst lige terfi sevincini, 9 sezon da düşmenin acısını yaşamışlar. Premier Lig’in kuruluşundan önce, 1988-90 arasında ülke futbolunun en üst liginde boy gösterdiler, 1988-89 sezonunda ligi 10. sırada bitirdiler, kulüp tarihinin en iyi derecesi. 1990’da düştüler, sonrası özlemekle geçen zamanlar. Enfes futbol filmi ‘Green Street Hooligans’a konu olmuş, geçmişte tersaneleriyle ün yapmış, Thames nehrinin hemen kıyısında yer alan tarihi Bermondsey semtinin takımı Millwall’a evinde oynadığı Rotherham maçı vesilesiyle naçizane bir bakış…


2000’li senelerin başından beri 2. ve 3. Lig arasında mekik dokudu Millwall, 2005-06 sezonunda 4 teknik direktörle çalışırken evlerinde sadece 13 gol bulabildiler, lig tarihinin en kötü ikinci karnesi. 2018-19 sezonunu küme düşme potasının 4 puan üzerinde bitirirken ertesi sezon play-off fırsatını 2 puanla kaçırdılar, böylesine istikrar sıkıntısı. Bu yazının yazıldığı zamanlarda play-off potasının 10 puan altında 10. sıradalar. Bu sezon evlerinde oynadıkları 19 lig maçından sadece dördünden puansız ayrıldılar.

Baharı çağıran bir nisan gününde Millwall evinde küme düşme potasındaki Rotherham United karşısında. Onlara da selam çakalım yeri gelmişken; ülkenin kuzeyinde, Don nehrinin kıyısına kurulmuş, bölgenin iki büyük şehri Sheffield ve Doncaster arasında yer alan 257 bin nüfuslu kasabanın takımı, namı-ı diğer ‘Millers’. (Değirmenciler). Lakapları kasabanın geçmişinden miras, tarihlerinin büyük bölümünü alt liglerde geçirmişler, çoğunlukla günümüzdeki adıyla League One’da (3. Lig). Son 5 maçtan 3 puan çıkardılar, evlerinden ırak oynadıkları son 7 maçın 5’ini kazandılar. Karantina nedeniyle rakiplerinden 4 maç az oynadıklarını, eksik maçlarını kazandıkları takdirde düşme korkusu yaşamayacaklarını hatırlatalım.

Millwall 3-5-2 dizilişinde başlıyor maça, ileri uçta Wallace, Bennett ikilisi. 7 numaralı Wallace 8 gol, 4 asistle takımın en üretken oyuncusu. Misafir takım da aynı dizilişte, gol umutları Ladapo, Smith ikilisi. 29 yaşındaki Smith 9 golle takımın gole en yakın oyuncusu. Ev sahibi baskılı başlıyor maça, sol kanatta Malone topu 3. bölgeye taşıyan oyuncuları. Topu yere indirmek yerine uzun hava toplarını tercih ettikleri anlarda gereksiz top kayıpları yapıyorlar, Championship’in en belirgin özelliği. İki kanatta McNamara ve Malone ile ceza sahasına havadan indirdikleri toplarla pozisyon üretmeye çalışıyorlar. 13’te, ilk atağında Ladapo’nun vuruşuyla gole yaklaşan misafir takım oluyor. Orta saha mücadelesine sahne olan ilk 20 dakikanın sonunda topa yüzde 75 oranında sahip Millwall ama gol pozisyonu üretemiyorlar. Ligin zirvesindeki takımlara kıyasla etkili oyununa rağmen gol konusunda kısırlar, ligin 4. sırasındaki Brentford 65 gol bulurken onlar 38 gol bulabilmişler, maç başına gol ortalaması 1’in altında. 38 maçta sadece 4 penaltı kazandıklarını hatırlatalım. Devrenin bitimine yakın gole yaklaşan Rotherham oluyor, 40’ta Ihiekwe’nin kafa vuruşunu sol köşeden çıkartıyor Millwall kalesinde Bialkowski. Topa yüzde 61 oranında sahip oldukları, rakip kaleyi 3 kez yokladıkları devre golsüz kapanıyor.

2. devreye baskılı başlayan beyaz formalı Rotherham, savunmadan uzun toplarla çıkıyor ama rakip ceza sahasında çoğalamıyor. 10 numaraları Ladapo hava toplarına etkili ama 3. bölgede çok yalnız. 60’ta gole yaklaşıyor Millwall, Wallace’ın kullandığı duran top organizasyonunun devamında McNamara’nın vuruşunu rakip kalede Johansson çıkartıyor. 64’te golü buluyorlar, soldan kullandığı kornerin devamında Malone’nun asistinde yakın köşeye sert vuruyor Wallace, 27 yaşındaki kanat oyuncusu takımın göze batanı. Öne geçmenin getirdiği özgüvenle orta sahada Woods ve Evans ile oyunu yönlendiriyorlar, akabinde iki değişiklik yapıyor hocaları Gary Rowett. Golden sonra topa sahip olduğu anlarda rakip kaleye kalabalık çıkıyor Rotherham, 71’de Wing uzaklardan deniyor rakip kaleyi. Geride olmasına rağmen 3. bölgede baskı yerine rakibi orta sahada kabul ediyorlar, haliyle savunmadan rahat çıkıyor Millwall. Maçın son bölümünde heyecan artıyor, 84’te Smith’in ceza sahasında düşürülmesiyle penaltı kazanıyor misafir takım, Smith’in yerden vuruşunu köşeden çıkartıyor Millwall kalesinde Bialkowski. Kaçan penaltıdan sonra baskıyı artıyor Rotherham ama 4 dakika uzatılan maçta başka gol olmayınca kazanan Millwall oluyor. Bitime 7 maç kala onların hikâyesi Cemal Süreya’nın cümlesini hatırlatıyor: “Umut belki gelecek sayfadadır, kapatma kitabı…”

Ziya Adnan

7 Nisan 2021

Manchester City, Agüero’nun vedası…

Uzaklardan…

Bir, iki, üç… Yoksa dört kupayı da kazanacaklar mı? Manchester City, Ada futbolunda hiç yaşanmamış dört kupanın peşinde. Daha önce de denemişlerdi, olmadı, kim bilir belki bu sezon. Leicester City maçı vesilesiyle ziyaret ettiğimiz King Power Stadı’nda mavi beyaz fırtınaya naçizane bir bakış…

Bilir misiniz, aynı sezonda hiçbir kulüp Premier Lig, Şampiyonlar Ligi, FA Kupası ve Lig Kupasını kaldırma başarısını yaşamadı. 1960-61 sezonundan beri son 60 yılda 15 farklı kulüp toplamda 117 kez denedi, ancak olmadı. 2006-07 sezonunda ligi 2. sırada bitiren Chelsea, Federasyon ve Lig Kupasını kazanmış, Şampiyonlar Ligine yarı finalde havlu atmıştı. 2008-09 sezonunda lig şampiyonluğu yaşayan Manchester United, Lig Kupasını kazanıyor, Federasyon Kupasında yarı finalde eleniyor, Şampiyonlar Ligi finalinde Barça’ya kaybediyordu. Daha eskiye gidersek, 1960-61 sezonunda ligi 4. bitirmiş şimdilerde kümede kalma mücadelesi veren Burnley, Federasyon ve Lig Kupasında yarı final oynarken Şampiyonlar Liginde çeyrek finalde elenmişler. 2011’den günümüze elitler liginde dört şampiyonluk yaşayan Manchester City’nin dördüncü girişimi…

***

Leicester City’nin King Power Stadı kaldığımız köyden yaklaşık 90 kilometre uzaklığında, bir buçuk saatlik araba yolculuğu. Alabildiğince yeşil köy yollarından geçerken hayatı sorgulamadan yapamıyor insan. Düşününce, belki yaşam tercihlerimizi yanlış yaptık diyorum; büyük şehirler, gürültü, iş, para koşturmacası, kuru kalabalıklar. Oysa farklı hayatlar da var, küçük, sessiz, kendi halinde…

Covid illeti nedeniyle bir maçta daha sevdalılarından uzak King Power Stadı. Medya tribününün tam karşısında elim bir helikopter kazasında 60 yaşında aramızdan ayrılan kulübün eski başkanı Vichai Srivaddhanaprabha’nın anısına açılmış dev flama: “Her zaman kalbimizdesin.” Galip geldiği takdirde 1986-87 sezonundan beri rakibini aynı sezonda iki kez yenmiş olacak Leicester City, rakip Manchester City olunca yabana atılmayacak başarı. Pep Guardiola’nın takımı sezonun fırtınası, son sekiz deplasmanda puan kaybetmezken buldukları 22 gole karşı kalelerinde sadece üç gol gördüler. Onlar adına sezonun en hüzünlü hikâyesi, efsaneleri Sergio Agüero’nun sezon sonunda takımdan ayrılacak olması. 384 maçta 257 gol her golcüye nasip olmaz, 108 dakikada bir gol ortalamasıyla Premier Lig tarihinin en iyi dakika başına gol oranına sahip 10 numara. “İnsan her şeye alışıyor, sıcak bahar ikindilerine” der nisanı anlatan dizelerinde Edip Cansever, City sevdalıları da zamanla alışacaktır yokluğuna…

Manchester City 4-2-3-1 dizilişinde, golcüleri Agüero’nun arkasında Mahrez, De Bruyne, Jesus üçlüsü. Leicester City 3-4-1-2 dizilişinde, gol umutları Iheanacho ve efsaneleri Vardy. Milli takımda çıkan pozitif Covid testi sonuçlarından sonra Çağlar Söyüncü kadroda yer almıyor. Onların yıldızı orta sahanın dinamosu Wilfred Ndidi, 24 yaşındaki Nijeryalı ligin en iyi defansif orta sahalarından. Ligde ayın futbolcusu golcüleri Kelechi Iheanacho, son dört maçta yedi golü var 14 numaranın. Geçen günlerde 72 yaşında aramızdan ayrılan Leicester City’nin eski futbolcusu Frank Worthington’un anısına bir dakikalık alkışlardan sonra başlıyor maç. Henüz 5. dakikada Fernandinho’nun uzaklardan vuruşu köşeden Leicester City ağlarına gidiyor ama pozisyonda kaleci Schmeichel’in görüş açısını engelleyen Agüero ofsayt pozisyonunda, gol geçersiz, karar doğru. Sonrasında orta sahayı domine etmeye başlıyor misafir takım, Leicester City takım halinde kapanıp alan daraltıyor. Topa sahip olduğu anlarda rakibin presi karşısında oyun kurmakta zorlanıyor ev sahibi, ilk bölümde gole yakın takım Manchester City. 18’de voleyle rakip kaleyi yokluyor Agüero ama vuruşu isabetsiz. 22’de De Bruyne’nın serbest vuruşuyla gole yaklaşıyorlar ama direkler gole izin vermiyor. Solda Mendy, sağda Mahrez ile oyuna genişlik kazandırdığı anlarda rakip savunmayı zorluyorlar ama 30 dakikanın sonunda rakip kaleyi bulan vuruşları bulunmuyor. 34’te Mahrez ile pozisyon buluyorlar ama vuruşu savunmada Fofana’dan dönüyor. 41’de Mahrez’in vuruşuyla gole yaklaşıyorlar ama Schmeichel ayaklarıyla çıkartıyor. Devrenin bitimine yakın Vardy’nın savunma arkasına koşusu golü getiriyor ama pozisyon ofsayt. Manchester City’nin topa yüzde 64 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi dört kez yokladığı devre golsüz kapanıyor.

2. devrede takımlar aynı kadrolarla sahada. 48’de Tielemans’ın vuruşu Manchester City kalecisi Ederson’da kalıyor. 52’de gelişen kontrada Tielemans’ın gollük vuruşunu yatarak çıkartıyor City savunmasında Laporte. 56’da diğer kalede Agüero’nun volesi savunmadan dönüyor. 58’de aradıkları golü buluyorlar, Mahrez’in vuruşunda kaleciden dönen topu plase vuruşla uzak köşeye bırakıyor Mendy. 63’te Agüero’nun yerine Sterling sahada. Geriye düştükten sonra hücuma kalabalık çıkmaya başlıyor Leicester City, 72’de Iheanacho’nun yerine Maddison sahada. 73’te fark ikiye çıkıyor De Bruyne’nın savunma arkasına enfes pasında Sterling, Jesus paslaşmasında yakın mesafeden kaçırmıyor 9 numara. 78’de Mahrez kaleci Schmeichel ile karşı karşıya kaldığı pozisyonda isabetsiz vuruyor, 3. golü kaçırıyor City. 79’da Mahrez yerini Torres’e bırakıyor. 86’da Maddison müsait pozisyonda kaleci Ederson’u geçemiyor. Üç dakika uzatılan maçta başka gol olmayınca puan farkını 17’e çıkartıyor Manchester City. Dört kupadan biri heybede, diğerlerini zaman gösterir. Maçın adamı De Bruyne, ikinci golde verdiği pas futbol okullarında ders diye okutulmalı…

Ziya Adnan

6 Nisan 2021

AFC Wimbledon; eve dönüş

Uzaklardan…

Ülkeye uzaklardan bakınca ortaya çıkan fotoğraf hazin. Çarşamba demokratik reform yapıp, ertesi gün 7 milyon oy almış partiye kapatma davası. Cuma kamuda tasarruf söylemi, cumartesi maliyeti 70 milyar doları bulacak Kanal İstanbul projesi. Sokakta maskesiz dolaştığı için garibana ceza keserken kongre salonunda 15 bin kişiyle halay manzaraları. Hayatın bu kadar uçlarda yaşandığı başka ülkeler var mıdır bilemiyorum.

Biz yine dönelim futbola. Milli maç arasından yararlanıp alt liglerde tutunma mücadelesi veren eskinin dişli takımına naçizane bir bakış.

1989’da kurulmuş Wimbledon FC, Londra’nın güneybatısında, yaz aylarında dünyanın en önemli tenis turnuvasına ev sahipliği yapan mahallenin sarı lacivertli takımı, nam-ı diğer ‘Dons’ (Efendiler). Tarihlerinin büyük bölümünü amatör kümelerde geçirdikten sonra, 1977’de profesyonel liglere adım atmışlar. Sonrası futbolun güzel hikâyesi. 4 sezonda 4 küme atlayarak 80’li senelerde ülkenin en üst liginde boy gösterdiler. Yaşı yeten Ada futbolu meraklıları hatırlayacaktır, şimdilerde çok tartışılan ‘Route One’ taktiğinin yaratıcısı takımdı Wimbledon, komando birliğini andıran azman futbolculardan kurulmuştu. Rakibi maç boyunca hava bombardımanına tutar, oyunun kurallarını sonuna kadar zorlayan sertlikte, sürekli prese dayalı oyun sisteminde göz açtırmaz, genelde duran toplardan golü bulurlardı. Kimler yoktu ki takımda! Kaleci Dave Beasant, daha sonraki yıllarda Chelsea’nin kaptanlığını yapacak Dennis Wise, bir futbolcudan çok ağır sıklet boksörünü andıran John Fashanu, sonraki senelerde kanser vakfı kuracak olan Lawrence Sanchez ve çetenin lideri, en azılısı Vinnie Jones! Onların deli dolu hikâyeleri süslerdi bulvar gazetelerinin spor sayfalarını. En önemli başarıları 1987-88 sezonunda kazandıkları Federasyon Kupası.

***

90’lı yılların sonlarına kadar rakiplerine korku salmaya devam ettiler ama sonrası hazin. 14 Mayıs 2000’de, o unutulmaz kupa zaferinin 12. yıldönümünde Premier Lig’e veda ettiler. 2004’te ‘MK Dons’ adıyla Milton Keynes’e taşınan kulübün bir kısım taraftarı Wimbledon semtinden asla ayrılmayacaklarını, köklerinin bu semtte olduğunu, tarihe ihanet etmeme adına kendi kulüplerini kuracaklarını açıkladılar ve AFC Wimbledon’u kurdular. O seneden sonra 13 sezonda 6 lig atlayarak 9. Lig’den 3. Lig’e yükseldiler. 21. Yüzyılda kurulan ve profesyonel liglere girebilmeyi başarmış ilk kulüp. Profesyonel liglerde en uzun süre yenilmezlik rekoru onlara ait, Şubat 2003, Aralık 2004 arasında 78 lig maçında yenilgi görmediler. 2020’nin Ekim’inde 9.215 kapasiteli yeni mabetlerine taşındılar. 30 sene önce terk etmeye zorlandıkları, takıma 90 sene ev sahipliği yapmış, sonraları tarih olmuş Plough Lane Stadı’na taş atımlık mesafedeki yeni mabetleri güzel zamanların anısına.

Baharı çağıran Londra gününde milli maç arasını fırsat bilip ziyaret ettiğimiz Plough Lane Stadı’nda. 24 takımlı League One’da 23. sırada AFC Wimbledon, rakip Northampton Town’un üç puan altında. 32 kişilik kadronun toplam değeri 2 milyon sterlin, takımın değerlisi 27 yaşındaki stoperleri Heneghan. Hocaları Mark Robinson 56 yaşında, 2004’te alt yapı hocası olarak katıldığı takımda ‘A’ takım hocalığına kadar yükselmiş. Son 5 maçından 4 beraberlik çıkarmış AFC Wimbledon 4-2-3-1 dizilişinde, ileri uçta Longman, Woodyard, Ludoni üçlüsü, önlerinde ligde 9 golü bulunan Pigott. 19 yaşındaki Kıbrıs kökenli sağ bekleri Hüseyin Biler maç kadrosunda yer almıyor. İlk bölümde iki takım da uzun toplarla çıkıyor savunmadan, topu yere indirmek yerine hava topları tercihi pozisyon üretmeyi zorlaştırıyor. Alt liglerin özelliği, oyunun havadan oynanması. Çok sayıda hava topu mücadelesi, bunun sonucu gereksiz fauller oyun kalitesini olumsuz etkiliyor. İlk 15 dakikanın sonunda iki takımın da rakip kaleyi bulan vuruşu bulunmuyor. Ev sahibi takımda sol hücum bekleri Alexander boş alan bulduğunda etkili. Orta sahada topu yere indirip oyun kuracak usta ayaklı oyuncu olmayışı bariz eksiklikleri. İlk kornerini 22’de kullanıyor AFC Wimbledon, Nightingale’in kafa vuruşundan sonuç alamıyor. 29’da Longman, Northampton savunmasında hatalı geri pasını gole çeviremiyor, rakip kalede Mitchell başarılı. Devrenin bitimine yakın geniş alanları sağda Woodyaer, solda Oksanen ile etkili olmaya başlıyorlar. AFC Wimbledon’un topa yüzde 57 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi 4 kez yokladığı devre golsüz kapanıyor.

2. devreye baskılı başlıyor ev sahibi, kanatlardan gelişigüzel ortalarla pozisyon üretmeye çalışıyor, Northampton takım halinde kapanıyor. 50’de Woodyard ile gole yaklaşıyorlar, vuruşu savunmadan dönüyor. Northampton savunmasının sağında Kioso hava toplarında rakibe göz açtırmıyor. 60’ta duran top organizasyonunda onun kafa vuruşuyla gole yaklaşıyorlar. 68’de AFC Wimbledon’da ileri uçta Palmer, Lookman’ın yerine sahada. Son bölümde hücum gücünü artırma adına iki değişiklik daha yapıyor hocaları Robinson, sadece kenarlardan oynama isteği, merkezde oyunu domine edememeleri önemli eksikleri.

88’de takımı belki de kümede tutacak golü buluyorlar, soldan kullandıkları kornerde Pigott yakın mesafeden kaçırmıyor. Beş dakika uzatılan maçın kader anı 95’te geliyor, Hoskins’in penaltısını köşeden çıkartıyor Wimbledon kalesinde Tzanev, tek golle kazanıp 21. sıraya yükseliyor AFC Wimbledon. Maçtan sonra hocaları Mark Robinson’la saha kenarında söyleşiyoruz. Taraftarın sahip olduğu bir kulüp olduklarını, bunun kendilerine güç verdiğini, akademi alt yapısına sahip bir hoca olarak genç futbolcuların gelişimine inandığını dile getiriyor. Hüseyin Biler’in gelişimini soruyorum, futbolcuyu amatör liglerde keşfettiğini, yetenekli, öğrenmeye iştahlı olduğunu, gelecekte takımda önemli yeri olacağını vurguluyor.

Ziya Adnan

30 Mart 2021

Olimpiyat Stadı’nda şahane derbi

Uzaklardan…

1985-86 sezonunu şampiyon olarak bitirmişti Liverpool, Premier Lig henüz kurulmamış, serveti futbol sevdasından büyük iş adamları henüz adına futbol denilen güzel oyuna el atmamıştı. O sezon ligi Liverpool’un dört puan gerisinde, 3. sırada bitirdi West Ham United, kulüp tarihinin en iyi derecesi. Ancak İngiliz takımlarına verilen cezalar nedeniyle Avrupa Kupalarında yer alamadılar. Londra’nın iki dişli takımı Arsenal ve Totenham Hotspur o sezon West Ham’ın hayli gerisinde kalmıştı. Sonrasında, 1992-93 sezonunda perdelerini açtı futbolun en görkemli ligi ve bazılarının kaderi o açılışla değişti. 1992, 2005 ve 2011’de üç kez elitler liginden düştü West Ham United. O sürede Arsenal şampiyonluk kupasını üç kez kaldırdı…

2016’da 99 seneliğine kiraladığı Olimpiyat Stadına, yeni evlerine taşındı bordo mavililer. Yeni mabet yeni ufuklar açacak, West Ham tıpkı 1985’te olduğu gibi zirveye oynayacaktı. “Bazı umutlar başka zamanlarındır” der şair, takım adına işler beklendiği gibi gitmedi, umutlar hep başka zamanlara kalırken çoğu sezonlarda lige tutunma kaygısınaydı Doğu Londra kulübü, tüm ihtişamına rağmen yeni mabetleri yaramamıştı takıma…

Aydınlık, baharı çağıran Londra Pazar’ında ligde rakibin yedi puan üzerindeki West Ham, Arsenal karşısında. Son 49 maçın 32’sini kaybederken sadece sekiz maç kazanabildiler. Evlerinde Arsenal’e karşı şansları tutmuyor, evlerinde rakibe karşı son 24 maçın sadece üçünde galibiyet sevinci yaşadılar. David Moyes’un takımı senenin yükselenlerinden, sekiz galibiyetle Manchester City’den sonra ligde en fazla galibiyet sevinci yaşayan takım. Belalıları Arsenal’ın 9 numarası Lacazette, son beş maçta West Ham karşısında 4 gol buldu…

15’te hak ettiği golü buluyor West Ham, Antonio’nun asistinde Lingard köşeye asıyor. Bir dakika sonra fark ikiye çıkıyor, sağdan Lingard’ın çabuk kullandığı, rakip savunmanın derin uykulara yattığı duran top organizasyonunda Bowen, Leno’nun kapattığı köşeden top yerden ağlara gönderiyor. West Ham 32’de farkı üçe çıkartıyor, Coufal sağdan kesiyor, Antonio’nun kafa vuruşuna Soucek dokunuyor. Üç farkla geriye düştükten sonra 38’de Arsenal’de Lacazette sahneye çıkıyor, Chambers’in ortasına ceza sahasında müthiş vuruyor, Soucek’e çarpan top ağlara giderken fark ikiye iniyor. Devrenin son bölümünde fark azaltmak için yükleniyor Arsenal, topa yüzde 40 oranında sahip olduğu, rakip kaleyi sekiz kez yokladığı devreyi 3-1 önde kapatıyor West Ham.

2. devreye Lacazette’in gole yaklaştığı pozisyonla başlıyor Arsenal, 60’da farkı bire indiriyorlar, Chambers’in sağdan sert ortasını kendi kalesine gönderiyor Dawson, baskı karşısında dağılıyor West Ham. 75’te West Ham atağında Benrahma’nın getirdiği topu yakın mesafeden ağlara gönderemiyor Antonio, muhtemel maçın kırılma anı. Martinelli’nin Aubameyang’ın yerine girdiği 82’de beraberliği yakalıyor Arsenal, Pepe sağdan enfes ortalıyor, arka direkte Lacazette kafayla bitiriyor, bu sezon 11. golü. Üç dakika uzatılan nefes kesen maçta başka gol olmayınca üç farkla geriye düşen Arsenal, Odeegard ve Chambers’ın müthiş oyunuyla puanı kapıyor. . Maçtan sonra West Ham’ın hocası David Moyes’a maçtan çıkardığı artı ve eksileri soruyorum. İlk 30 dakikada müthiş oynadıklarını, ilk devrenin sonunda kalelerinde gördükleri golden sonra topla daha az oynadıklarını, 2. devrede Arsenal gibi üst düzey futbolculara sahip takım karşısında topu rakibe bırakmanın bedelini ödediklerini dile getiriyor. Kaybettikleri iki puana rağmen Şampiyonlar Ligi potasındalar, 1986’dan beri sezonu Arsenal’in üzerinde bitiremediler ama bu sezon nicedir unuttukları başarıya yakınlar…

Ziya Adnan

27 Mart 2021